25 Ocak 2026 Pazar

Tok, Açın Halinden Anlamaz

Adıyaman Kahta'da öğretmenlik yaparken ara ara takıldığım çay ocağında, tütün deposunda çalışan biriyle tanıştım. Yanlış hatırlamıyorsam, tütüne kota uygulandığı 2000 öncesi ya da 2001 ya da 2002 yılları. Tütüne kota uygulanınca haliyle depolara tütün konmamıştı. Bu depolarda görevli olanlar da boş tütün depolarını bekliyordu o zamanlar.

Tanıştığım kişi bu depolardan birini beklemekle görevli imiş. Ne iş yaptığımı sordu. Öğretmenim dedim. Ne kadar maaş aldığımı sordu. O zaman ne kadar aldığımı da hatırlamıyorum ne rakam telaffuz ettiğimi de. Yalnız beş yüz dediğimi hatırlıyorum. Normal şartlarda kimseye maaşını sormam. O bana sorunca, ondan cesaret alarak ben de siz kaç alıyorsunuz dedim. Yanlış hatırlamıyorsam, 1350 lira gibi bir rakam telaffuz etti. Ardından "Sizin maaşınız az. 700 lira olmalı" dedi.

Sonrasında ne konuştuk, ne kadar oturduk hatırlamıyorum. O günden bugüne aklımda kalan ise boş tütün deposunda bekçilik yapan birinin, öğretmenin maaşını kendi aldığı maaş seviyesine çıkarmamasıydı. Daha doğrusu, seviyesinde maaş almamızı denk görmedi. İşin Türkçesi öğretmen maaşını kendi aldığı maaşa bile yaklaştırmadı. En az yarı yarıya fark olmalıydı. Biz her halükarda ondan düşük maaş almalıydık. Elbette maaşı o belirlemiyor ama "En az bizim aldığımız kadar almalısınız" deseydi herhalde kıyamet kopmazdı. Hoş, maaşınız 700 ya da 1350 olmalı dese de yine değişen bir şey olmayacaktı. Ama en azından empati yapmış ve gönül almış olurdu.

Geçmişte başımdan geçen bu anekdot, vekillerin 19 bin lira olan en düşük emekli maaşını 20 bin liraya çıkarmak için Mecliste parmak kaldırmasını görünce aklıma geldi. Bir arkadaşın dediğine göre "600 vekil içinden; 1 Bakan, 4 belediye başkanı, 2 vefat, 1 mahkumiyet nedeniyle 8 vekillik boş. Mevcut 592 vekilden 499'u, oran olarak yüzde 84'ü çift maaş hem vekil hem emekli maaşı 451 bin lira alıyormuş. Sadece 93 vekil tek vekil maaşı 273 bin lira alıyormuş". Eğer bu bilgi doğru ise Meclisin kahir ekseriyeti emekli vekillerden oluşuyor. Kendilerinin cebine her ay emekli+vekil maaşı olarak 451 bin lira girerken bu vekillerimiz en düşük emekli maaşını 19 binden 20 bin olsun diye parmak kaldırmış oldu. Ben buna tok açın halinden anlamaz derim. Empatiyi zaten ara ki bulasın. Tamam, normal emeklinin gideriyle emekli vekil ve halen vekil olanın gideri bir olmaz. Fark olsun da bu kadar olmasın. Emekli fazla değil, namerde muhtaç olmayacak bir maaşa kavuşsun. Temennim bu yönde. Vekillerimiz bu orantısız uçuruma ses çıkarmadığına göre anlaşılan o ki vekillerimizin durumu, benim maaşımı yanına yaklaştırmayan tütün deposu bekçisinden farklı değil. Çünkü tütün görevlisi de aynı kafada, vekillerimiz de.

Normal emekli ile vekil emeklisi arasındaki maaş uçurumu elbette sadece bugünün sorunu değil. Bu sorunu biz bari düzeltelim, aradaki makası biraz daraltalım diyeceklerine, aradaki makasın daha da açılmasına ses çıkarmıyorlar.

Aradaki makasın kapanmasından geçtim. Bugünkü hem emekli vekil hem de halen vekil olanlardan, bugünkü emeklileri düşünme adına, bir ay boyunca sadece en düşük emekli maaşı harcamasıyla yetinmeleri. Eğer bir ay boyunca dişlerini sıkıp 20 bin lira ile geçinebilirlerse, bugünkü aldıkları maaş kendilerine helali hoş olsun.

24 Ocak 2026 Cumartesi

Emekli Maaşlarındaki Uçurum

2026 Ocak ayı itibariyle milletvekili maaşı 273 bin, emekli milletvekili 178 bin, hem emekli hem de milletvekili olanın maaşı ise 451 bin olmuş. En düşük emekli maaşının 20 bin olduğunu sağır sultan bile bildiği için söylemeye gerek yok sanırım. 

Baştan söyleyeyim. Ne vekilin ne başkasının ne de futbolcuların aldığı maaşta gözüm var. Bugüne kadar kimsenin aldığı maaşı mesele edinmedim. Merak edip de ne kadar alıyorsun diye de sormadım. Kendi maaşımı bilirim. Aldığım maaşa göre de ayağımı uzatırım. Açılıp saçılmam. Maaşım az, az zam verildi. Maaşım şu kadar olmalıydı da demem. Kendi maaşımı değerlendirirken asgari ücretliyi, asgari emekli maaşı alanları ve sosyal güvencesi olmayan kimseleri ve işsizleri düşünürüm. Aynı zamanda evi barkı olmayıp kirada oturanları düşünürüm. Allah onların yardımcısı olsun diye dua ederim. Kendimden düşük maaş alanlara bakarak halime şükrederim. İsterim ki benden düşük alanlar da en az benim kadar alsın. 

Bu vekil maaşlarını konu edinmene ne diyelim derseniz, inanın emekli ya da aktif vekil olanların maaşlarını da bilmiyordum. Ta ki sosyal medyada gezinirken önüme bu tablo düşünceye kadar. Tablonun en altındaki emekli maaşını görünce aradaki bu uçurumu yazı konusu edineyim istedim. 

Şu var ki emeklileri mesele ve dert edindiğim kadar çoğu emeklinin bunu mesele edindiğini de sanmıyorum. Gördüğüm kadarıyla ya hallerinden memnunlar ya ne olur ne olmaz, eldekinden de oluruz diye korkuyorlar ya da az diye dert yansak ne olacak. Nasılsa imam bildiğini okuyor diye seslerini çıkarmıyorlar. 

Bu tabloyu görünce vekil de ev geçindiriyor, asgari emekli maaşı alan da. Emekli vekil de ev geçindiriyor, diğer emekliler de dedim. 

Yanlış anlaşılmasın, herkes eşit maaş alsın, emekliler de çalışan kadar alsın, hele vekiller de biraz düşük alsın diye bir düşüncem yok. Elbette yapılan iş, statü, sorumluluk, yetki ve riske göre çalışanlar farklı farklı maaş alsın. Arada fark olsun ama bu kadar da uçurum olmasın. Aradaki uçurum, 273.000:20.000=13,65 kat. 

Biri çalışan biri emekli diyebilirsiniz. Emekli vekil ile en düşük emeklinin maaşını kıyaslayalım. 178.000:20.000=8,9 kat. 

Kurda desen ki biri emekli vekil, biri de normal emekli. Haydi arada pay et desen, inanın bu taksimatı kurt bile yapmaz. Bu, 1 kişiye 9 pul, 9 kişiye bir pul gibi bir şey. 

Tamam, seçilmiş vekilimiz aslan payını alsın ama asıl olanı da bu derece ezmesin. 

Haydi bu adaletsiz taksimattan geçtim. Vekilin masrafı ile vatandaşın harcaması aynı olmaz diyelim. Ölürken bile vekil ve vatandaş ayrımında yine uçurumlar var. Ne demek istediğimi örnekle açıklayayım. Biliyorsunuz, ölen çalışanın yakını için devlet cenaze ödeneği veriyor. Verilen ödeneklere bir bakalım:

Memurun eşi veya çocuğu vefat edince, memura 13.184 lira ödeme yapılıyor. Ölen memurun kendisi ise 26.369 lira ödeniyor. Kişi Bağkurlu veya SSK'li ise ödenen ücret 6.000 lira. Ölen milletvekili ise 158 bin lira ödeniyor. Gördüğünüz gibi öldüğümüz zaman bile eşit alamıyoruz. Halbuki hepimiz biliyoruz ki cenaze namazı kılınırken ölen vekil de olsa general de olsa er kişi diye niyet edilerek herkes eşitleniyor. Ama gelin görün ki devletin cenaze ödenekleri bile ölünce eşitlenmiyor. Memura ayrı, Bağ-Kurluya ayrı, vekile ayrı tarife uygulanıyor. 

Durumumuz bu. Güler misin, ağlar mısın? Başka da söze hacet yok. Zira sözün bittiği yerdeyiz. 

23 Ocak 2026 Cuma

Emekli Tablomuz

Emeklilerin aldığı emekli maaşına dair sosyal medyada dolaşımda olan iki veri önüme düştü. Ne derece doğru olduğundan emin olmamakla beraber fikir vermesi bakımından bu iki veriyi ele alacağım. 

Bu tabloda 2019-2026 yılları ve arasında en düşük maaşı alan kişilerin sayısı ve aldıkları maaş yer almakta. Maaş miktarı üzerinde durmayacağım. Çünkü yüksek enflasyon karşısında paramızın değeri sürekli düştüğü için maaş miktarının farklılığı çok bir anlam ifade etmiyor. Yalnız 2019 yılında en düşük emekli maaşı 1000 lira iken aradan 8 yıl geçince, en düşük emekli maaşının 20 bin lira olması, paramızın ne derece değer kaybettiğinin bir göstergesi. Bu demektir ki 2026'nın 20 bin lirası 2019'un 1000 lirası. Başka bir deyişle 2019'un 1000 lirası 2026'nın 20 bin lirası. Bu da paramızın 20 kat değer kaybettiği anlamına gelir. 

Esas üzerinde duracağım husus ise 2019 yılında en düşük emekli maaşı alan sayısı 1 milyon iken, her yıl artarak 2026 yılına gelindiğinde, en düşük emekli maaşı alanların sayısının 5 milyona dayanması. Bu demektir ki her yıl en düşük emekli maaşı alanlar kervanına yenileri eklenecek. Son kertede her emekli maaşı alanlar eşitlenecek. Gidişat gösteriyor ki herkes en düşük emekli maaşı alacak. 

Bu tabloda ise 2026 yılına gelindiğinde, en düşük emekli maaşı olan 20 bin lira alanların sayısı ve oranı verilmektedir. Buna göre emeklinin % 34'ü 20 bin, % 56'sı 21-25 bin, % 10'u ise 25 binin üzerinde maaş alıyor. Bu demektir ki emeklinin yüzde 90'ı 20-25 bin lira alıyor. Emeklinin yüzde 10'u ise diğer emeklilere göre daha iyi durumda. 

Yazılarımı takip edenler, emeklilerin bu durumunu dile getiren kaçıncı yazım olduğunu bilir. Halen emekli olmamama rağmen istedim ki onların derdine tercüman olayım, onlar adına empati yapayım. 

Emeklinin en düşük emekli maaşı alır noktaya doğru hızla ilerlemesinden geçtim. Maaş adaletsizliği en büyük sorun bu ülkede. Birileri 100 bin, 200 bin lira maaş alırken asgari ücretli çalışanın 28 bin, emeklinin de 20 bine mahkum olması, aradaki maaş uçurumunu göstermesi bakımından manidar. Bir vekilin, "2026 Ocak ayında maaşıma 27.500-28.500 lira zam gelirken emekliye 20 bin lira maaş reva mı" videosu da ne demek istediğimi anlatması bakımından bir örnek. 

Şu bir gerçek ki maaşına 27-28 bin zam gelen de ev geçindiriyor. Toplam aylığı 20 bin olan da ev geçindiriyor. Daha doğrusu ev geçindirmek zorunda. 

Bu sorun, en düşük alanlar düşük prim ödeyenler ve fazla çalışmayanlar demekle geçiştirilemez. Emeklilerin çoğu yine çalışmaya devam ediyor demekle de olmaz. Eldeki imkan bu. Emeklilerin sayısı çok demekle de olmaz. Emekli ister ikinci işte çalışsın, paraya para demesin, tarlasından ve bağından ekip diktiğini yesin, istersen bir eve kaç emekli maaşı girsin, milyonlarca emekliye reva görülen maaş hakkaniyete ve vicdana sığmaz. 

Bu gözle görülen sorun sadece günümüz sorunu değil. Geçmişten günümüze emekli yaşı ile oynamamızın acı bir tablosu. Emeklilerin bu durumuyla ilgili, sorun çözen radikal kararlar almadan çözülemez. Ve bu sorun giderek artacak. Bu iş açlık ve yoksulluk sınırının da ötesinde toplumsal bir patlamaya doğru gider endişesini taşıyorum. 

Yazımdan siyasi anlamlar çıkarılmasın. Hiç öyle bir niyetim yok. Şu suçlu, bu suçlu gibi bir düşüncem de yok. Geçen geçti artık. Önümüzde bir cenaze var. Bu cenazenin kaldırılması gerekir. Bunun için de bu meseleyi memleket meselesi olarak görmek gerek. İktidarıyla, muhalefetiyle bir araya gelip bu işin içinden nasıl çıkılır, emeklimize insanca yaşayacağı maaşı nasıl veririz, bir daha emekli yaşı ile nasıl oynanmaz üzerine kafa yormalarının zamanı geldi ve geçiyor bile.