25 Şubat 2026 Çarşamba

Bitek Topraklarımız

Kutuplaşmanın, karpuz gibi ikiye bölünmede, ülke olarak üstümüze yok. Çünkü korku salmak, rakibi belden aşağı vurmak, insanları safımıza çekmenin ve bundan rant elde etmenin yolu, kutuplaştırmaktan geçer bu ülkede.

Bu kutuplaştırmak öyle bir şey ki seçim kazandırır, başkasına seçim kaybettirir. Bu yönüyle çok bitek alanlarımız var. Öyle bitek ki hiç boş geçmeyiz. Çok ekmek yedik, yemeye de devam ediyoruz.

Bitek alanlarımıza örnek vermek istiyorum:

Solcu-sağcı (Şimdilerde pek bir anlam ifade etmese de geçmişte bundan çok ekmek yenmiştir.)

Milliyetçi, muhafazakar-laik seküler (Her daim taraflar bundan ekmek yer.)

PKK, 

FETÖ, 

Laik, seküler-mürteci, irticacı, 

Seküler-dindarlık, 

Türkçülük-Kürtçülük, 

Alevilik-sünnilik, 

Dindar, mütedeyyin, İslamcılık-laik, seküler, 

Atatürkçülük-dindarlık, 

Dini değerler-Batı değerleri,

Hamaset, slogan-gerçeklik,

Olgudan algı-algıdan olgu,

Çamur atmak, 

Dini ve milli değerleri siyasete alet etme-Atatürk'ü alet etme,

Şehit cenazeleri,

Başörtüsü-çağdaş giyim, 

İHL, 

vs. vs. 

24 Şubat 2026 Salı

Ekmek Kafalı Ülkem

İnternethaber sitesi, ülkelerin yıllık ekmek tüketimine* yer vermiş.

Ülkelere göre yıllık ekmek tüketim ortalaması (kg);

Türkiye 199,6

Sırbistan 135

Bulgaristan 131,1

Ukrayna 88

Kıbrıs 74

Arjantin 72

Yunanistan, Portekiz, Polonya, Danimarka 70

İrlanda 68

Hollanda, Macaristan 60

Almanya 57

Lüksemburg, Finlandiya 55

Rusya, İsveç 54

Norveç 52

Fransa 50

İsviçre 48

Belçika 47

Avusturya, İspanya 46

İtalya 44

Listede yer verilen en fazla ekmek tüketen 25 ülke içerisinde, 200 kg ekmek tüketimiyle en yakın takipçimiz Sırbistan'a 65 kilo fark atmışız. Bu demektir ki fert başına düşen günlük ekmek tüketimimiz, 199,6:365=0,5468 gram. Yani günlük yarım kilodan fazla ekmek yiyoruz. 

Sıralamada açık ara önde olduğumuzu görünce aklıma ilk gelen ifadeyi de başlığa koydum: Ekmek Kafalı Ülkem. 

Hiç lamı cimi yok. Konyalılara, "Etli ekmek Kafalı Konyalılar" dendiği gibi ülkemiz insanına da "Ekmek Kafalı" demede bir sakınca yok. 

Nedense tüm zararlarına rağmen ekmek tüketimimizi aşağıya çekemiyoruz. Çünkü ekmeği çok seviyoruz. Bulgur ve pirinç pilavını bile "ben ekmeksiz yiyemem" diyerek ekmekle yiyen bir toplumuz. Bir zamanlar yufkaya şehir ekmeğinin içine sıkıp kayık yaptığımızı zaten söylemeye gerek yok. 

Ekmeğe manevi değer de yüklemişiz, kutsal kabul ediyoruz. "Ekmek, mushaf çarpsın" diyoruz. Rızkımızı temin işine bile "Ekmek parası, ekmek kavgası, ekmek teknesi" şeklinde ifade ederiz. 

Geçmişte yokluktan olsa gerek. Sofralarımızda fazla çeşidin olmadığı zamanlarda tok tutsun, öğün savsın, sofraya konan tek kap yemekle doyulsun düşünce ve endişesini anlarım. Bugün en fakirin sofrasında bile birden fazla çeşidin olduğu günümüzde hala ekmeğe yüklenmemizi bir türlü anlayamadım gitti. Herhalde yiye yiye içki ve sigara gibi bağımlılık yapmış olmalı ki ekmek alışkanlığını bırakamadığımız gibi azaltayı dahi düşünmüyoruz. 

İşin garibi, ekmek mideyi doyurmaya doyurur. Fakat ekmek mideyi büyütür, daha fazla yedirir, hazmı zorlaştırır, kilo yapar, çabuk acıktırır. 

Durum bundan ibaret olsa da işin sevindirici yanı, Guinnes rekorlar kitabına girip ilk sırada yer almamız. Bu başarı da tesadüf değil. 

*Kaynak: GUİNNESS WORLD RECORDS, AIBMA

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi

Ramazan öncesi bir pazar günü ilçeden gelen bir arkadaşla çay içip ardından Etnografya müzesini gezdik.

Çaylarımızı yudumlarken konu dönüp dolaştı, okullarda ders olarak okutulan din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin ismine. 

Arkadaş, "Dinin kültürü olmaz, ahlakın da bilgisi olmaz. Ahlakın yaşantısı olur. Bu dersin ismini verenler isim vermede isabet etmemişlerdir" dedi.

Düşündüm. Arkadaşın yorumu bana isabetli geldi. Çünkü dinin bilgisi olur, ahlakın da uygulaması.

Bir toplumda yaşayan kişi dini yaşamak isteyebilir. Yaşamak istemese bile o toplumun içinde pot kırmaması için dini bilgiye sahip olması gerekir.

Ahlaka gelince, bugün ahlakın içine giren ne kadar konu varsa hiç mektep yüzü görmemiş olan biri bile ahlaka dair bilgiye sahip. Neyin iyi, güzel, neyin kötü ve çirkin olduğunu bilir. Mesela adalet, ehliyet, liyakat, doğruluk, dürüst ne dersek diyelim, bunların hepsinin iyi ve olması gerektiğini herkes bilir. Aynı şekilde hırsızlık, rüşvet, yalan vb. şeylerin de kötü olduğunu yine herkes bilir. Kısaca hırsızlık iyidir diyen yok.

Durum bu iken ahlak bilgisi diye bir dersin okutulması olsa olsa abesle iştigal olur. Çünkü bilgiye dayalı ahlak bilgisine sahip kişi ve bir toplum ahlaklı olmaz. Ancak uygulandığı takdirde kişi ve toplum ahlaklı olur.

Bir diğer husus bilgiye dayalı ahlakın uygulamasının tavsiye edilmesinden, yani kişilerin vicdanına bırakılmasından olsa gerektir ki ahlakta bir arpa boyu yol gidemediğimiz gibi gerisin geriye gidiyoruz. Çünkü ahlakın yaptırımı yoktur. Yaptırımı olmayan bir değerin toplumda yerleşmesi mümkün değildir.

Yol yakınken Anayasada ismine yer verilen ve okutulması Anayasa gereği olan din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin adının kısaltılarak değiştirilmesi uygun olacaktır. Dersin adı din dersi ya da din bilgisi olabilir. Ahlak da etik adı altında ayrı bir ders olarak okutulabilir. Bu dersi de sadece din kültürü öğretmenleri değil, tüm öğretmenler okutabilir.