19 Nisan 2024 Cuma

Çeyreğimizi Getirin!

Zamanın behrinde iki çocuğumun düğününe bir arkadaş, teşrif etmiş. Hediye olarak da her birine birer çeyrek getirmişti. Gel zaman git zaman düğün yapma sırası o arkadaştaydı. Davet etti gideceğim. Giderken de bir çeyrek değil, iki çeyrek götüreceğim. Çünkü garibimin tek çocuğu var. Piyasanın durumu malum. Çeyreğin de.

Uzatmayacağım. Çünkü bu durumu “Yandığımın Resmidir” başlıklı yazımla mizahi bir tarzda yazı konusu edindim.

https://dilinkemigiyok.blogspot.com/2024/04/yandgmn-resmidir.html 

Bu yazımın altına, yazılarımın çoğunun altına yazdığı yorumlarla yazıma katkıda bulunan ve yorumlarıyla ufkumu açan Ra55 rumuzlu takipçim, başından geçen bir anekdotunu yorum olarak yazmış. İbretlik olduğu için bu yorumunu aynen alıyorum:

Maalesef çeyrek altın ile ilgili durumlar böyle. Sayın hocam çocuğunuza yaptığınız düğün davetiyesinin altına, NOT: Takı getirilmemesi rica olunur!" yazdırsaydınız, düğününüze takı getirmezlerdi ve siz de şimdi rahat ederdiniz.

Ancak, düğünlere götürülen her şey (altın, para, döviz, eşya, alet, edevat vs.) hediye babından olup, asla karşılığı beklenmez.

Ama gelin görün ki iş öyle değil. Biri sizin düğününüze çok ucuz olduğu için o zaman bir iki çeyrek alıp gelmiş, ama şimdi çeyrek öyle ucuz değil, ne yapacağız?

Eğer, siz o düğüne gitmeyin ve getirenin getirdiği çeyreği de götürmezseniz; fazla sürmüyor, bir hafta sonra telefon ile aranıyorsunuz ve "sende altınım vardı, getir" diyorlar.

Oğlumun düğününe davet etmediğim halde, bir arkadaşım, lüzumsuzluk yapmış, düğüne gelmiş, bir de gelirken ucuz olduğu için çeyrek getirmiş.

Aradan yıllar geçti, arkadaşım da beni düğüne davet etti. O ara ağabeyimin oğlunun düğünü ile aynı güne çakıştı ve düğüne gidemedim.

Bir hafta sonra telefon ederek düğüne getirdiği hediye çeyreği istediler.

O zaman daha çeyrek bu kadar pahalı değildi. Hemen bir çeyrek aldık ve eşim götürdü evlerine teslim etti geldi.

Son birkaç yıldır, artırdığımız para ile her ay bir çeyrek aldık. Çünkü, düğünlerine çeyrek götüreceğimiz sırada bekleyenler var.

Götürmezsek, hemen telefona sarılıp istiyorlar.
Ben en son çeyreği 4.125,00 TL’den almıştım. Demek 4.600,00 TL. oldu bile.

Sayın hocam Allah yar ve yardımcın olsun. Keşke çeyrekler ucuz iken, her ay bir tane alıp bir köşeye atsaydın. Şimdi rahat ederdin.

Selam ve saygılarımla.”

Mesele anlaşıldı sanırım. Bu yüzden hiç yorum yazmayacağım. Selam ve muhabbet bizden kardeşim.

Meğerse Sübyan Mektepleri Kapanmamış!

31 Mart mahalli seçimlerinin ardından seçmenin iradesiyle bazı belediyeler el değiştirdi. Bunlardan bir tanesi de Bursa Büyükşehir Belediyesi.

Seçimin ardından Bursa Belediyesine yönelik bir iddia sosyal medyada yer aldı. Dakika bir, gol bir türünden, tepki çeken bir icraata imza atmıştı Belediye bu iddia ile. 

Belediyenin bu tasarrufu sosyal medyada paylaşıldı durdu. Paylaşanlar arasında mürekkep yalamış kimseler çoğunlukta idi. Yani cahil, cühela kesimden değildi. 

Okudum bu paylaşımı. Ama içime sinmedi bu haber. 

Güya Belediye halk eğitim sübyan kurslarını kapatıp öğreticilerinin de işine son vermişti. Verdiğiniz dersi görün şeklinde yorum da yazılmıştı bu habere. 

Birkaç tanesine, halk eğitimler belediyeye değil, milli eğitime bağlı. Açılıp kapanmasına MEM karar verir. Belediye karışamaz. Denetimini bile MEM yapar. Haber asparagas olmalı yorumunu yazdım. Bazıları bu yorumum üzerine paylaşımını sildi. Bazıları hiç oralı olmadı. Paylaşımını da silmedi. 

Gariplik şurada idi: Belediye Başkanı ne zaman mazbatasını aldı, ne ara koltuğuna oturup ilk icraat olarak bismillah deyip bu işe el attı? Başka işi yok muymuş? Sonra ne zamandan beri belediyeler halk eğitimin kurslarına karışır, burnunu sokar oldu dedim.

Hatta üşenmeyip bu konuya dair bir yazı yazdım. Sübyan mekteplerinin tarihçesinden başladım. Sübyan değil, sıbyan dedim. Günümüzde böyle bir okul ve kurs türü yok. Olsa olsa 4-6 yaş Kur'an kursu olabilir. Buraların açılıp kapanması, denetimi ve öğretici görevlendirmesi de Diyanetin uhdesinde dedim. Halk eğitime bağlı ise buralara da MEM bakar dedim.

Sosyal medyada yayılan bu haber Bursa Belediyesinin de kulağına gitmiş, haberden rahatsız olmuş olmalı ki bir basın açıklamasıyla kamuoyunu bilgilendirmiş. Kamuoyuna duyuru başlığıyla, halk eğitim kurslarının sorumluluğunun hangi kanun ile hangi kuruma bağlı olduğuna atıf yapılmış, yazılıp çizilenlerin aslı astarı yok, açıklamasına kısa ve öz yer verilmiş. Açıklamayı fotoğraf şeklinde sayfama da aldım.

Haberin aslının olmadığına sevindim. 

Sansasyona sebebiyet veren bu haberin, Belediyenin görev, yetki ve sorumluluk alanında olmadığı, resmi kurum statüsünde olan Belediye tarafından açıklandıktan sonra sosyal medyaya bir göz attım. Gözüm, daha önce "Belediyenin sübyan kurslarını kapattığı" haberini araştırıp incelemeden mal bulmuş mağribi gibi sayfasında paylaşanları aradı. Heyhat bir ölü sessizliği vardı muhteremlerin sayfasında. İstedim ki "Bursa Belediyesine ait şöyle bir haber paylaşmıştım. Paylaştığım haberin aslı ve astarının olmadığı, ilgili kurum tarafından açıklandı. Bu açıklamaya yer veriyorum. Araştırıp incelemeden böyle bir haberi paylaştığım için üzgün olduğumu bildiririm. Bu konuya dair daha önceki paylaşımımı da kaldırıyorum" şeklinde bir açıklamaya yer versinler. Böyle bir açıklama yazmasalar da en azından önceki algıya dayalı paylaşımı silebilirlerdi. Maalesef göremedim. Hatta Belediyeyi itham eden video bile çekilmiş. Video bile yerinde duruyordu hâlâ. 

Halbuki etik olan, yaptığımız paylaşımın yanlış olduğu ortaya çıkınca o haberi bir nevi tekzip etmemiz gerek. Bunu da sayfamızda yapmalıyız. 

Hasılı trollerin cirit attığı ve algı üretmeye yönelik bu tür paylaşımlarla sosyal medya kullanıcılarımızın bazıları iyi bir sınav vermiyor. Belli ki bir el tarafından, doğru olmadığı halde üretilmiş bu tür haberler gözü dönmüş birilerinin işine gelmiş. "Bunlar var ya bunlar. Bunlardan zaten beklenir" denip paylaşılmış.

Ezcümle, gözümüzü ve gönlümüzü; kin, intikam, tahammülsüzlük ve hazımsızlık bürümesin. İnsaf insaf insaf...

18 Nisan 2024 Perşembe

Hemhal Olmak İstemez misiniz?

Cümlenin hepsini söylemeyecek, cümlenin tümünün söylenmesini de beklemeyecek. Leb demeden leblebiyi anlayacak.

Şipşak yani canı tez olacak. Ağır canlı olmayacak. Hız, pratik adına ne varsa ortaya koyacak. 

Espri yapabilecek ve espriden anlayacak. Anlatılan espriden sonra eee demeyecek. Bön bön bakmayacak. Kıssadan doğru çıkarımda bulunacak. İzah istemeyecek. Anlayamadığına saçma demeyecek.

Hep konuşmayacak. Dinlemesini de bilecek. Yerinde ve kıvamında içi dolu konuşacak

İşten kaçmayacak. Mazeret ve gerekçe üretmeyecek. Kırk dereden su getirmeyecek. Kaçak güreşmeyecek. Taşın altına elini koyacak. İşine kendini verecek. İşinde titiz olacak.

Kıvrak bir zekaya sahip olacak. 

İmadan, gizemden anlayacak. İmadan çıkarımda bulunacak. Bakışından anlam çıkaracak. 

Aradığın zaman yanında olacak. 

Yola çıktığın zaman yoldaş olacak. Gerekirse çiğ tavuk yiyecek.

Görgü, nezaket ve zarafet üzerinde buluşacak. Gelişi pozitif enerji verecek, gidişi üzecek. 

Geldiği ve bulunduğu yerde aranan olacak ve katkı sağlayacak. Yük olmayacak, yük alacak. 

Doğal konuşacak, sahici davranacak. Konuşmasında rolden eser olmayacak.

Birlikteliğine değer verecek. Karşılığında da değer görecek. 

Anlayışlı, izan, basiret ve feraset sahibi olacak. 

Gönül almayı ve gönle girmeyi bilecek.

Menfaatçi olmayacak.

Empati yapabilecek.

Yüzünden moralinin bozuk olduğunu anlayacak.

Hassasiyetlerine saygı duyacak.

Seni olduğun gibi kabul edecek.

Önyargılı olmayacak.

Gelişmelere açık olacak.

Farklı fikirlere saygı duyacak, bağnaz olmayacak...

Yola çıkılmaz mı böylesiyle değil mi?