21 Mayıs 2024 Salı

Şımarık Bir Profil

Her zengin ve şöhret sahibi olmasa da baba ve soydan gelme bazı zenginlerimiz var. 

Bunlar yediği önünde yemediği arkasında olan, hiç para sıkıntısı çekmeyen ve yokluk nedir bilmeyen, ailenin el bebek gül bebek yetiştirdiği kişilerdir. 

Her istediği yapılınca da ele avuca sığmaz bu tipler. 

Dünyanın merkezine kendisini koyan, bencil ve egoist kişiliğe sahip. Dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğünü sanırlar.

Kibir tavan yapmıştır bunlarda. Özgüven patlaması yaşarlar.

Hiçbir özelliği ve yönetim kabiliyeti olmadığı halde sırf parasından dolayı belli bir makama getirilen bu tiplerin ne dilinin ayarı vardır ne dengeli hareket ederler ne de sorumlu davranırlar. 

Aksine toplumu ve kitleleri germede üstüne yoktur. 

Güç kendisinde, para kendisinde olunca bilir ki kimsenin kendisine had bildirecek durumu yoktur. 

Paradır bunları konuşturan bu ne oldum delisi olanları. 

Şımarıktır. Kimse sesini çıkarmayınca astar ister. Şımardıkça şımarır. 

Para, makam ve güç kendisinde olunca her dediğinin olmasını ister. 

Şayet istediği olmazsa gerilim çıkarır ve geriliminden beslenir. 

Oturduğu koltuğu kabadayı edasıyla yönetir. Kavgacıdır. Kavgayı tetikler. En önde de kendisi koşar. Sokak kabadayısı gibi davranır. Sanırsın ki koltuk sahibi değil, o kitlenin amigosu veya ayak takımı. 

Ağzı bozuktur. 

Kırdıkça kırar. Vurdukça vurur. Olmadı boğazını sıkar. 

İnsanlar ve yetkililer sesini çıkarmadıkça kendini bir şey sanmaya devam eder. 

İşi kurallarına göre oynayamayınca, istediği olmayınca iddialar ve algılar üretir. 

Zenginliğin verdiği şımarıklıkla oturduğu koltuğun sahibini kendisi sanır. Koltuğu emellerine alet etmede üstüne yok. Hele bir de peşine takılıp kendisine inanan insanlar varsa kendisini doğru yolda görür. 

Anlatmaya çalıştığım bu tipler vardır çevrenizde. Para, şöhret, güç budalasıdır bunlar. 

Bu tipler ne kadar variyet sahibi olursa olsun, istediği makamı elde etsin, parayla satın almadığı yer kalmasın, en iyi okullarda okusun, zerre gözümde yoktur. Çünkü ilk önce adam ve insanlık lazım. Önce edebini ve haddini bilmeli. Bilmiyorsa birileri bildirmeli. Yoksa başımızda ekşir durur bunlar. 

Tarikat Şeyhleri ile Parti Liderlerinin Ortak Yönü

Sosyal medya anı sayfasında kalmış bir yazım. Bloğumda da yerini alsın istedim:

Bu ülkede cemaatler, tarikatlar çok eleştirildi.

"Vay efendim, şeyhinin iki dudağı arasında her şey. Mutlak itaat şart. O ne derse o olur, itiraz edilmez" denir.

Parti liderleri bundan farklı mı?

Bence aralarında hiç fark yok. Tarikat şeyhinin yaptığını, noktasına virgülüne parti lideri de yapıyor.

Örnek mi istersiniz. Malum bugünlerde vekil listeleri hazırlanıyor.

Parti liderlerimiz dama taşı oynar gibi adaylarını paraşütle "sen şu ile, o bu ile" diyerek yerleştiriyor.

Lider bunu yapıyor, aday adayımızdan tık yok.

İşin garibi bu tasarruf ve inisiyatif parti meclisinden de onay alıyor. 

Dense ki;

"Sayın aday! Haydi aday gösterildiğin yeri haritadan göster" ya da "Bugüne kadar o ile hiç gittin mi" veya "Hiç o ilden tanıdığın var mı" diye sorulsa, öyle zannediyorum sınıfta kalır.

Buna rağmen aday gösterilir ve aday olunur.

Seçmen de vardır bir hikmeti diyerek gider, tıpış tıpış oyunu verir.

Kimse bir şey demez. Çünkü karşılarında tarikat şeyhi ile aynı yetkilerle donatılmış parti lideri var. O ne derse o olur. Yoksa aforoz edilir.

Şimdi size soruyorum: Bir parti lideri ile bir cemaat lideri veya tarikat şeyhi arasında yetki bakımından bir fark var mı?

Bulabilirseniz merakımı gidermiş olursunuz ve size minnettar kalırım.” 21 Mayıs 2018

20 Mayıs 2024 Pazartesi

Bir 65'linin Gözünden Ücretsiz Toplu Taşıma

“Otobüste 65’likler Muhabbeti” başlıklı bir yazı kaleme almış, şehir içi toplu taşımalarda otobüslere ücretsiz binenlere yolculardan işittiğim homurdanmalara yer vermiştim.

Bu yazım üzerine kanun ve kanuna dayalı olarak düzenlenen Yönetmeliğe göre toplu taşımadan ücretsiz faydalanan bir takipçim, bu konudaki duygu ve düşüncelerini yorum olarak yazmış. Bu yazımda bu takipçimin yorumuna yer vereceğim.

65 yaşını doldurmuş ve mevzuat gereği ücretsiz faydalananları yargılarken biraz da onların gözünden bakmamızda fayda olduğunu düşünüyorum.

“Merhabalar, Sayın Ramazan Hocam! Ben de 69 yaşıma girmiş biri olarak 3 yıldır, her şeyin bedavasından yararlanıyorum.

Kimseyi rahatsız etmem, ayakta seyahat ederim. Yer vermek isteyenleri de nazikçe geri çeviririm. Gerçi ben de bazen gereksiz biniyorum ama benim gereksiz şekilde kullandığım hatlarda asla yolcu yoğunluğu yok, gayet müsait oluyor.
Gelelim işin doğrusuna. Ben de tüm bedava ve indirimli tarifelere karşıyım. Ben param ile de olsa biner gezerim. Benim işim bu. Ben araştırma yapıyorum. Bu nedenle şehir içi seyahatlerimde otobüs, tren, metro hatlarını hepten kullanırım. Paraysa, para. Ben bedava olduğu için değil, ihtiyacım olduğu zaman biniyorum.

Ama serbest kart diye seslenince herkesin gözü üzerimizde oluyor. Bizlere gerçekten başta şoförler olmak üzere diğer ücretli binen herkes kızıyor. Şimdi ben ne yapayım? Onlar kızıyor diye paralı kart alıp paralı mı bineyim? Ne yapmam gerekiyor? Zaten otobüsten ziyade tren ve metroyu kullanıyorum. Oralarda kimsenin gözüne dokunmuyor. Sorun sadece otobüslerde oluyor.

Konu 65 yaş serbest kartlı seyahat olunca, birinci yorum yetmedi ikincisini yazıyorum. Aslında daha internet sorunum çözülmedi. Komşudan biraz ödünç internet aldım da onu kullanıyorum.

Eğer 65 yaşı kaldıracaklarsa, tüm serbest ve indirimli kartlar da kalksın. Arabaya binen binmeyen belli olsun. Çünkü ben gerekirse abonman alacağım ve yine bineceğim. Çünkü ben ev ile hastane arası sürekli gidip geliyorum. Ama gerçekten gereksiz ve lüzumsuz yere binen 65’liklerimiz de var. Onların yüzünden bizler de böyle azar işitiyoruz.

Merak etmeyin, 65’lik olayı kanunla korunmuş bir hak. Siz 65 yaşınızı dolduruncaya kadar o kanunun yürürlükten kaldırılacağını sanmıyorum.
İnşallah siz de bu bedavanın tadına bir bakarsınız.

İlk sıralar biz çok eziyet çektik. Daha herkes yeni yeni alışıyor 65’lik serbest seyahat iznine.

Şimdi insanların tabi yaşı genç, konuşmak kolay. Yarın o da gelsin 65'ine. Bedava değil de o para verip binsin. Binebiliyorsa, bir biner iki biner, üçüncüsünde başvurur alır bedavasını. Her yere bedava gidip gelir.
Zor bir konu be hocam!

Selam ve saygılarımla.”

Takipçimin emeğine sağlık. Kalemine kuvvet. Kendisi de yazan, aynı zamanda “Değirmenden Mektup Var” başlıklı güzel bir bloğu var:  "https://degirmendenmektupvar.blogspot.com/?m=1"