18 Kasım 2017 Cumartesi

Ah Şu Gruplar!

Ne olur, beni kapalı veya açık herhangi bir gruba eklemeseniz! Paylaşımınızı alenen sayfanızdan yapın, herkes görsün. Benden kimseye hayır olmaz, hele grubunuza. Kalabalık etsin diye ekliyorsanız ayağınıza dolanırım.

Haydi kambersiz düğün olmaz deyip eklediniz. Ben de katılmak istemiyorum dedim çıktım. Hala ne diye tekrar tekrar ekleyip durursunuz. İşi tadında bırakın artık. Şakaysa bu yaptığınız, sevmem. Ciddi ise hiç sevmem.

Ha bu arada bilmiyorsanız söyleyeyim. Benim değişik terör örgütleriyle bağlantım var. Yarın bunlar ortaya çıkarsa aynı grupta olmamız dolayısıyla başınız belaya girer. Nereden tanıyorsun diye sorarlar. Türkiye burası. Haydi gidin işinize... 17.11.2017

Okul Kantincilerinin Feryadını Duyacak Yok mu? *

Nerede bir okul kantini çalıştıranı görseniz, hepsi dert küpü. Bir dokun, bin ah işit, derler ya. İşte öyle. Beğenmiyorlarsa niye çalıştırıyorlar, bırakıp gitsinler diyebilirsiniz. Yapacak iş olsa bundan sonra bir tanesini kantin işletmecisi olarak göremezsiniz. Naçarlığa yapıyorlar bu işi. Acaba bir hal yolu bulunur mu diye bekliyorlar?

İçinizden bol bol kazanıyorlar, zevkten dört köşe olmalılar diye düşünebilirsiniz. Kazın ayağı hiç öyle değil, içine girer veya az bir gözlemlerseniz işin vahametini anlarsınız. Bilmeyenler neyi var kantincilerin diyebilir? O zaman söyleyeyim. Kantinciler yasaklardan şikayetçi. Çünkü kantinler yok satıyor, yani hemen hemen her şey, yasak oğlu yasak. İsterseniz neler yasak bir bakalım. MEB'in sayfasında satılması yasak ürünler şunlar:

“Enerji, gazlı, aromalı, kolalı, aromalı doğal mineralli içecekler; aromalı şurup, içecek tozu ve su, meyveli içecek ve tozu, meyveli doğal mineralli içecek, yapay soda, meyveli şurup, sporcu içecekleri ve suları, meyve suyu konsantresi; kızartmalar, cipsler, çerezler; çikolatalar, gofretler, tüm şeker ve şekerleme türleri; guarana, guarana özü, eklenmiş kafein içeren ürünler; kremalı, çikolata dolgulu, jöleli, kekler ve pastalar (yaş pastalar, ekler, kruvasan, donuk, parfe, mozaik pasta, muffin cupcake vb.); hamurlu, şerbetli tatlılar, tatlandırıcılı yiyecek ve içecekler; krema, Hindistan cevizi sütü ve kreması; çay ve kahve tarzı içecekler (liseler hariç).” 

Listede açıkça göremedim ama sanırım, bisküvi çeşitleri de yasak. Ama hakkını yemeyelim, satılması caiz olan ürünler de var. İsterseniz bir de onlara göz atalım: 

“Meyveler, çiğ tüketilebilen sebzeler, salatalar, kuru meyveler, kuruyemişler, içme suyu, süt (pastörize), taze sıkılmış meyve ve sebze suyu, yoğurt, ayran, pastörize peynir, günlük haşlanmış yumurta, çeşnili ekmekler satışı uygun bulunan gıdalar. Ayrıca tam buğday ekmeği, tam buğday unlu ekmek, karışık tahıllı ekmek vb. ürünlerden yapılan, yumurta veya beyaz peynir, turşu hariç taze domates, havuç, marul, biber vb. sebzelerle yapılan sandviçler, doğal mineralli su, şekersiz gıdalar.” Eksik olmasınlar, en azından yukarıdaki ürünlerin satışına izin veriliyor.

Peki, öğrenciler yukarıdaki yasaklanmış ürünleri yemiyor mu? Yemez olur mu? Hem de alasını yiyor. Nereden derseniz? Satılması yasak olan bu ürünler okul kantinleri dışında bakkalda, markette…her yerde satılıyor. Okul bahçesinin demirinden bile dışarıdaki esnaf getirip satıyor. Öğrenci gizli-kaçak alıyor demir parmaklıkların arasından. Her yerde satışı caiz olan bu ürünler nedense okul kantinlerine haram.

Amaç, çocukların obeziteden kurtarılması ve sağlıklı beslenmeleri olsa gerek. Tamam, güzel bir karar. O zaman bu ürünlerin bırakın satışını, üretimini de yasaklayalım. Bu ürünler zararlıysa her yerde yasaklayalım ve bu yasağa her birimiz uyalım ve sıkı bir denetime tabi tutalım. Çünkü bu çocuklar bizim geleceğimiz. Yok, bunu beceremiyorsak o zaman kantincilerin suçu ne burada? Çocuk ne yapacak? Dışarıdan şu ya da bu şekilde aldığını kantincinin gözünün önünde açıp yiyecek. Yazık değil mi, yüksek bedellerle okul kantinlerini kiralayıp işleten kantincilere! Gücümüz sadece onlara yasak koymaya ve onları denetlemeye mi yetiyor?

Uygulanmayacak ve uygulanması mümkün olmayan bu yasakları sürdürmeye çalışmak ve hala bir orta yol bulmamak gülünç geliyor bana. Eğer bu uygulama böyle devam edecekse -ki devam etmesi mümkün değildir- o zaman kapatalım okullardaki kantinleri. Bari çocuklar beslenmelerini evlerinden getirsin, bu işe kökten bir çözüm bulalım. Kantinciler de bu vesileyle rızıklarını başka yerlerde arasınlar. Bu arada kantinci falan değilim, haberiniz olsun. 18/11/2017 Ramazan YÜCE

* 20/11/2017 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.

16 Kasım 2017 Perşembe

Araç Trafiğinin Kadınlarla İmtihanı

Eskiden herhangi bir kurumda kadın çalışan bulmak zordu. Ara ki bulasın. Şimdilerde arttığı gibi erkekleri de solladı geçti. Araç trafiğinde binde bir kadın sürücü görülürdü, şimdilerde neredeyse erkeklerin oranına yaklaştı. Nasıl ki kadın her yerde ise trafikte de var. Sayıları her geçen gün iyice artmaktadır.

Yolların hakimi erkekler olduğu dönemlerde trafiğimiz felçti, kaba kuvvetin her biri vardı dense yeridir. Hatta çoğu araçların şoför mahallinde ne olur, ne olmaz denilerek balta veya kürek sapı bulunduranlar bile var. Korna sesinin alası dersen var zaten. Kullana kullana her korna sesine ayrı bir anlam yüklemişiz bile. Bazı kornalar centilmenliği ifade ederken, bazıları küfrü ifade bile ediyor. Seyir halindeyken sadece el ve ayaklar çalışmaz, yeri geldiği zaman kol, ağız, jest ve mimikler olmak üzere tüm vücut hareket halinde olabiliyor. Bir gerginlik bir gerginlik. 

Kadınların alana girmesiyle birlikte trafiğimiz, Arap saçına döndü dense mübalağa etmiş olmayız. Önceleri korka korka araca binip kenardan, köşeden yavaş yavaş giden kadınlar, erkeklerin sürüşünü gördükçe iyice  erkeklere benzer oldular. Tabii atalarımız boşuna söylememişler, üzüm üzüme baka baka kararır diye. Çoğu yine nezaket ve kibarlığını bozmayacak şekilde trafikte seyrederken bazıları şıp demiş erkeğin burnundan düşmüş  sanki. 

Geçen gün yürüyerek bir yere gidiyorum. Tali yoldan bir bayan sürücü çıktı ana yola. Soluna baktı, gelmekte olan aracı gördü, araç da ona çıkma ben geliyorum diyerek korna çaldı. Kadın dinlemedi önüne kırmasıyla birlikte sürmeye başladı. Bunu gören erkek durur mu? Ardından korna çaldı, ne yapıyorsun dercesine. Kadın bir taraftan sürerken elini camdan çıkararak 'Ne oluyor, acelen ne, tamam, gördük, çatladın mı' der gibi elini salladı erkeğe. Sonra biri önden, diğeri arkasından kaybolup gittiler. Atışmaları ileride devam etti mi bilmiyorum. Ama gördüğüm kadarıyla kadın hem suçlu, hem de güçlü. Normalde bu tavır erkeklerin tavrı idi. Çünkü çoğu erkek hatalı da olsa asla kendisine laf söylettirmez. Kadın giyinimli erkek! Ne olacak dedim içimden. 

Kadınların trafik kurallarına aykırı da olsa diğer alanlarda olduğu gibi hep öncelikleri var. Bunu erkekler de biliyor, kadınlar da. Buna alıştık alışmaya. Burada garibime giden kadının elini  sallaması. Pek görmedim, hiç de alışık değilim. Kadınların inceliğine de hiç yakıştıramadım. Umarım böyle davrananların sayısı çok değildir, bireyseldir.

Bir defasında da çarşıya gitmek için bir bayanın arabasına bindim. Tali yoldan çıkarken hiç beklemeden akan trafiğin içine sürdü arabasını. Dur hocahanım, ne yapıyorsun, tali yoldan çıkıyoruz,  gelen araç var, dedimse de beni dinlemedi. Üstelik bana "Ben trafik kurallarını iyi bilirim, sinyalimi verdim mi yol benimdir, geçerim, bugüne kadar da başıma hiç kaza gelmedi" diyerek akıl verdi. Trafik kurallarını tam bilmemenin mahcubiyetini duymadım da değil hani.

Kadınların araba sürmeye başlaması, trafiğe çıkması en çok babalarının ve eşlerinin işine geldi. Çünkü bir de onları işe veya gezmeye giderken götürüp getirme derdi vardı erkeklerin. Şimdi kadın arabasına bindiği gibi kimseye yük olmadan gideceği yere gidebiliyor. Taki kaza yapıncaya kadar. Kaza yapınca ya babası, ya eşi gelir hemen. Gerçi kadınlar için onlar kaza yapmaz, sadece kazaya sebebiyet verir denir. Her biri için söylenmese de bazıları bu tanıma tıpatıp uyuyor. Bu tiplerin araba sürüşünden sürücünün bayan olduğunu ardından takip edenlerin çoğu bilir. 

Biz onlarla elmanın yarısıyız. Elmanın yarısı iyi olur da diğer yarısı kötü olur mu? Olmaz elbet. Ne yapalım bütün derdimiz bu olsun. 16/11/2017