7 Nisan 2025 Pazartesi

Askıda Sebze

Fotoğrafı sosyal medyadan aldım. Sanırım Çumra ilçemizde ait bir sayfa paylaşmış.

Bir pazar yerinden bir görüntü. Uygulama yeni mi yoksa bu pazar esnafının geçmişten günümüze yaptığı bir uygulama mı bilemiyorum.

Büyük ihtimalle pazarcı esnafının sattığı sebze, meyve ne ise poşetine doldurup ihtiyaç sahiplerinin alması için belirlenen standa konmuş. Parası olmayan insanımız da bir ücret ödemeden alıp gidecek.

Poşetin içindeki ürünler umarım çürük çarık değildir. Esnaf satamadığı ürünü doldurup vermemiştir.

Askıda ekmek, askıda süt uygulamasının ardından askıda sebze uygulamasını da görünce duygulanmadım desem yalan olur. Öyle ya mutfak dediğimiz sadece ekmek ve sütten ibaret değil. İnsanımızın sebze ve meyveye de ihtiyacı var. Kim öncülük etti ise onu ve katkı sağlayanları tebrik etmek lazım.

Gönül ister ki ekmek, süt, sebze veya herhangi bir ihtiyaç malzemesi için böyle askı uygulaması olmasa. İnsanımız ihtiyacını ödemesini yaparak alsa. Ama bir gerçek var ki bu ülkede geliri giderini karşılamayan insanımızın sayısı az değil. Esnafımız da ihtiyaç sahiplerinin tüm ihtiyaçlarını karşılayamasa da kendi çapında bir şeyler yapmaya çalışıyor.

Kaç ihtiyaç sahibi askı uygulamalarının olduğu yere gidip ihtiyacını giderebiliyor. Bunu da bilmiyoruz. Çünkü pek çoğunun gidip de askıda ekmek, süt, sebze var mı diye isteyebileceğine ihtimal vermiyorum.

Bir nebze de olsa ihtiyaç gideren esnafın bu uygulamasını tasvip etmekle beraber muhtaçların ihtiyacını giderebileceği başka seçenekleri düşünüp hayata geçirmemizde fayda var. Çünkü onur meselesi yapıp askı uygulamasından faydalanamayan vardır. Farz edelim ki ihtiyacı olan gidip istiyor. Bundan yararlanıyor. Ama kaç kişi yararlanıyor bundan? Çünkü askı uygulaması yapan esnafın da günlük askıya koyacağı ürün sınırlıdır. Askıda ekmek, süt veya sebzeye bel bağlayan bitti cevabıyla karşılaşabilir. Üstelik bu uygulama pansuman tedbire benzer. Çünkü elden gelen öğün olmaz. Olsa da zamanında gelmez.

Muhtaçların ihtiyaçlarını karşılamak için askı uygulamasından ziyade başka yolları bulmamız lazım. Çünkü esnafımız vatandaşın ihtiyacı için askı uygulamasını bulsa da bu uygulama bir nevi sadaka kültürünün bir örneği. Her sadaka ise fakiri sevindirse de boynunu büker. Bunun için ne yapılabilir?

Askı uygulamasına katılmak isteyen vatandaş, esnaf ve işadamları için bir fon oluşturulur. Bu fonda devletin ilgili görevlileri ve halkın güvenimi kazanmış kişilere göre verilir. Oluşturulan bu fona insanımız nakit yardımı yapar. Fon, gelir ve gideri karşılamayan insanları düzgün bir şekilde tespit eder ve fakirin hesabına aylık para gönderilir.

Dediğim bu uygulama fakirin ihtiyacını karşılamada daha uygun olanıdır diye düşünüyorum. Burada dikkat edilmesi gereken fakir tespitinin iyi yapılması, en ihtiyaç sahibini bulmak önemli. Bir de yardımların tek elden, devlet eliyle yapılmış olur. 

6 Nisan 2025 Pazar

Güç Zehirlenmesi Yaşayanların Dünyasından

Sandığı severim. Çünkü demokrasinin olmazsa olmazıdır.

Siyasi rakiplerimi severim ama hep ben kazanmak şartıyla. Çünkü ben kaybetmek için gelmedim bu dünyaya. Hep ben kazanmalıyım.

Karşımdaki aday alt edebileceğim düşük profilli biri olmalı. İşte o zaman araç olarak gördüğüm demokrasinin tadına doyum olmaz.

Genel başkanlığım asla sorgulanmamalı, kongrede karşıma aday çıkmamalı. Delege sadece beni oylamalı. Bir formaliteyi yerine getirmeli.

Kırar dökerim. Bedel ödemem. Ancak bedel ödetirim. Kime ne?

Dilimin fermuarı olmaz. İstediğimi söylerim. Bu, bana verilmiş demokratik bir haktır. Ama biri beni eleştirirse işte ben buna gelemem. Dünyayı dar ederim ona. Çünkü kimse bana hakaret edemez. Öyle ya ben kim eleştirmek kim? Herkes yerini ve haddini bilecek. Had bilmeyene itina ile had bildirilir.

U dönüşü yapar. Zikzak çizerim. Çünkü benim işim bu. Dün dündür, bugün de bugün.

Kim zikzaklarımı sorarsa, efendim, daha önce şöyle söylemiştiniz derse onu düşman bellerim.

İstediğimle dost olur istediğimle düşman olurum. Sonra dostu düşman, düşmanı dost edinirim.

Dostlukları da ben başlatırım düşmanlıkları da.
Kimse bana hesap soramaz ama ben hesap sorarım. Çünkü benim işim hesap sormaktır.

Gündem oluşturmada, gündem değiştirmede üstüme yoktur.

Karşımda kuzu gibi olanı ihya ederim. Karşıma çıkanı da imha eder, anasından doğduğuna pişman ederim.

Pireyi deve yapar, deveyi de pire.

Herkes bana saygı göstermeyi, saygıda kusur etmemeyi bilecek.

Bükemedikleri elimi öpecekler. Değilse ben ne yapacağımı bilirim.

İnadım inattır.

Kinciyim aynı zamanda. Sadece zaman kollar. Zamanı gelince hıncımı alırım.

Bu ve daha fazlası güç zehirlenmesi yaşayanların dünyasından bir kesittir sadece.

İnsanı Terbiye Etmenin En Etkili Yöntem

Ekmeğini verdiğin biri, senin görüşüne aykırı bir beyanda mı bulundu.

Bu durumda ne yapacağını sana söyleyeyim.

Hiç gözünün yaşına bakma. İşine son ver, ekmeğini elinden al, kapının önüne koy.

Böylece bu kimseyi bu şekil terbiye edersin.

Bu yaptığın aynı yolun yolcusu olma potansiyeline sahip diğerlerinin de kulaklarına küpe olur. Ekmeğimizden olmayalım diye hepsi kuzu kesilir. Böylece bir taşla iki kuş birden vurmuş olursun. Ortalık sütliman olur.

Ortalığın sütliman olmasını kim istemez. Her bir yere huzur gelir huzur. Üstelik kimse ekmeğinden olmaz. Herkes evine ekmek götürmeye devam eder. Öyle ya bu dünyada ekmeğimiz için yaşamıyor muyuz?

Burada aykırı görüşü var diye elinden ekmeğini alıp kapının önüne koymayı çok insafsızca göreniniz olabilir. İnsafsızlıkla hiç alakası yok. Hatta az bile yapılmış olur. Aslında böylelerini yaşatmayacaksın.

Çünkü ekmek yediği kaba pisleyene nankör hatta hain denir. Hangi biriniz bir nankör ve haine ekmek vermek istersiniz?

Sen onu besleyeceksin o da senin gözünü oyacak. Oh oh, ne güzel oydu mu diyeceksin. Buna ne âlâ memleket diye kargalar bile güler.

Kargaya bile gülünç olmaya gerek yok. Hain ve nanköre tepki vermemek ve haddini bildirmemek ciddiyetle bağdaşmaz. Hatta vatana ihanetle eşdeğer olur.

Ekmeğine son vermek yeterli mi? Yetmez. Bu kişilerin başka yerde de iş bulmasını engellemek gerek. Kim bunlara iş ve aş verirse, onları da kara listeye almak gerek.

İlgili kişiler kapı kapı dolaşıp iş arayacak. Hepsinden olmaz cevabı alacak ve yokluğa terk edilmiş olacak.

İşsiz ve kalan eldeki birikimi bitirdikten sonra yiyecek ekmeğe muhtaç olacak.

Geri kalan ömrünü vara aykırı görüş yazmasaydım diye pişmanlıkla geçirecek.

Son pişmanlık fayda vermeyecek elbet.

Bu dediklerimi deneyin. Hiç başınız ağrımaz.