19 Mart 2026 Perşembe

Üretici Dertli

Yumurta ihtiyacımı bir hısımdan giderdim. Tavuklar yumurtlamayı bırakınca ister istemez çiftlik yumurtasına yöneldim. 

Aldığım yumurta markasını birkaç defa değiştirdim. Tadı ve lezzeti iyi diye bir markada karar kıldım. İki defadır aldığım bu markayı da beğenmez oldum. 

Hangi markayı alayım derken komşunun yumurta çiftliğinin olduğunu, aynı zamanda çiftlikteki yumurtasını sattığını, yumurtasının lezzetli olduğunu öğrendim.

Akşam eve gelirken yumurta getirebilir misin diye komşuyu aradım. "Çiftlikten yeni getirdim. Araba evin önünde. Yarın dükkana götüreceğim. Kaç viyol istersen vereyim" dedi. 

İftardan sonra iki viyol aldım. Hal hatırdan sonra işlerinin nasıl olduğunu sordum. "İyi değil. Hep zarar" dedi. İnşallah düzelir dedim. "Düzelmez. Böyle devam eder. Artık ne kadar dayanabilirsek. Enflasyonu bizim yumurta ile düşürmeyi hedefliyorlar" dedi. 

Görünen o ki yumurta üreticisi dertli. Cepten yiyorlar. 

Dertli olan sadece yumurta üreticisi değil. Nerede bir üretici varsa hepsi zararda. Çünkü gelen her zamdan her ürün nasibini almıyor. Mesela sebze kaç yıldır yerinde sayıyor. 

Limon hakeza. 

Bir zamanların haberlere konu olan patates ve soğan da fiyat yönünden yerinde sayanlardan.

Yine birkaç senedir kavun, karpuz da fiyat yönünden yerinde sayan ürünler. 

Seni de anlamak zor. Zam gelen ürünü eleştiriyorsun, zam gelmeyip yerinde sayan ürünleri de eleştiriyorsun denebilir. 

Zammın savunanı olmaz. Hepimiz eleştirmek de enflasyona bağlı olarak çoğu ürünlere belirli aralıklarla zam yapılmasına alıştık.

Petrolün varili yükseldikçe ve dolarda dalgalanma oldukça petrol ve petrol ürünlerine yapılan otomatik zamma zaten alıştık.

Petrole gelen her zam fiyatlara da bir şekilde yansıtılıyor.

Şu var ki toprağın bitirdikleri diyebileceğimiz sebzenin, soğanın, patatesin, limonun, kavun ve karpuzun yerinde sayması, hatta fiyat yönünden düşmesi elbette tüketici olarak hoşumuza gider. Benim de hoşuma gidiyor. Yalnız üreticinin ekip diktiğinin karşılığını alamaması hayra alamet değil. Çünkü ekip diktiğinden kar etmeyen hatta zarar eden üreticinin bu duruma daha fazla dayanması mümkün değil. Yarın üretici, yıllardır zarar ediyor, cepten yiyorum. Bundan sonra ekip dikmeyeceğim, üretmeyeceğim dese, işte bizi bekleyen en büyük tehlike bu. O zaman ne yer ne içeriz. İthal durumunda kalırız. İthal ürünü de kaça yiyeceğimiz hepimizin malumu. 

Hasılı, üreticinin bir şekilde desteklenmesi gerekir. Değilse halimiz harap. 

18 Mart 2026 Çarşamba

Ramazanın Düşündürdükleri

Ramazan ayı Müslümanlar için önemli bir ay, mübarek bir ay, on bir ayın sultanı; rahmet, mağfiret ve cehennem azabından kurtulma ayı. Bu ayda şeytanlar zincire vurulur denir.

Bu ay oruç tutan, Kur'an okuyan, ibadet yapan için ruhu ve bedeni rektefiye etme ayı aynı zamanda. 

İçinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini barındıran aydır. 

Kur'an ayıdır aynı zamanda. Mukabele ve hatim okuma geleneği yine bu aydadır. 

Kişinin açlık ve susuzlukla imtihan edildiği aydır. 

Oruç tutanın nefsine hakim olduğu aydır. 

Oruç tutan için güçlü bir irade beyanının olduğu aydır. 

Belli saatte yeme ve içmeden kesilme, aynı zamanda aynı vakitte yeme, içme ayı. 

Zekatıyla, fitresiyle, fidyesiyle sadakasıyla, yardım kolisiyle fakir ve fukaranın gözetildiği, yardımlaşmanın doruğa ulaştığı aydır. 

İzzet, ikram ve iftar davetlerinin yapıldığı, sofra menüsünün çeşitlendiği aydır. 

Sair zamanlara göre oruç tutana bol zamanın kaldığı bir ay ama üretim ve çalışma yönünden zayıf bir ay. Çünkü zaman bol ama aç ayı oynamaz misali oruç tutanda çalışma şevkinin olmadığı bir ay.  Tembellik, rehavet, üşengeçlik bu ayda kendini gösterir. 

Uyku probleminin had safhada olduğu, uyuşukluğun hiç uzaklaşmadığı, çalışma temposunun iyice düştüğü, iftarın dört gözle beklendiği ay. 

Kısaca oruç, teravih, namaz, Kur'an okuma, hayır ve hasenat yönünden bereketli bir ay. Yalnız aynı bereket, çalışma ve üretmede yok. 

Hem ibadet hem de üretme ve çalışma olsun isteniyorsa ramazanlara mahsus bir mesainin yürürlüğe konması hem ibadet hem de üretme yönünden elzemdir diye düşünüyorum. Çünkü bitimi ihmal etmeden ikisini de birlikte yürütmek lazım. 

17 Mart 2026 Salı

Hayatın İçinden Bir Seminer Programı

Öğretmenler iki ara tatil, sene sonu ve sene başı olmak üzere mesleki çalışma adı altında seminere tabi tutulur. 

MEB seminerleri bazen yüz yüze yapmakta. Bazısını da uzaktan eğitim yoluyla yapmaktadır.

Kasım ayında uzaktan yapılan seminer öğretmenler için bir Çin işkencesiydi. Gereksiz detaya inilmiş, aralarda değerlendirme yapan, bölüm sonlarında sınava tabi tutan bir seminerdi. Hepsinden öte öğretmenine güvenmeyen bir seminer programı görüntüsü vardı. Mesleki çalışma yapan öğretmen, bir eliyle semineri dinlerken diğer eliyle de ilerle butonuna basmak zorundaydı. Sisteme girmek mesele idi, devam etmek hakeza, bitirmek de öyle. Sistemin sık sık atması, tekrar girmek başlı başına sorun idi. Donması da eksik değildi. 

Kasımdaki bu seminer sosyal medyaya düşmüş, MEB eleştiri yağmuruna tutulmuştu. 

MEB tüm bu eleştirilere kulak vermiş olmalı ki Mart 2026 seminer programını çok güzel hazırlamış. İçeriğinin güzelliği kadar faydalı üstelik. Bu mesleki çalışma sadece öğretmenlere değil, aynı zamanda veli, öğrenci ve vatandaşa da faydalı olur. Ben olsam, şifresiz bir şekilde MEB'in ana sayfasına bu semineri koyarak tüm vatandaşların izleyip dinlemesine imkan sağlardım. 

Kadir gecesi günü 00.00 gibi başladım semineri dinlemeye. 2,5 saat kadar sürdü. Kopmadan, sistem atmadan elimde telefon bir solukta dinledim. 

Gereksiz detaya inmeden ve bilgiye boğmadan hayatın içinden bilgiler içeren bu mesleki çalışmayı çok beğendim ve MEB'i takdir ettim. Buradan bu seminer programını, bu içeriği hazırlayan, planlayan, onay veren, sunuma hazır hale getiren tüm iç ve dış paydaşlar nazarımda bir teşekkürü hak etmiştir. 

Bu konuya değinmişken seminer başlıklarına da yer vermek isterim: 

1.Dijital çağda öğretim, 

2.Eğitim ortamlarında dijitalleşme, 

3.Dijital öğretim süreçleri ve aktif öğrenme, 

    A-Yenilikçi öğrenme alanları spektrumu, 

    B-Öğrenme ortamlarını bugünü ve yarını. 

4.Eğitimde yapay zeka

 A-Eğitimde yapay zeka ve yapay zeka okuryazarlığı 

    B-Eğitim ve yapay zeka ilişkisi

5.Dijital etik ve güvenli iletişim

   A-Veri koruma ve gizlilik yöntemleri, 

   B-Siber güvenlikte etik konular. 

Özellikle 5. bölümde işlenen konular bu dijital çağda her birimizi yakından ilgilendiren önemli bilgiler içeriyor. Güvenli İnternet kullanımı, bilgilerin korunması ve çalınması, şifre alma, siber şiddet ilk aklıma gelen içerikler. Hepsi bizi korumaya yönelik bilgiler.

Bundan sonra yapılacak tüm seminerlerin bu şekil hayatın içinden olması en büyük temennimdir.