31 Aralık 2025 Çarşamba

Pişmanlığa Veda Yılı

İnsanın önüne fırsatlar çıkar. Fırsatları değerlendirenlerin önü açıktır.

Fırsatları değerlendirmeyenlerin dünü pişmanlıktır.

Bugünden bakıp dününü pişmanlık olarak görenler, bugünü fırsat bilip değerlendirmezse, yarın olduğunda, dün olan bugünün de pişmanlık olduğunu göreceklerdir.

Dünü hep pişmanlıkla geçenlerin yarınları da pişmanlık olmaya gebedir. Böyle kimselere, ömrü pişman olmakla geçecek dense yeridir.

Aslında her pişmanlık bir öz eleştiridir. Kişinin kendisiyle, yaptıklarıyla ve yapmadıklarıyla yüzleşmesidir. Yalnız yüzleşme amasız ve fakatsız yapılmalıdır. Çünkü her ama ve fakat bahane üretmektir. Bu da gerçekle yüzleşmekten kaçınmak demektir.

Değerlendirmediği her gününün pişmanlık olduğunu bildiği halde öz eleştiriye yanaşmayanlar gerçeklerle yüzleşmekten kaçınıyorlar.

Fakat gel gör ki korkunun ecele faydası yok. Kaç kaç kaç... Nereye kadar? Çünkü dün, bugün, yarın, bu yıl, şu yıl derken yıllar bir bir geride kalıyor. Ömürden yıllar gidiyor. Çünkü geçen geçmiştir. Geriye gelmez ve son pişmanlık da fayda vermez.

Kim ki bugün, dün ve dünleri değerlendiremediğine hayıflanır, kendine yeni bir yol haritası çizer ve hiç oyalanmadan ertesi gün devreye sokarsa geleceğini kurtarır.

Hedef ve plan çizmeden, gününü gün edenler ne yediklerinden zevk alır ne de içtiklerinden. Kendilerini oyalayacak bir meşgale bulurlar. Bilsinler ki bu meşgale de pişmanlıktır.

Hayatı pişmanlıkla geçenin zararı sadece kendisine olsa, ne hali varsa görsün. Kendi düşen ağlamaz dersin. Zararı aynı zamanda ailesinedir. Çünkü bu aymazlığın ceremesini ailesi derinden çeker.

Ailesine derin bir iç çektirmek istemeyen, bugünden yarınların planlamasını yapmalıdır.

Hülasa, dünü ve bugünü pişmanlık olanların ömrü pişmanlıkla geçer. Ömür biter, pişmanlık da kendisini bir gölge gibi takip eder.

Her geçirdiği günü pişmanlık olarak hanesine yazanların yüzü gülmez, etrafına da pozitif enerji vermez.

Pişmanlıklara veda etmek isteyenler için belli tarihler dönüm noktası olabilir. Mesela yeni yıla merhaba dediğimiz yılın son gününde o yılın muhasebesini yapabiliriz:

Ne idim ne oldum ne olabilirdim?

Tüm kapasitemi kullandım mı?

Önüme çıkan fırsatları değerlendirebildim mi?

Sebepleri işledim mi?

Yeterince kendimi verebildim mi?

Kısaca kendimden memnun muydum? Kendimi nasıl memnun edebilirim?

2026 yılı pişmanlıkların geride kaldığı, kişinin kendine yeni bir yol haritası çizdiği bir yıl olsun.

Neye Umut Bağlamışım?

2021 Aralık ayının son günü sosyal medyada yazıp paylaştığım yazım önüme düştü. Gözlerimin ışıltısına bakacaksınız dediğime göre Sayın Nebati'nin Hazine ve Maliye Bakanlığı dönemi sonrası olsa gerek. 

Döneminde, tüm dünya faizleri yükseltirken bizim ülkemiz nass gereği faizleri indirmişti. Ekran ekran gezip bol şaklabanlıklar yapmıştı. Verilen görevi hakkıyla yapıp köşesine çekildi. Trakya'da aldığı bol sulak arazi ile büyük bir hazineye kavuştuğu bir ara gündeme geldi. Başka da hatırlayan yok. 

Şu var ki bugünkü yüksek faiz ve dövizin fırlaması, TL'nin iyice değer kaybetmesi onun eseri idi. Gerçi onun bunda suçu yok. O sadece verilen emri yerine getiren emir eri bir figürdü. 

Neyse geçip gitti. Hala ceremesini ise biz çekiyoruz. İzahı olmayan o günlerin mizahı olur demişim. Bakalım ne yazmışım:

"Hazine ve Maliye Bakanlığı sırası yavaş yavaş bana gelecek diyordum.

Sanki yavaştan daha hızlı olacağa benziyor. Bunu, içime doğan umut ışığından biliyorum.

Burada umut kelimesi geçince sakın ola ki ekonomiye umut olacak, yaralarımızı saracak anlaşılmasın.

Eğer böyle yanlış bir anlaşılma söz konusu ise şimdiden özür dilerim.

Burada geçen umut, benim bakan olacağım umududur, size umut olmak değil yani.

Bunu baştan söyleyeyim de sonra ahu figan etmeyelim.

Bakan olur olmaz bu ne yapar diye düşünmenize, bana 300-500 gün kredi vermenize gerek yok.

Gözlerimin içine bakacaksınız. Gözlerimdeki tükenmişliği ve çaresizliği görünce, hepiniz bundan gelecek hayır gelmez olsun. Bu, öncekilere rahmet okutur diyecek ve kötü komşu mal sahibi yapar misali, hepiniz başınızın çaresine bakacaksınız.

Kendi yağınızla kavrulacaksınız.

Siz başınızın çaresine bakarken ben de bakanlığım dışında daha da huzur bulmak için birkaç yönetim kurulu üyeliğine kapağı atmaya çalışacağım.

Bu iyiliğimi de hiç unutmayın". 31.12.2021

Yeni yıl, umut tacirliği yapan kurtarıcılardan kurtulduğumuz yıl olsun. 

30 Aralık 2025 Salı

Doldur Boşalt Sistemi

Ülkemiz diğer şeyleri nasıl yapıyor bilmem ama doldur boşalt sisteminde üzerine başka ülke tanımam.

Nedir doldur boşalt sistemi derseniz, teessüf ederim. Bunu da bilmiyorsanız, niye yaşarsınız.

Doldur boşalt sistemi şudur: Önce hapishaneleri suçlularla dolduruyorsun. Gerektiğinde yeni ve büyük hapishaneler yapacaksın. Artık yeni suçlu alacak kapasitesi kalmayınca, siyaset kurumu ve TBMM ne için vardır. Hemen çözüm üretir. Bir infaz yasası çıkarılır. Bir bakmışsın hapishaneler boşalır.

TBMM'nin çıkardığı kaçıncı infaz yasası oldu bilmem.

Çıkarılan infaz yasalarıyla birlikte hapishaneler boşalınca, kimse, o kadar hapishane boş mu duracak, yazık, israf demez. Çünkü dışarıda sırasını bekleyen o kadar müşterisi var ki devlet-millet işbirliğiyle kısa zamanda dolduruveriyorlar burayı.

Şu var ki hapishanelerden herkes memnun.

Devlet memnun. Had bilmeyenlere haddini burayla bildirir.

Müşteriler zaten memnun. Memnun olmasalar; girip çıkan, tekrar gir çık yapar mı? Demek ki memnunlar. Hatta öyleleri var ki çıkar çıkmaz ne işim var benim dışarıda. Rahatımı bozmaya değmez dercesine tekrar suç işleyerek yeniden girdiği hepimizin malumu.

İşin içinde müşteri memnuniyeti olunca haliyle buralar hep hareketli. Niye memnun olmasınlar? Nasılsa yolu hapishaneye düşen, burada fazla kalmayız. Arkamızda dağ gibi Meclis var. Onlar bizi bizden fazla düşünür. Bir bakmışsın yeni bir infaz yasasıyla sayılı günlerin ne zaman geçtiğini bilemezler. Gerçi "Düşenin dostu olmaz" derler ama bu herkes için geçerli değil belli ki. Çünkü Meclis daima yolu hapishaneye düşenin yanında. Sağ olsunlar, var olsunlar. Dost dediğin kötü günde belli olur dedikleri bu olsa gerek.

Bir de içeride iken geçim gailesi, ev geçindirme vs. derdi yok. Nasılsa yeme, içme ve masraf şirketten.

Nasıl bir yer ve duygu olduğunu bilmem ama bir zamanlar hapishane için "Girmeyen eşek. Girdiği halde tekrar girene eşek oğlu eşek derler" dendiğini işitmiştim. Artık ne derece doğruysa. Gerçi davulun sesi uzaktan hoş gelir dense de bu işin anlatımı bana hoş geldi. Neredeyse, içeri girmeyi canım çekti. Tadında bırakayım. Fazla merak iyi değildir.

Meclisin çıkardığı ve çıkaracağı sayısız infaz yasalarına, bilirim bazılarınız, herkes cezasını günü gününe çekmeli. Olur mu böyle şey diye kızar. Bunlar kızsa da ben onlara kızmayacağım. Çünkü bekara avrat boşamak kolaydır. Ne bilsinler devlet yönetimini. Halbuki devlette devamlılık esastır. Doldur boşalt sistemi de işte tam budur. Doldurup boşaltmazsan olmaz. Boşaltıp doldurmazsan da olmaz. Herkes burayı tatmalı. Burada yatmalı.

İşin şakası bir tarafa. Bu kadar hapishaneler yapıldığına göre buralar tıpkı otellerin doluluk oranları gibi her daim müşteriyle dolu olmalı. Sezonluk olmalı. Sezon bitince boşaltılmalı. Değilse israf olur. Öyle ya içinde kimse barınmayacaksa ne diye yapıldı değil mi? Haydi israfı göze aldık, buraları boş beklettik diyelim. Buraların o kadar görevlisi ve çalışanı var. Bunlar müşteri ile ilgilenmeden boş boş bekleseler, aldıkları maaş helal olur mu kendilerine. Girenleri de infaz yasalarıyla erken çıkarıp başkasının da buraları tatması düşünülmeli. Empati denilen şey yani.