16 Mayıs 2024 Perşembe

Ülkenin FETÖ ile Sınavı (4)

Devlet FETÖ ile mücadele edecekse, gücü yetiyorsa ABD ve yardımcılarıyla mücadele etmelidir. Gerçek FETÖ ile mücadele de budur.

Bunlara gücümüz yetmiyor. Buna rağmen biz FETÖ ile mücadele edeceğiz. Gücümüzün yettikleriyle uğraşırız, bunun adı da FETÖ ile mücadeledir denirse, kendi kendimizi avutmuş ve kandırmış oluruz.

İlla bu ülke içinde kalmış kişilerden gerçek FETÖ’cü çıkaracaksak, örnekler vererek kimlerin FETÖ’cü olduğuna veya olmadığına dair kararı sizin takdirlerinize bırakıyorum. Karar verirken de insafı elden bırakmayalım.

Mesela, devletin tüm istihbarat bilgileri elinde olması gereken devlete yön verenler, bu yapıyı zamanında keşfedemediği için masum kabul edilebilir mi? Burada istihbaratta da FETÖ elemanları etkindi. Devlet özellikle siyasi irade buradan sağlıklı bilgi alamadığı için göremedi denebilir. Devlet ve devlete yön verenler onca imkana ve yetkiye rağmen bu yapının iç yüzünü göremiyorsa köylü Ahmet ağanın oğlu bu yapının iç yüzünü nasıl görsün? Burada duralım. Bu yapıyı göremeyen devlet yetkililerine FETÖ’cü denemezse köylü Ahmet ağanın oğlu da FETÖ’cü olamaz. Şayet buradan bir FETÖ’cü çıkaracaksak devlete yön verenler FETÖ’cü olur.

Yardım kuruluşu, eğitim sevdalısı görünen bir yapı, devletten izin alıp yardım topluyorsa, okul açmışsa, vatandaş da buralara yardım edince, çocuğunu bunların okulunda okutunca hangisi FETÖ’cü olur?

Bu yapı Bank Asya’yı kurmuş, açılışta devlet erkanı bulunmuş ise burası resmen kapatılmadığı süre içinde buraya para yatıran niçin FETÖ’cü olur da açılışa izin verenler FETÖ’cü olmaz?

Bu yapı sendika kurmuş, bu sendikaya üye olanların aidatı 15 Temmuzda dahi bu sendikaya devlet tarafından üye aidatı aktarılmış ise bu sendikaya üye olanlar niçin FETÖ’cü olur da bu sendikaya para aktaranlar FETÖ’cü olmaz?

Bu yapı ile ticaret yapanlar veya bu yapı ile şu ya da bu şekilde irtibatı olanlar FETÖ’cü oluyor da bu yapıya mensup kişileri devletin en üst mertebesine getirenler, bu yapı ile birlikte hareket edenler, bu yapının baş aktörünü ziyaret için Pensilvanya’ya gidenler, bu yapı ile birlikte olup Ergenekon’u derin devletten temizleyenler, askeri vesayeti bu yapı ile kıranlar, bu yapı ne istediyse verenler niçin FETÖ’cü olmuyor?

Diyelim ki okul, askeriye, mülkiye, üniversite vb. yerlerde bu yapı ile şu ya da bu şekilde bağı olanlar FETÖ’cü oluyor, bu yapıyı tanıyamadıkları için pişman olanlar, hapis, ihraç, dışlanma gibi durumlara maruz kalırken her istediklerini verdim. Allah beni affetsin diyenlerin herhangi bir bedel ödememesi ne derece hakkaniyete uygun? Devlete yön verenler kandırılırken devlette olmayan siviller kandırılamaz mı?

Alt kesim ve köylü Ahmet ağanın çocukları bylock iletişim aracı vasıtasıyla örgüt üyesi olurken devletin kademesinde bu örgüte mensup kişiler hangi araçla aralarında iletişim sağlıyordu? Bu yapı sadece alt kesimden mi ibaret? Niçin üst mertebeden kimse yok?

Bir FETÖ borsasından ve dönen yüksek meblağlardan bahsediliyor. Parayı bastıran kurtuluyor deniyor. Eğer böyle ise parası ve arkası olmayanın suçu ne? Eğer bir kişi suçlu ise para bastırarak bu suçtan kurtulması ne derece adalete uygun? (Devam edecek) 

Ülkenin FETÖ ile Sınavı (3)

FETÖ mağdurlarının ne kadarı mağdur ne kadarı mağdur değil, bunu kimsenin bilme imkanı yok. Bilinen bir gerçek var ki ateş düştüğü yeri yakar. Kanaatimce FETÖ’nün içinde cemaat boyutunda yer alan, ibadet kesimi dediğimiz kişiler içerisinde yapının gerçek yüzünü bilmeyen, kanmış, kandırılmış, pişmanlık duyan yüzbinlerce mağdur var. Her türlü imkan ve yetkiye sahip devlet bile bu yapının sinsiliğini ve gerçek yüzünü iş işten geçtikten sonra farkına vardı ise elinde devletin imkan ve gücün olmayan ibadet kesimi bu yapıyı nasıl tanısın zamanında. Atladığımız nokta burası. Çünkü vatandaş uyuyabilir, kanabilir ve gerçeği göremeyebilir. Devletin ise bunlara lüksü yoktur. Devlet göremeyerek ihmal içinde ise vatandaş hayli hayli ihmal eder. İnsanları FETÖ’cülükle yargılarken bu noktayı da göz önünde bulundurmak gerek.

Burada devlete yön verenlerin de vatandaşı fişlerken kendisini sorgulamadı gerekir. Biz niçin bu yapıyı bu kadar güçlendirdik? Bu yapıyı daha önce niye tanıyamadık? Devletin önemli noktalarını niçin bu yapı ile doldurduk? Niçin bunlarla iş tuttuk? Bu yapı devletin her yerini ahtapot gibi sararken ve tek güç olurken devlete yön verenlerin eli armut mu topluyordu? Vatandaşı suçlarken devlet ne kadar masum gibi.

Bu kadar açıklamanın ardından şunlar FETÖ’cü demeyeceğim. Çünkü gerçeği, sahtesi, mağduru hangisi tam tespit etmek mümkün değil. Üstelik bu yapı 1960’lardan beri kurulup gelişip büyümüş ve büyütülmüş. Eğitim görünümlü tavrıyla özel okullar açarak ideolojisini tabana yaymış bir yapıdır. Toplumsal bir olay olmuştur. Toplumsal olaylarda ise bu şöyledir diye kesip atamazsın.

Gerçek FETÖ’cülerin kim olduğu tam tespit edilmese de burada kanaatimi yazacağım.

Bir defa FETÖ korunup kollanan ve gizli gizli devletin kurumlarına sokulan, zamanı gelinceye kadar gerçek yüzünü göstermeyen bir derin devlettir. Yani derin devletin kendisidir. Derin devlete zaman zaman farklı ideoloji sahipleri hakim olur. Birileri bu derin devlet ile bir başka derin devleti temizlemiş. Sonra kendisi derin devlet olmuştur. Bu yapı ile Ergenekon adı verilen kesim derin devletten temizlendi. Boşalan yere bu yapı geçti. 15 Temmuz ile birlikte bu yapı derin devletten temizlendi. Derin devlete şimdi başkası hakim oldu. Yani birileri bu  yapı ile birilerini temizledi. İşi bitince atıverdi.

FETÖ bir ABD projesidir. Senaristi ABD, aktörleri ise bizden. PKK terör örgütünün arkasında kim varsa bu yapının arkasında da o vardır. PKK ABD’nin dağ kadrosu, FETÖ ise şehir yapılanmasıdır. Öcalan’ı 1999’da Kenya’da derdest edip bize teslim eden ABD’dir. Aynı ABD aynı yıl Fethullah Gülen’i ABD’ye götürendir. Öcalan’a senin dışarıda işin bitti, içeride işin devam edecek dedi. Gülen’e de senin içerideki işin bitti, yanıma alıyorum dedi.

Gülen hareketi eliyle dünyanın çoğu ülkesinde okul açma projesinin mimarı da yine ABD’dir. Bugün Gülen başta olmak üzere birçok haini bize vermeyen yine ABD’dir. Bu yönüyle bakıldığı zaman gerçek FETÖ’cü ABD’nin kendisidir. Terör örgütünün başı olan Gülen ise hazırlanan senaryoyu oynayan başrol oyuncusudur. ABD PKK’ye ve FETÖ’ye destek vermezse bu örgütler bir hiçtir. Hem PKK hem de FETÖ ABD adına ülkemizde vekalet savaşı veren iki piyon örgüttür. ABD’ye hizmet ettikleri müddetçe makbuldürler. ABD yerlerine daha iyisini bulursa bunları bize teslim eder. Alın bunlarla oyalanın der. Biz boşuna birbirimizi FETÖ’cülükle suçlamayalım.

Darbeyle beraber ülkeyi terk edip başta ABD olmak üzere Batı ülkelerine kaçıp gidenler, bu yapının üst düzey askerleridir. Siz bunlara piyon da diyebilirsiniz. Gülen senaryoyu oynayan başrol oyuncusu ise kaçıp gidenler de bunun yardımcılarıdır. Ne Gülen ne yardımcıları senaryoyu yazandır. Hainler zaten senaryo yazamaz. Çalınan bir parmak bal ile rolünü oynar.

Gördüğünüz gibi nazarımda tek ve gerçek FETÖ’cü ABD’dir. Kaçıp giden hainleri ülkesinde besleyen ve koruyan Batı ülkeleri ise bu yapının gerçek yardımcılarıdır. Yani FETÖ’dürler.

Bunların dışında kalanlar ise bilerek veya bilmeyerek bu yapının içinde yer almış, bunlara inanmış, bunlarla iş tutmuş, bunların değirmenine su taşımış kişilerdir. Bunları gerçek FETÖ’cü görmem. Çünkü bunlar olsa olsa kullanılmış zavallılardır. (Devam edecek) 

Ülkenin FETÖ ile Sınavı (2)

Tüm bunları derken birilerini üyelikten kurtarma değil niyetim. Aslında 25 Temmuz kanlı ve menfur darbe kalkışması devlet ve millet işbirliğiyle püskürtüldükten sonra darbenin başarılı olamamasında en büyük payın sahibi Cumhurbaşkanı’nın yapıyla ilgili tasnif ve tespiti çok mükemmel idi. Sayın Cumhurbaşkanı yapıyı üçe ayırmış. Altı ibadet, ortası ticaret, üstü ihanet şebekesi. Ticaret ve ihanet şebekesi ile mücadelemizi sürdüreceğiz. İbadet kesimine dokunmayacağız demişti.

Bu güzel ve yerinde tasnif ve tespitten maalesef sapıldı. İhanet şebekesi zaten atı alıp Üsküdar’ı geçmiş, yurtdışına kapağı atmıştı. Ticaret erbabının çoğu da mal, emval ve yatırımını yurtdışına kaçırmıştı. Geriye dokunmayacağız denen ve bir zamanlar altın nesil denen ibadet kesimi kaldı. Bunlar da yurt içinde işinde ve gücünde idi. Bir FETÖ varsa o zaman bu FETÖ ile nasıl mücadele edilmeliydi? Sonra halk ne derdi? Hani sizin FETÖ’cüler diyecekti? Devlet de sürek avına çıktı. Bula bula elde kalan ibadet kesimi kalmıştı. Darbeden bu yana içeri atılan, hakkında işlem yapılan, devlet göreviyle ilişiği kesilenlerin çoğu bu ibadet kesimi idi. Yani yapının cemaat boyutuydu. Yapı, örgüt ve cemaat boyutu itibariyle bir ayrıma tabi tutulmadığı için yapı ile şu ya da bu şekil irtibatı olan veya irtibat kurmuş olanlar FETÖ’cülükle damgalandı.

Yurtdışına kaçmadığı halde FETÖ’cü olan yok mu? Varsa da onların çoğu lekelenmedi. Onlar bir şekil paçayı kurtardı. Her biri gemisini kurtaran kaptan oldu. Lekelenmedikleri gibi bugün çoğu etkili ve yetkili durumdalar. Bu tipler dün yapıyı öven, göklere çıkaran, bugün küfreden ve bela anan kesimdir. Dün överek, yapının güçlü olduğu zamanlarda işlerini yürüttü. Bugün küfrederek işlerini yürütüyor. Çekirdekten yetiştirilmiş kişilerin devletin üst kademelerinde görev yapıyor olması, mahkeme kararıyla bylock kullandığı tespit edilen kişinin seçimli de olsa devletin bir organında başkan olması verebileceğim örneklerdendir.

Cumhurbaşkanı 17-25 Aralık süreci ile birlikte bu yapı ile mücadele etse de yapının iç yüzü 15 Temmuzda ortaya çıktı. Yapı mensuplarının kullandığı bylock 2017 yılında Yargıtay tarafından terör örgütü üyesi kabul edildi. 15 Temmuzdan sonra FETÖ ile mücadele adı altında kurulan komisyonların, kişinin FETÖ üyesi olup olmadığını tespit için ortaya koyduğu kıstaslar zamanla değişti. Hatta süreç için milat olarak 17-25’i mi, 15 Temmuzu mu baz alalım tartışması bile yapıldı. 17-25 Aralık daha baskın çıktı. 2016 yılında kurulan komisyonlar üç yıl öncesi olan 17-25 Aralık arası kişilerde yapı ile bağını aradı. Bu bile geriye dönük suç ihdasına bir örnektir.

Görevden atılması gerekenler mahkeme kararı ile atılması gerekirken içinde hakim, savcı olmayan kişiler eliyle görevlerine son verildi.

Yargıtay 2017 bylock içtihadını yeniledi. Daha önce bylock terör örgütü üyesi için yeterli iken yeni içtihadında bylock içeriklerine bakılması, kimlerle görüştüğünün tespit edilmesi isteniyor.

Daha önce Bank Asya hesabı, bu bankaya para yatırma, Aktif Sen üyeliği gibi kriterler örgüt üyeliği için yeterli iken sonraları bu kıstaslardan vazgeçildi.

Sorgusuz, sualsiz KHK ile atılanların sayısı az değil.

Birçok davalar Yargıtay ve Danıştay’da bekliyor. AHİM’e giden dosyalar Türkiye aleyhine verilmeye başlandı. Yıllarca açıkta olan veya görevine son verildiği halde geri dönenler var. AHİM’de bekleyen dosyalar karara bağlandıkça Türkiye’nin suç dosyası kabaracak ve ülke olarak durmadan yüklü tazminatlar ödeyeceğiz.

Anlatmak istediğim, FETÖ ile mücadelede objektif kriterlerimiz oturmadı. Durmadan değişiyor.

Çok uzatmadan FETÖ sınavını iyi veremedik. Haklı veya haksız çokça mağdur ürettik. Esas hainlere dokunmadık. Çünkü gücümüz yetmedi. Elde olanlarla yetindik. (Devam edecek)