16 Mayıs 2024 Perşembe

Ülkenin FETÖ ile Sınavı (1)

Yazılarımı takip edenler bilir. Her telden yazmaya çalışırım.

Yeter ki ilgimi çeken, dert edindiğim bir konu ve yüzeysel de olsa dağarcığım yeterli olsun. Yeter ki içimde yazma isteği, yazma imkanı bulduğum bir boşluk ve ortam olsun.

Gördüğümü nasıl okuyorsam çalakalem yazmaya başlarım. Ama evde ama bir çay ocağında.

Yeter ki bir başına olayım. Önünü, arkasını düşünmeden başlarım cepten yazmaya. 

Yazarken de konunun derinlemesine inmem. Ucu kime dokunur, ne mesaj verir demem.

Yazılarımın çoğunda mizah, hiciv olur. Bunu ciddi yazdığım yazılar da bile görmek mümkün.

İşlediğim konuya uygun bir anım varsa konuya ya anıyla başlar ya da anıyla bitiririm. 

Bir yazımda da değer verdiğim bir mülki amirin FETÖ'cü olmamasına rağmen görevden atıldığını, nice sonra suçsuz bulunup göreve iade edildiğini, göreve iadeden sonra emekliliğini isteyip köşesine çekildiğini ve içine kapandığını işlemeye çalışmıştım. Bu  şekil mağduriyet yaşayan çok sayıda kişi olduğuna değinmiştim.

Bu yazım üzerine bir arkadaş da "Biraz da gerçek FETÖ'cülerin hikayesini yazsan da mağdurlarını bilelim" yazdı.

Bu talep üzerine yazmaya çalışacağım. Bakalım becerebilecek miyim? Ki zor bir talep. Çünkü at izi, it izine karıştı dendiği bir ortamda kimin gerçek FETÖ'cü kimin FETÖ mağduru olduğunu tespit etmek mümkün değil.

Hikayesini bildiğimiz kişilerin mağduriyetinden söz edebiliriz. Burada soruyu soralım. Gerçek FETÖ'cü kim ya da kimlerdir? 

Bu konuyu irdelemek için önce bazı tespitlerde bulunmak lazım.

Adına şimdilerde FETÖ, önceleri Paralel Devlet Yapılanması, Hizmet Hareketi, Gülen Hareketi, cemaat denilen, bir zamanlar gelmiş geçmiş tüm hükümetler ve derin devlet tarafından açık veya gizli, korunup kollanan, gözetilen ve destek verilen yapı ile şu ya da bu şekilde irtibatlı olan milyonlar var. Bu yapının içinde olan herkesi FETÖ üyesi mi kabul edeceğiz? Yani toptancılık mı yapacağız? Bu konuda kanaatim, yapının cemaat boyutu ile örgüt boyutunu ayırmakla bu işe başlanmalıydı. Önce bunda bir konsensüs olmalıydı. 

Bunu ayırmak zor denirse 15 Temmuzda kim, nerede, buna bakılmalıydı. 15 Temmuz darbesine bilfiil katılmış, asker ve polise kurşun sıkmış, darbeyi teşvik etmiş, propagandasını yapmış; maddi, manevi  ve finansal destek sağlamış, darbeyi övmüş ise bu kişiler gerçek FETÖ'cü kabul edilmeliydi. Cemaatin içinde olduğu halde darbeye katılıp destek vermemiş kişiler FETÖ'cü sayılmamalıydı. Ayrıca darbe esnasında, darbe öncesi ve sonrası yurtdışına kaçanlar, kaçtığı halde dışarıda yapıyı över bir tavır içine girenler, devlet aleyhine çalışanlar, hakkında isnat olduğu için çağrıldığı halde ülkeye gelmiyorsa bu kişiler de gerçek FETÖ'cü kabul edilmeliydi. Bu bahsettiğim kesim (darbeye bilfiil katılan ve arandığı için yurtdışına kaçan) bir zamanlar tasnif yapılan ihanet kesimidir. Darbeye katılmadığı ve kaçmadığı halde bu ülke içinde kalanlar direk FETÖ'cü ilan edilmemeliydi. Bu kişiler hakkında acaba denmeli ve o değilden izlenmeliydi. Kendilerine bu yapıyla geçmiş bağınız var. Sizi takip ediyoruz. Hal ve hareketlerinize dikkat edin denebilirdi. Bu yapının gerçek yüzü ortaya çıktığı halde bu yapıyla iletişime geçip geçmedikleri takip edilmeliydi. Böyle bir durum olursa suç üstü yapılmalıdır. 

Ayrıca bu kişilerin FETÖ üyesi olup olmadığını tespit için sürek avına çıkılmamalıydı. 17-25 Aralığı baz alarak geriye dönük inceleme ve araştırma yapılmamalıydı. Yapılacaksa da üyelik için objektif ve ölçülebilir kriterler ortaya konmalıydı. Zamanında suç olmayan söz ve eylemler suç unsuru kabul edilmemeliydi. Çünkü aksi durum suç tespit edilmiş. Sırada bu suça suçlu bulmak olurdu. Nitekim yaptığımız da bu.(Devam edecek) 

15 Mayıs 2024 Çarşamba

Bir Hasbi Adam

Falan kimse çok hasbi biri şeklinde ifade duyarız. Bu kimse hakkında iyi bir şey olduğunu anlamakla beraber kelimenin ne anlama geldiğini pek bilmeyiz. Hoş, cümle içerisinde kullandığımız çoğu kelimelerin de ne anlama geldiğini bilmiyoruz. 

Hasbi ya da hasbilik kelimesi de anlamı çok güzel olmakla beraber son yıllarda unutulmaya yüz tutan kelimelerimizden biri. 

Bize gittikçe yabancılaşan hasbilik; bile isteye, karşılıksız, çıkarsız, gönüllü, beklentisiz, bedava, meccanen, canı gönülden, ücretsiz, parasız anlamlarına geliyor. 

Hasbi ise beklenti içerisine girmeden, gönüllü ve içten demektir. 

Falan çok hasbi biri dendiği zaman da karşılık beklemeden yapılan bir iyilik akla gelir. Bu yönüyle hasbi anlam yüklü bir kelime. Bir işi hasbi yapan insan da çok kalite ve kişiliği oturmuş demektir. Gerçekten kaçımız yaptığımız bir iş veya birine yardım ettiğimizden dolayı karşılık beklemeyiz. Bu yönüyle hasbi insana evliya gibi adam dense yeridir. 

Hesabilik hesapçılık, hesabi ise hesapçı demektir. Çoğumuz hesabi işler adamıyız. Düğünlerde takılan takılar için bile karşılılık ilkesi gözetiliyor desem, be kadar hesapçı olduğumuz daha iyi anlaşılmış olur.

Hesabilik, çoğumuzun damarlarına işlemiş. İçimizde bol miktar var. Hasbi insanlara bakalım en iyisi. Belki hesabiliği bırakıp hasbiliğe döneriz. 

Şu ilkeleri hayatına düstur edinmiş insanın hasbiliğe en güzel örnek olduğunu düşünüyorum:

Gelmeyene gideceksin. 

Vermeyene vereceksin. 

Zulmedeni affedeceksin. 

Bu üç özelliği kendinde barındıran katıksız hasbi olur.

Böyle birini tanıyorum. Şehir dışında olmasına rağmen kimin cenazesi varsa, ya cenazeye ya da taziyeye katılır. Yeter ki şu gün taziyeye gidiliyor mesajını gruptan alsın. Atlar gelir. Yine WhatsApp grubundan birinin düğün davetiyesini mi aldı. Bir bakmışsın düğüne katılır. Gelirken de hediyesini getirir. Şayet düğüne katılamayacaksa düğün sahibine ulaştırılmak üzere bir başkasının ibanına para gönderir. Hatır güder.

Düğün, davetiye, arkadaş toplantısı türünden katıldığı programların haddi hesabı yok. İşim yoğun demez, masraf olur diye düşünmez, yorulurum aklına gelmez. 

Hiç hesap kitap yapmaz. Bir adım atana on adım atar. Hatta hiç adım atmasa bile gelmekten kaçınmaz.

Bu hasbi kişi de bir düğün yaptı bir ay kadar önce. Düğününe gittik on kişi kadar. Mutlu gününde yanında yer aldık. 

Düğününe gitmeyen, gidenlerle hediye göndermeyen bir başka arkadaş düğün yapıyor. Bu hasbi adam arıyor beni. Hal hatırdan sonra sadede geliyor. Ağabey, bugünler benim yoğun günler. Arkadaşımızın düğününe gelemiyorum. İbanına şu kadar gönderiyorum. Lütfen düğün sahibine emanetimi verir misin diye.

Onun yapmadığı hesabı ben yaptım. Kardeş, o arkadaş düğününe gelmedi. Üstelik davetiye gönderdin. Diyelim ki düğününe katılamadı. Düğününe gelenlerden biriyle çam sakızı çoban armağanı hediye gönderdi mi dedim. Göndermedi abi. Biliyorsun ben öyle hesap yapmam dedi. Tamam yapma kardeş de senin yerine ben hesap yapayım. Hesabıma para falan gönderme dedim. Yine de göndermiş.

Bana sorsanız, dünyada hasbi bir adam söyle. Ben bu arkadaşı söylerim. Helal olsun. İyi ki tanımışım onu. Allah kendisine huzur, saadet ve sağlık versin. Allah kendisinden razı olsun. 

Unuttuğumuz Değerlerden

Bu ülke 2,5 yıl kadar Nurettin Nebati’nin Hazine ve Maliye Bakanlığını gördü. Şimdilerde adı sanı duyulmuyor. Halbuki görevi başında iken hiç gündemden düşmüyordu.

Ekranlarda “göz ışıltısından” bahsediyordu bir zamanlar.

“Ortodoks ekonomiden heteradoks ekonomiye geçtik” diyordu.

“TL yeterince değer kaybetti. Düşeceği yere düştü. Daha da belini doğrultamaz. İçiniz rahat olsun” dedi.

“Enflasyon şu ay, bu mevsim düşecek. Göreceksiniz baz etkisini” dedi.

“Başarılı olamazsam çocuklarımın yüzüne bakamam” dedi. Dedi oğlu dedi.

Kimse kendisine inanmasa da o hep kendine inandı.

İnandığı hiçbir şey gerçekleşmedi.

TL daha da değersizleşti.

Enflasyon daha da fırladı.

Daha da gidecekti bu heteradoks yolda.

Yeter bu kadar yaptığın hizmet. Bayrağı başkasına devret. Yaptığın hizmetlere karşın bir ödülü daha hak ettin. Seni vekil yapalım dendi.

O şimdi vekil.

Vekil olarak Bakanlığı dönemindeki gibi pek orta yerde görünmese de Bakanlığı bıraktığının seneyi devriyesinde, hakkında yazdığım bir yazıyı hatırası adına bloğuma kaydetmek istedim. Şöyle yazmışım 15 Mayıs 2022 yılında kendisi hakkında:

''Küresel enflasyon sorunuyla karşı karşıya kalmış olsak da ülkemizde enflasyon ataletini hep birlikte yeneceğiz. Enflasyonla mücadelede önceliğimizdir. Para ve maliye politikalarımızın etkin kullanılmasıyla önümüzdeki dönemde tek haneye indireceğiz''.

Sayın Nebati'nin bu konuşmasındaki "...enflasyon ataletini hep birlikte beraber yeneceğiz" cümlesindeki atalet dikkatimi çekti. Acaba atalet kelimesinin anlamını yanlış mı biliyorum diye sözlüğe bir daha baktım. Bildiğim gibi tembellik demekmiş atalet. Benim bildiğim atalet (tembellik) yerinde saymak ya da gerisin geriye gitmektir. Halihazırda yaşadığımız enflasyon coşuyor maşallah. Her ay bir önceki rekorunu egale ediyor. Daha nerede duracağını Bakan’ın kendisi bile bilmiyor. Yani enflasyon aksine çok çalışkan. O zaman Bakan’ın sözündeki ataleti nasıl anlayacağız?

Bakan,

Ya ataletin anlamını bilmiyor.

Ya sürçülisan bir kullanım.

Ya bizimle özellikle benimle dalga geçiyor.

Ya bu Ramazan, bugünlerde yazacak bir şey bulamıyor. Ona bir malzeme vereyim dedi.

Ya bugünlerde hakkında çıkan skeçler hoşuna gitti. Alın size bir skeçlik daha dedi.

Ya da mevcut bastırılmış enflasyonu hala yeterli görmüyor. Daha da çıksın istiyor. 15 Mayıs 2022