30 Temmuz 2019 Salı

Sonunda Kaplıcanın Sıcak Suyunu Buldum

Kaplıcadan yer ayırttınız. Ödemeyi yapıp apartınıza geçtiniz. Az dinlendikten sonra suya gireyim dediniz. Havuzun içinde iki tane musluk var. İkisini de açtınız. Sol taraftakini açar açmaz soğuk, sağdakinden sıcak akıyor. Şimdi size bir soru. Hangi musluktan sıcak su akıyor? Sağ taraftaki musluktan sıcak su akıyor dediniz. Hay aklınızla bin yaşayın. Ben de öyle düşündüm. Zira aklın yolu bir.

İlk ve ikinci günün akşamına kadar havuzu doldurup içine girdim. Su ılıktı. Bu böyle olsa gerek dedim. Akşama doğru resepsiyona giderek suyunuz ılık, bu böyle mi dedim. "Arkadaş, genelde bu şekilde şikayetler geliyor. İki musluğu da açacaksın. Biraz akıtacaksın. Hangisinden sıcak su geliyorsa o musluktan dolduracaksın" dedi bana. Ben sıcak suyu buldum, zira diğerinden soğuk akıyor. Ama suyunuz ılık, herkeste böyle mi yoksa benim oda mı böyle dedim. Adam anlamadın dedi. Az önce söylediğini bir daha söyledi. Çattık dedim, üstelemeden uzaklaştım. Yolda gördüğüm müşterilerden birine aynı soruyu sordum. Sabah girdim, sıcaktı dedi.

Uzatmayayım. Yatmadan önce ve ertesi gün yani ikinci günün sabahında yine sağdaki musluğu açarak yirmişer dakika içinde durdum. 

İkindiden sonra çarşı merkezine giderek bir dostumla çay bahçesinde birer bardak çay içtikten sonra markete giderek alışveriş yaptım. Apartıma geri döndüm. Sular kesikti. Bu devirde suyun kesilmesi, olacak şey değil dedim. Diğer musluğa baktım. Oradan su akıyordu, hem de sıcak su. Üstelik ılık değil, sımsıcak. Bu duruma güler misin, ağlar mısın? Meğersem ben iki gündür kaplıca suyu diye şebeke suyundan doldurarak havuza girmişim. Dedim iyi ki sular kesilmiş, yoksa biz beş gün boyunca şebeke suyundan havuzu doldurup doldurup içine girecekmişiz ve kaplıcaya gittik diye memleketin yolunu tutacakmışız. 

İnsan, suyun kesilmesine bu kadar sevinir mi? Sevindim doğrusu. Ne de olsa sıcak suyu buldum sayesinde. Demek ki her şerde bir hayır var denilen böyle bir şey olsa gerek. 

Nihayet ikinci günün akşamında hakiki kaplıca suyu ile doldurduğum havuza girebileceğim. Soğumasını bekliyorum şimdilik. Çünkü yakacak kadar sıcak. Bu da benim kulağıma küpe olsun. Açar açmaz sıcak bu dememek gerekiyormuş. Adamın iki musluğu da açıp dene sözünü de yabana atmamalıymışım. Geç de olsa anladığım bu durumda hala anlayamadığım açar açmaz şebeke suyunun ılık, kaplıca suyunun soğuk akması. Gel de Ramazan'a anlatın bu durumu. Ramazan israf olur, boşa akmadın diye iki musluğu da açar mı?

Termal sahibi! Alacağın olsun senin! Bana sıcak suyun hangisi olduğunu anlatmak için hem kendini hem de beni yoracağına su vanası şeklinde yaptırdığın iki ayrı musluğun üzerine "sıcaktır", "soğuktur" yazdırsaydın olmaz mıydı? Sanırım sana bugüne kadar benim gibi kaplıca tecrübesi olmayan biri gelmedi. Nasıl ki ben geç de olsa bunu öğrendiğime göre sen de benim gibi müşterilerin olacağını hesaba katarak daha önceden tedbirini almalısın bundan sonra. Bu daha senin iyi günlerin...

Siz yeni müşteriler! Benim gibi acemi kaplıca müşterisi iseniz her gördüğünüz sakallıya amca demeyin. Açın muslukları, bir güzel aksın. Kararı ondan sonra verin. Benim gibi erken karar vermeyin. Yoksa şebeke suyuyla kaplıcalı olursunuz. Demedi demeyin. Burada tecrübe konuşuyor. Bu anlattığım da aramızda kalsın.

Gazlıgöl'de Bir Öğle Namazı

Kaplıca'nın ikinci gününde 1985 yılında yapılmış, apartıma on adımlık mesafede bulunan camiye öğle namazını eda etmek için gittim.

Camiye girerken bahçesinde, girdikten sonra caminin arka mahallinde ve caminin içindeki çocuklar dikkatimi çekti. Elli kadar büyüğün saf tuttuğu camide, çoğunluğu geride olmak üzere yirmi kadar çocuk da vardı. 

Caminin girişinde büyük puntolarla yazılıp asılmış "Bu camideki çocukların dokunulmazlığı vardır. Cemaatimize duyurulur" yazısı dikkatimi çekti. Bu işi cemaat ciddiye alsın diye "dokunulmazlığı" kısmını sarı fosforlu kalemle çizmiş cami imamı. Gel de kız bu yazıdan sonra camiye gelen çocuklara.

Kıldığım öğle namazı, hafta içi cuma dışında bir vakit olmasına rağmen camiye girdiğimde imam, vaaz veriyordu. Ezanın bitimiyle birlikte saf düzenine geçerek namazımızı kıldık. Namaz esnasında dokunulmazlığı olan çocuklardan bir rahatsızlık duymadım. Küçücük yaşlarına rağmen bizimle birlikte namazlarını kıldılar. Sessiz sessiz yanındaki arkadaşıyla konuşanlar vardı. Görülmeye değer. Çocuklar için böylesi konuşmanın yeri ayrı.

Tespih çekmeden önce bize karşı yüzünü dönen imama baktım. Kırk yaşlarında ya vardı ya da yoktu. Müezzin "...Velâ havle velâ guvvete illâ billahi'l azîm" dedikten sonra Ayet'el Kürsi'yi okumama fırsat vermeden imam, besmele çekerek bizim yerimize Ayet'el Kürsi'yi de okuyuverdi. Ardından müezzinin komutuyla birlikte sırayla "Sübhanallâh... Elhamdülillâh... Allâhü ekber" dedik. Bereket imam 33'er defa okuduğumuz tesbihatı bize bıraktı. 

Duanın ardından hocamız Kureyş süresini okudu. Ardından müezzin, süre hakkında kısa bir bilgi verdikten sonra sürenin anlamını verdi. "Fatihah" sözüyle birlikte cemaat teker teker çıkmaya başladı. 

Camiden çıkarken farzı kıldıktan sonra caminin arka mahalline geçip vızıltı şeklinde sesleri gelen çocukları gördüm. On beş kadar çocuk, önlerine rahlelerini almışlar, üzerlerine Kur'an-ı Kerim'leri koymuşlar. Diz çökmüş bir halde sorumlu oldukları sayfaları okumaya çalışıyorlardı. Anlaşılan namazdan sonra hoca onları okutacaktı. Benim onlara gıpta ile baktığımı gören benden yaşlı bir amca yanıma yaklaşarak "Bu çocuklar, böyle okuyup bizim yerimizi alacaklar ve bu camiler onlar sayesinde boş kalmayacak" dedi. İnşallah dedim kendisine.

Anladığım kadarıyla imam gayretli biri. Kendi çapında işini yapıyor. Çocuklara da sevdirmiş kendini. Çocuklar dört gözle heyecanlı bir şekilde hocalarının gelip kendilerini okutmasını bekliyorlar. Mutlulukları gözlerinden okunuyor. Sanırım bu işi bisikletsiz halletmiş hoca. Afyon Karahisar Müftülüğünün bir talimatı mı yoksa kendi inisiyatifi mi? Namazdan sonra küçük sürelerden birini aşır olarak okuyor, müezzini de anlamını veriyor. Zannımca cemaatinin okunan sürelerin anlamlarından haberdar olmasını istiyor. 

Allah işine samimiyetle sarılanlardan, işini dört dörtlük yapanlardan eylesin.






Şükrü Özüdoğru*

Şükrü Özüdoğru, Konya İHL'nin emekli meslek dersleri öğretmenlerinden. Öğrencilik hayatım boyunca dersimize girmesi nasip olmadı. Başka sınıflardan sorumlu müdür yardımcısı idi. Kendisini her gördüğümde beni etkileyen heybetli bir görüntüsü gözüme çarpardı. Hiç karşı karşıya gelmemekle beraber çekinirdim kendisinden. 

1992 yılında Nizip İHL'de öğretmenliğe başladığımda "Kuruluşundan Bugüne Türkiye'deki İmam Hatip Liseleri ve Konya İmam Hatip Lisesi" başlıklı kitabı elime geçti. Güzel bir emek sarf edilerek hazırlanan kitaba bir göz attığımda kitapta her dönem mezun olan öğrencilere de yer verildiğini gördüm. Kendi mezun olduğum döneme bakarak ismimi, okul ve diploma numaramı buldum. İsmimi ve dönem arkadaşlarımı alt alta yazılmış görünce çok mutlu oldum. Defalarca güncellenerek baskısı yapılan kitap, İHL'lerin geçmişi için temel bir kaynak niteliğinde. Hocamızın donanım ve birikimini o zaman fark ettim. Telif edilmiş başka kitapları da var kendisinin. 

75 yıllık hayatında binlerce öğrenci yetiştirmiş olan hocamız, aynı zamanda sayısız eserler armağan ederek darı bekaya uçtu. Sevenlerini öksüz bıraktı. Gördüğüm kadarıyla dopdolu bir hayat yaşamış. İnşallah yetiştirdiği öğrencileri ve bıraktığı eserleri kendisi için bir sadakayı cariye olur.

30 Temmuz 2019 Salı günü Hacıveyis Camiinden öğleyin kılınan cenaze namazından sonra Üçler Mezarlığına defnedilen Hocamızın soyadına dikkat çekeceğim burada. Kendisini yaptıklarıyla tanımakla birlikte çok güzel bir soyada sahip olduğunu fark ettim. Doğru, sözüdoğru soyadlarını sıkça duymakla birlikte Özüdoğru soyadını nadiren duydum. İnşallah soyadı gibi özü doğrudur. Çünkü özü doğru olan sözünde, işinde, hayatın her alanında doğru olur. Bu doğruluklar kendisini iyiliğe, iyilik de kendisini cennete götürür.

Umarım özüdoğru biridir. Allah mekanını cennet eylesin. İmam Hatip camiasının ve sevenlerinin başı sağ olsun. Allah cümlemizi özü, sözü, işi düzgün ve doğru olanlardan eylesin.

*31/07/2019 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.