3 Mayıs 2020 Pazar

Hacı Veyis Zade Talebe Yurdu *

Ramazan denince aklıma Kur'an gelir. Çünkü Kur'an ramazan ayında inmeye başlamıştır. Ramazan ayını mübarek kılan da tuttuğumuz oruçtan ziyade Kur'an'ın bu ayda inmeye başlamasıdır. Kadir gecesini de bin aydan üstün kılan yine Kur'an'dır. O yüzden ramazana Kur'an ayı da denir.

Kur'an denince aklıma onu okuyup anlama ve hayatımıza tatbik etme gelir. Aynı zamanda hafızlık aklıma gelir. Kur'an'ı baştan sona ezberleyen hafızlar için ramazan ayı, hafızlıklarını sağlama ve tekrarlama ayıdır. Çünkü hafızlık hafız olmakla bitmiyor. Onu korumak için bol bol tekrar edilmesi gerekir. Bu tekrar etme de bir ömrü içine alır. Hafızlığını unutmak istemeyen hafızlar ramazan ayını fırsat bilip en azından yılda bir kez hafızlıklarını sağlarlar.

Hafızlık sağlama deyince Beşyol mevkiindeki Musalla Mezarlığının karşısındaki Türk Anadolu Vakfına ait Hacı Veyis Zade Talebe Yurdu aklıma gelir. Yıllarca başta İmam Hatip Ortaokulu ve Lisesi öğrencileri olmak üzere köyden gelmiş, evi barkı olmayan diğer ortaöğrenim öğrencilerinin barınma ihtiyacını gideren şimdilerde yıkılmış olan bu yurt çok yönlü bir işlev görmüştür. Burası ilkokuldan sonra Uluırmak Nuraniye Kur'an Kursunda hafızlık yapmış hafız öğrencilerin, ortaokul ve lise boyunca hem kaldığı hem de ramazan aylarında ve yaz döneminde hafızlıklarını sağladıkları bir yer olmuştur. Bunun yanında derslik ihtiyacının olduğu yıllarda, Konya İHL'nin ek binası da olan bu yurda hafızlık okulu dense yeridir. Çünkü bu yurt, yılda bir kez hafızlıklarını sağlama karşılığında hafız öğrencilere yıl boyunca bu yurtta ücretsiz kalma imkanı sunmuştur. Her yıl hafızlığını sağlayan yüzlerce hafız öğrenci, öğrenim hayatları boyunca ücret ödemeden bu yurtta kalarak iaşe ve ibate sorunu yaşamadan okuma imkanı bulmuş ve ailesine yük olmamıştır.

İkinci dönem karne verildikten sonra yurtta kalan diğer öğrenciler  yaz tatillerini geçirmek üzere memleketlerine giderlerken hafız öğrenciler bir ay boyunca yurtta kalırlar. Türk Anadolu Vakfının tahsis ettiği hocalara her gün bir cüz (20 sayfa) okurlardı. Çoğu hafız sahura kadar yatmaz, ikinci katta bulunan mescide geçer, sahura kadar  ertesi günü okuyacağı ezberini yapardı. Sağlama işini bitiren öğrenci, valizini toplayarak memleketinin yolunu tutardı. 

Konya yöresinde geçmişte hafız olmuş, yolu bilvesile Hacı Veyis Zade Yurduyla kesişmiş, okumuş, bir göreve gelmiş, halen çalışan veya emekli olan nice hafız varsa ve bu hafızlar hala hafızlıklarını unutmamışlarsa bunu bu yurda borçludurlar. Arkasında bir vakıf(TAV) olan bu yurdu/vakfı; diğer vakıf, dernek ve yurtlardan ayıran bir özelliği de almadan vermiş olması yani hep veren el olmasıdır. Fakir Anadolu insanının elinden tutmuştur. Hafızlığını sağlama dışında hafızlarından bir ücret talep etmeyen bu suffe okulu, yaptığı bu hizmeti öğrencilerin başına kakmadığı gibi mezuniyet sonrasında da "Biz size geçmişte baktık, elinizden tuttuk. Şimdi yardım/hizmet etme sırası sizde" şeklinde bir talepte bulunmamıştır. Diğer vakıf ve derneklere duyurulur.

Açıldığı andan itibaren Konya'nın medarı iftiharı Hacı Veyis Zade merhumun ismine yaraşır şekilde güzel ve farklı hizmetler ifa eden bu yurdun, yeniden yapılıp yıllarca deruhte ettiği sadakayı cariye hizmetini kaldığı yerden devam ettirmesi en büyük temennimdir.

Hasılı, bu yurdun yapılmasına sebep olanlardan, fikir babasından, bu hizmeti ifa edenlerden, hizmetin ifa edilmesine maddi kaynak sağlayanlardan, yurdun içinde veya gerisinde -az veya çok- bedenen ve zihnen katkı sağlayanlardan Allah ebeden razı olsun. Ölenlere Allah'tan rahmet, halen sağ olanlara da sıhhat, afiyet ve hayırlı ömürler dilerim.

*06/05/2020 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.


Koronavirüsün Bize Öğrettikleri *

İnsanoğlu olarak başımıza ne geleceğini hesaba katmadan ve yarını düşünmeden yaşıyorduk. Yaptığımız hesap, kitap, plan ve program varsa da koronavirüs hepsini alt üst etti. Çünkü kendimizi salgına göre ayarlamaya başladık. Bize ölümü gösterip sıtmaya razı eden koronavirüs sayesinde neler öğrendik neler! İsterseniz onlara bir göz atalım:
1.      Berber ve kuaförler kapalı olunca saçı büyüyen herkes B planını devreye sokarak her birimiz berber oldu. Her evde herkes birbirini tıraş etti. Çoğumuzun olduğu tıraş da asker tıraşı. Saçın, sakalın birbirine karşımasından daha iyi.
2.      Ekmek ihtiyacını fırın, bakkal ve marketten aldığı ekmekle günübirlik yaşayan çoğumuz, virüs korkusu veya sokağa çıkma yasağı dolayısıyla ekmeğimizi evlerde yapar olduk. Çuvalla un aldık, hamur yoğurduk. Evin en ücra köşesine kaldırdığımız sacımızı ortaya çıkardık, piknik tüpünü takarak ekmek yaptık.
3.      Fırından ekmek almışsak ekmeği günlük yetecek kadar değil, birkaç gün yetecek şekilde daha fazla aldık ve bayat ekmek yemeye başladık. Bu süreçte ekmeğimizi elimizle değil, gözümüzle seçmeyi öğrendik.
4.      Evde olanla yetindik. İkiye bir alışveriş için marketlerin yolunu tutmadık.
5.      “Ciddiyeti severim, disipline hayranım” sözü gerçek oldu. Hiç olmadığı kadar sosyal mesafeye riayet ettik.
6.      Bırakın bir araya gelmeyi, yan yana gelmeyi, neredeyse birbirimizden kaçar olduk. Sohbeti, muhabbeti, ziyareti ve geyik yapmayı öteledik. İhtiyacımızı telefon ve görüntülü arama ile gidermeye başladık.
7.      Hiç olmadığı kadar eve kapanarak hayatı eve sığdırdık. Sokağa çıkma yasaklarıyla tanıştık. Çarşı, pazarı unuttuk. Evde sıkıldı isek de salgın riski dolayısıyla hastalığı kapmaktansa sıkılmak daha iyidir, dedik ve hiç olmadığı kadar birbirimizi uyardık, kurallara uymayanlara kızdık.
8.      Hiç olmadığı kadar kendimizi sanal âleme verdik, dünyayı İnternet üzerinden takip etmeye ve okumaya başladık. İnternet paketlerimiz yeterli gelmeyince evinde İnternet olmayanlar da evine İnternet bağlatmak zorunda kaldı. Çoğu işimizi İnternet üzerinden halleder olduk.
9.      Uzaktan eğitimle tanıştık. Öğretmenler öğrencileriyle canlı ders yapar oldu.
10.  Temizlik konusuna hiç olmadığı kadar özen gösterdik.
11.  Gezme, tozma, tatil, eğlence, plan, program vb her türlü ihtiyaçlarımızı öteledik.
12.  Hiç olmadığı kadar önümüzü göremez olduk ve yarına dair hiçbir planımız kalmadı.
13.  Maske ile tanıştık, maske takmaya başladık.
14.  Bir doğal afette insanın ve yaptıklarının bir anlamının olmadığını yaşayarak öğrendik ve virüse hepimiz şapka çıkardık, acizliğimizi itiraf ettik.
15.  Salgın dolayısıyla hastanelerin boşalmasından, çoğu hastalıklarımızın gerekli olmadığı ortaya çıktı.
16.  Kanuni’nin “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi/Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi”sözünün önemini hepimiz yaşayarak öğrendik.
17.  Okulların tatil edilmesine ilk kez öğrenci ve öğretmen sevinmedi. Tatile vatandaş kızmadı.

*08/05/2020 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.

2 Mayıs 2020 Cumartesi

Sosyal Medyanın 12 Etik Kuralı ***

Sosyal medya hayatımıza hızlı bir şekilde girdi. Neredeyse hayatımızın bir parçası oldu. Az sayıda insanımız dışında bu alemi bilmeyen, bu aleme girmeyen yok gibi. Her türlü bilginin ve fotoğrafın paylaşıldığı, reklam ve propagandanın yapıldığı, insanların gönül eğlendirdiği, tartışmaların yapıldığı, insanların mimlendiği ve algıların yürütüldüğü, trollerin cirit attığı bir yer burası.

Etkisi, televizyon ve yazılı basından daha fazla olan sosyal medyanın en büyük eksikliği, yazılı veya yerleşmiş bir etik kurallarının olmaması. Bu alemi kullanan çoğu kimsenin hissettiği bu eksikliği AK Parti de görmüş olmalı ki parti üyelerinin, sosyal medya kullanımında uyması gereken kuralları 12 madde halinde Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal aracılığıyla basına duyurdu. Açıklanan bu kurallar sadece AK Partili üyeleri değil, bu ülkede yaşayan ve bu alemi kullanan herkesi ilgilendiren kurallardır. Yine bu kurallara sadece sosyal medyada değil gerçek hayatta da uymamız gerekiyor. Altına imzamı atabileceğim bu 12 etik kuralı istifadenize sunmak istiyorum: Sosyal medyada;
1- Saygılı, hakaret ve nefret söylemi barındırmayan bir dil ve üslup kullanılması.
2-Diğer kullanıcıların özgürlük alanlarını kısıtlayacak, saldırgan tutumlar içeren paylaşımlardan kaçınılması.
3- Kullanıcıların kişilik ve görüşlerine saygılı olunması.
4- İnsan onurunun temelinde yatan özel yaşamın gizliliği hakkının ihlal edilmemesi.
5- Sözlü şiddet ve tehdit içerikli paylaşımlarda bulunulmaması.
6- İfşa, taciz ve siber zorbalık oluşturan eylemlerin yapılmaması.
7- Şeffaf olunması, sosyal medya mecralarında, anonim hesaplar kullanmayarak açık kimlikle, gerekli hukuki sorumluluğu üstlenerek ve gerçek kişiler olarak bulunulması.
8- Sahte isimler üzerinden paylaşımlarda bulunan hesaplara itibar edilmemesi, bu hesapların görünürlüğünün artırılmaması.
9- Kimi hassas dönemlerde toplumda infial oluşturacak, genel bir korku ve endişe iklimi oluşturacak paylaşımlardan kaçınılması, paylaşımlarda sağduyunun korunması.
10- Teyide muhtaç bilgilerin, gerçekliğinden emin olunmadan paylaşılmaması, bilgilerin doğruluğu için meselenin muhataplarının, resmi kurum ve kuruluşların açıklamalarının takip edilmesi, manipülasyon ve yalana prim verilmemesi.
11- Alıntı yapılıyorsa, bilginin alıntılandığı kaynağın referans gösterilmesi.
12- Toplumsal ahlaka aykırı içerik oluşturulmaması ve bu tarz içeriklerin yayılmaması.

Yayımlanan bu 12 madde ile “Toplumların genel ahlak kurallarının özgürlük adı altında çiğnenmesinin önüne geçebilmek, mevcut sorunların ortadan kalkmasını ve yeni sorunların önüne geçilmesini sağlamak” olduğu açıklanmıştır. Bu etik kurallara herkes uyarsa kazanan ülkemiz olur. Özellikle partilerin trollerine duyurulur.

***05/05/2020 tarihinde Pusula Haber gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.