29 Kasım 2017 Çarşamba

Yeni Merkezî Sınavla İlgili Açıklamalar

2017-2018 öğretim yılı sonunda yapılacak olan yeni merkezî sınavlarla ilgili ÖSYM yetkilileri ve MEB zaman zaman açıklama yapmaktadır. Çünkü yeni sınav sistemleriyle ilgili yapılan ilk açıklamalar  tartışmaları da beraberinde getirdi. Zira çocuklarımızın geleceğini ilgilendiren sınavlar doyurucu gelmedi çoğu kimseye.

Merkezî sınavlarla ilgili yapılan eleştirileri dikkate alan ÖSYM, yeni düzenleme yapmak zorunda kaldı. MEB de liselere girişle ilgili zaman zaman yeni açıklamalar yapmaktadır. Oyun başladıktan sonra yapılan bu sistem değişikliği daha uygulama imkanı bulamadan yeni değişik ve açılımlara gebe kalacağı benziyor. Çünkü surda bir gedik açıldı bir kere. Bir oldu bittiyle maç içinde yapılan bu değişiklik, yetkililer tarafından benimsensin isteniyor ama olmuyor bir türlü.

Madem ki yeni sınav sisteminde olmazsa olmaz bir kırmızı çizgisi yok yetkililerin. Her türlü eleştiri ve öneriyi dikkate alıp zaman zaman yeni ilave ve çıkarımlar yapacaklar. Bunu bir proje haline getirebilirler. Sınav sistemiyle ilgili haftalık açıklama yapma kararı alınabilir. Her hafta sınav sisteminin bir yönüyle ilgili açıklama yapılabilir. Basın toplantısının adı 'sınava 5 kala' veya 'sınava 10 kala' gibi isimlerle numaralandırılabilir. Kısa ve öz yapılan bu açıklamadan sonra her basın toplantısı 'Arkası haftaya' şeklinde bitirilebilir. Böylece öğrenci ve veli haftalık bir beklenti içerisine girebilir. Bu durum, heyecan ve merak uyandırır. Sınav sistemi sayesinde toplumun büyük bir kesimi eğitim ve öğretimle ilgili konuları gündemine alır. 

Gördüğünüz gibi her problemin, her sarpa saran durumun bir çözümü var. Bunun için problemi çözme azim ve iradesi olmalı ve aynı anda çözüm üretecek kıvrak bir zeka, basiret ve feraset olmalı diye düşünüyorum. Yeter ki istensin. 29.11.2017 Ramazan YÜCE

Müslümanların Günle İmtihanı

Problemsiz insan, toplum, cemaat, camia, mezhep, millet ve milliyet yoktur. Her toplumun çözülebilir ve çözülemeyen sorunları vardır.

Müslümanların sorunları ise saymakla bitmez. Bazı sorunları kendilerinden, bazıları da dış etkenlerden kaynaklanır. Sorunlarının çoğunu kendileri üretir. Kolay kolay da çözülmez. Kıyamet kopsa çözülür diyeceğim ama emin değilim. 

Bazı sorunları ise gülünç ve komik. Müslümanların ne yapmak istediğini bir anlasam harap olayım. Birkaç örneklendirme yaparsam ne demek istediğim daha iyi anlaşılmış olur.

"Ramazan orucu bugün mü, yarın mı, hilal göründü mü, görünmedi mi? Bayram bugün, yok yarın. Gördüğüm hilal birkaç günlük hilal. Türkiye'nin oruca başlama günü doğru, yok Arabistanınki yanlış. Bence Suudluların görüşü daha isabetli..." şeklinde her Ramazan öncesi ve her bayram bu tartışma olur. Yetkililer bir araya gelseler de mesele çözülmez. Her biri kendi başına buyruktur. Maalesef bir oruca beraber başlayamayız. Bayrama da birlikte giremeyiz. Çok nadirdir aynı gün oruca başlandığı ve bayrama girildiği.

İşimize geldiği zaman hicri takvimi esas alır, bazen de miladi takvimi takip ederiz. Dini günlerde hicri takvim takip edilirken nedendir bilinmez Mekke'nin Fethi bazı kesimlerce her yıl 31 Aralık'ta kutlanır. Burada güdülen amaç yılbaşı kutlamalarına alternatif bir kutlama olsa gerek. 

Hz Muhammed'in doğum günü her yıl hicri takvime göre Mevlit Kandili adı altında değişik etkinliklerle anılırken 1989 yılından itibaren 'Kutlu doğum' adı altında miladi takvime sabitlenerek Nisan ayında kutlanır oldu. İşin ilginç yanı peygamberin doğum günü biri hicri, diğeri miladi olmak üzere yılda iki defa anılır oldu. Son günlerde 'Kutlu doğum FETÖ icadı' tartışmaları üzerine peygamberin doğumunu anma, hicri takvime göre gelen mevlit kandilinde olacak şekilde yeniden düzenlenmiştir. Yıllardır bir çelişki olan doğum günü böylece çözülmüştür.

Günlerle ilgili bir başka sorunumuz da Kadir gecesi dışında kandiller var mı, yok mu üzerine. Kimi var, kimi yok der. Var denilse de, yok denilse de kültürümüze yerleşmiş bu kandiller, günü gelince değişik etkinliklerle anılır. Hiçbir şey yapmayan/yapamayan/yapmak istemeyen bu günün gecesini kutlamak üzere mesaj gönderir. Çoğu kimse günün anlam ve önemine binaen mesaj  gönderirken kendi elinin emeği olarak birkaç cümle yazmaktansa başkasından gelen veya sanal alemden bulduğu resim formatındaki mesajları göndermektedir. Kimi de doğru-yanlış araştırmadan piyasada dolaşan günün önemini belirten mesajları bol miktarda tedavüle sürmektedir.

Hasılı sorunumuz çok olmaya çok. Maalesef günler konusunda bile bir birlikteliğimiz yok gördüğünüz gibi. Bu konuda da çok iyi bir imaj vermemekteyiz. Allah altından kalkamayacağımız yükler vermesin. Aramızdaki sorunları çözmeyi nasip etsin. Bir ve beraber olmayı, birlikte hareket etmeyi, birbirimizin derdiyle dertlenmeyi, birbirimizi anlamayı nasip etsin. Günleri kutlamanın ötesinde amacına uygun yaşamayı hepimize göstersin. 29.11.2017 Ramazan YÜCE

28 Kasım 2017 Salı

Kovboy İş Başında -2- *

Daha önce 'Kovboy İş Başında' diye bir yazı kaleme almış, ABD'nin ABD yapımı filmlerde başrolü oynayan sığır çobanlarının filmdeki rolüne dikkat çekmiştim. Kovboy filmlerinin şimdi cazibesi kalmasa da, artık başrollerde bir sığır çobanı olmasa da günümüz ABD yönetiminin; kovboyların rolünü üstlendiğini, üstelik ABD dışına çıkarak haddini bilmeyen devletlere had bildirdiğini, racon kestiğini işlemeye çalışmıştım. Bugün de bunun üzerine birkaç kelam edelim istiyorum.

ABD, içimizdeki beslemeleri sayesinde bizi hizaya getirmeyi denedi önce. Baktı ki besledikleri işi, ağız ve yüzlerine bulaştırdı. Kendisi bizzat taşın altına elini koydu. Çünkü batıyor kendisi. Bir kurtuluş yolu arıyor. Yine dünyanın lideri kalabilmek, ekonomik yönden krizden kurtulmak için hırsızlıksa hırsızlık, katillikse katillik, cinayetse cinayet, katliamsa katliam, yargılamaksa yargılamak, terörse terör, savaşsa savaş... her yolu deniyor. Kâh devletlerin parasına el koyuyor, kâh bir ülkeyi terör suçlusu ilan ediyor, kâh bir devlete ekonomik ambargo uyguluyor, kâh kriz çıkarıyor, kâh bir ülkenin prenslerini sorgulayıp servetlerine el koyuyor... Neler yapıyor neler! Kendi yunmuş yıkanmış ak kaşık. Dünyayı adam edeceğim, dünyayı düzene koyacağım diye uğraşıyor. Böyle iyilik meleği kendi başına olur inşallah!

Şimdi sırada emrine girmeyen, söz dinlemeyen, masada ben de olacağım, inisiyatif alacağım uğraşı veren Türkiye'yi ekonomik yönden çökertmeye çalışıyor. Buzdolabına koyduğu Rıza Sarraf olayını yeniden gündemine aldı. Önce Rıza Sarraf'ı ve Halkbank Genel Müdür yardımcısını bir vesileyle ABD'ye bir el vasıtasıyla getirterek tutukladı. Yargılama başladı. Sanık olan Rıza Sarraf'ı tanık yaptı. Şimdi bizim Halkbank müdür yardımcısını yargılıyor jüri karşısında. Burada bir de gelişme var, hakkını yemeyelim. Kovboy filmlerinde yargılama işini hem hakim, hem, polis, hem de savcı rolünü üstlenen bir tek şerif yapardı. 

Bu işleri yapan ABD olunca '...her şeyi yapar' sözü tam oturur. Zira kendisine ne haltlar karıştırıyorsun diyen yok. Çünkü güçlü olmak haklı olmak demektir bugünkü düzende. Zaten üst daima haklıdır, bilhassa haksız olduğu anlarda. Son yüzyılımıza damga vuran, tarihe kara leke olarak not düşülecek olan bu asrın firavununun sonu inşallah tarihteki Nemrut'un, Firavunun sonunu aratmayacaktır. Rabbim, ben ölmeden gösterir bu zalimin düşüşünü inşallah! 

ABD'ye kızalım kızmaya. Ama kendimize daha fazla kızalım. Kiminle iş yaptığımızı bir sorgulayalım. Bu Rıza Sarraf denilen adam ne güven verdi de bununla iş yapıldı? Niçin bizi yarı yolda bırakmayacak, gerekirse bu uğurda kellesini verecek, Nuh deyip peygamber demeyecek, ser verip sır vermeyecek adam gibi bir adam seçilmedi de bukalemun gibi güce tapan, hapishane ortamını görünce cinnet geçiren, bizi satan bir adam seçildi? Bizim yetkililer insan sarrafı değil mi yoksa? Bu konuda da mı yanıldılar? Devlet dediğimiz aygıt böyle mi yönetilir? Sizin devlet yönetiminiz yolda bulduğunuz her sakallıyla devlet sırrı olan işleri yapmak şeklinde mi? Adam gibi arasaydınız bu ülkede kellesini verecek, ABD hapishanelerinde çürüyüp gidecek nice Rızalar bulabilirdiniz. Bence bu olayın sonu ne olursa olsun, yeniden bir ekonomik krizle karşılaşırsak karşılaşalım, biz buna göğüs gereriz. Ama yetkililer de kendilerini bir hesaba çekmeliler, biz nerede hata ve yanlış yaptık diye. Ben söyleyeyim siz daha kendinizi hesaba çekmeden. Zira dost acı söyler ama yüze söyler. Siz düşmanınızın adamlarıyla iş yapmışsınız. Sadece bu bile sizin ne kadar acemi ve saf olduğunuzu gösterir. Demek ki her sakallıya amca denmeyecekmiş.

Bence oturun, kendinizi hesaba çekin, karanlığa kızıp bağırmayı bırakın. Bu işi niçin, ne maksatla yaptığınızı bu halka anlatın. Unutmayın ki bu halk öz eleştiri yapan kim olursa aman verir ve kredisini devam ettirir. 28.11.2017 Ramazan YÜCE

* 04/12/2017 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.