22 Aralık 2016 Perşembe

Yaptığımız ibadeti saymak doğru mu?

Bir gün bir derviş, bir kucak dolusu elma ile bayırlar aşan bir genç kıza rastlamış…
Bozkırın sıcağında yorgunluktan al almış kızın yanakları...
“Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına?”
Diye sormuş derviş.
Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız:
“Sevdiğim çalışıyor orada…
Ona elma götürüyorum.”
“Kaç tane” diye soruvermiş derviş.
Kız şaşkın:
“İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?” deyivermiş..
Ve usulca koparıvermiş derviş elindeki tespihin ipini... 21.12.2016

Necip Fazıl KISAKÜREK’ten hazır cevap örnekleri

Üstat  her zamanki gibi odasında günlük makalelerinden birini yazıyormuş...
Yanına bir talebesi gelmiş ve bir rüyasını anlatmaya başlamış:
-Üstadım rüyamda bütün otlar Allah'a(c.c) secde ediyordu ama tütün etmiyordu.
Üstat talebesine bakmış ve demiş ki ;
-O zaman getirin o kafiri yakalım.
***
Üstada bir konferans sırasında bir genç sorar:
-Osmanlı emperyalist değil miydi?
Cevap dikkate şayandır:
-Evladım eğer Osmanlı emperyalist olsaydı şu anda bu soruyu Fransızca değil türkçe sorardın.
***
Bir gün Necip Fazıl, bir üniversitede konferansa katılmış...
Çıkıp her zaman ki gibi Din ve Allah kavramı hakkında konuşmuş...
Konuşması bittikten sonra, onunla karşıt görüşlü olan bir Prefesör, Necip Fazıl'a
'Siz önceden çıkıp farklı şeyler söylerdiniz, şimdi ise o sözlerinize çelişen şeyler söylüyorsunuz... Yazdığınız şiirler hala ezberimdedir... bu ne demek oluyor? '
Necip Fazıl'ın cevabı: 'Benin geçmişim bir çöplüktür ve çöplükleri sadece köpekler kurcalar' şeklinde olur.
***
Bir gün büyük şair Necip Fazıl Kısakürek'e sahilde rastlayan bir hayranı;
''Üstad, senin bütün mücadelelerin güzel, hizmetlerin eşsiz ama şu ....... tarafın olmasa diye tenkit eder.. Bunun üzerine Necip Fazıl tebessüm ederek:
''Şu Boğaz'dan geçen lüks ve güzel gemiyi görüyor musun? Bak ne kadar lüks ve konforlu değil mi? İşte böylesine lüks geminin tuvaleti de vardır.'' der...
***
Necip Fazıl bir konferansında isim vermeden gazetelerin tenkidini yapıyormuş. Fakat o şekilde açık konuşuyormuş ki, bu işlerle çok az ilgili olan dahi hangi gazeteden söz edildiğini anlarmış. Dinleyenlerden biri hatibin sözünü keserek:
-Hangi gazeteden bahsediyorsunuz? demiş.
Necip Fazıl sormuş:
-Siz ne iş yapıyorsunuz?
-Keresteciyim.
-Belli, otur!
***
Üstad'ın çalışma odasına giren bir yazar üstadın çalışma odasına göz attıktan sonra:
-Hayrola üstat! Çalışma odanda hiç kitap yok, siz hiç kitap okumaz mısınız? diye soru sorduğunda, Üstat şu cevabı verir:
-Sen hiç süt içen inek gördün mü?
***
Mahkemede hakim, Necip Fazıl'a:
- Bak, der. Seni bundan böyle bir daha huzurumda görmeyeceğim, öyle değil mi?
Necip Fazıl sorar:
- Hakim Bey, yoksa istifa mı ediyorsunuz?
***
Nazım Hikmet ve Necip Fazıl Ramazan ayında arabayla gidiyorlarmış.Tabi Necip Fazıl oruç ama Nazım Hikmet değil. Nazım Hikmet Necip Fazıl ile dalga geçmek için yolun kenarındaki zayıf bir ineği işaret ederek Necip Fazıl'a demiş ki: -'Şunun haline bak,oruç tutmaktan ne hale gelmiş' demiş. Tabi Necip üstad altta kalır mı hemen cevabı yapıştırmış:
-'Aaa Nazım sen bilmiyormusun? Hayvanlar oruç tutmaz...
***
Üstat hapishanede koğuşunda iken aynı koğuşa Nazım Hikmet getirilir, Nazım Hikmet Üstadı görünce gülerek " Sende mi buradasın? Şu haline bak maymuna dönmüşsün" der...Üstat, karşısında duran Nazım Hikmet’e cevabı yapıştırır... " Ben de pencereye dönerim...
***
Bir gün kendisine, bir dostu;
-Üstat, dünyada iki büyük şair var, demiş
Necip Fazıl'ın tepkisi şu:
-Öteki kim?
***
Üstad Necip Fazıl Kısakürek bir gün konferans verirken salonda bulunanlardan birisi kürsüye salatalık fırlatır. Salatalığı eline alan Necip Fazıl salondakilere dönerek:
"- Birisi kimliğini göndermiş, kiminse gelsin alsın" der.
***
Bir gün bir komünist güya düşünme istidadında biri, üstada dedi ki:
-İslamı takdir ediyorum , her şeyiyle harika..
-EEE??
-Ama iktisadi doktrini yok!
-O komüniste demiş ki üstat da:
-Sana birşey söyleyeceğim şimdi, herşeyi anlayacaksın. Tıpkı bir elmadaki ermişi lezzet gibi. İslam’da bütün iktisadi dava (ama onu çözebilmek, lifini bulabilmek lazım) maden suyunda demir gibi; bünyede erimiş olarak mevcuttur. Ne mutlu onu görebilene!
*09/12/2012 tarihli “forum.memurlar.net”den alıntıdır.
***
Necip Fazıl Kısakürek, vapurla Kadıköy’e geçerken, yanına biri yaklaşıp:
- Üstat, diye sormuş. Peygamberlere ne diye gerek duyuldu? Biz yolumuzu bulabilirdik.
Necip Fazıl, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan:
- Ne diye vapura bindin ki, cevabını vermiş. Yüzerek geçsene karşıya... 22/12/2016 



Saatlerce bizi ekrana mahkum eden diziler *

Teknolojiyi üretenler insanın işini yapmasını kolaylaştırırken onu nasıl oyalayacağını, nasıl kul-köle yapacağını da iyi biliyor. Bir nevi morfin vurup uyuşturuyor. Bu çağın şeytanı bol maalesef. Yediden yetmişe oyalayacak oyuncağı var. TV, sanal alem, internet, dijital oyunlar, cep telefonları vb teknolojik icatlar peşimizi bırakmıyor hiç. Bağımlısı yapıyor insanı bir müddet sonra.

Bizi ekranlara kilitleyen, saatlerce yerimizde robot gibi oturmayı sağlayan, aşağı yukarı günün her saatinde evimize misafir olan diziler var. Hastalık derecesinde insanları ekran karşısına mahkum ediyor. Bir filme baksan daha iyi. Çünkü 1-2 saatin gider bazı günlerde. Ya bir de diziye bakmaya başlamışsa bizim ekran sever, bir hafta boyunca o diziyi bekler durur artık. Öncesinde geçen haftanın özeti saatlerce gösterilir. Ardından yeni bölüm başlar. Akşamın geç vakitlerine kadar sürer. Sıkılsa da, sıkışsa da insanı yerinden kaldırmaz. Wc ve lavabo ihtiyacını bile reklamlara göre ayarlar insanımız. Aile fertleri wc sırasına girer aralarda. Dizinin heyecanlı kısımlarında eve hırsız girse evdekilerin haberi olmaz. Olsa da kolay kolay kalkmaz. Öğrenci, ders ve sınavı geri plana iter.  Ev kadını  çay-kahve işlerini aksatır, evin erkeği ise uzun oturur yine her zamanki gibi. Kendisiyle birlikte dizi izleyen çocuğuna içten içe kızsa da, ara sıra homurdansa da yapacak bir şey yok. Parola: Her ahval ve şeraitte bu diziye bakılacak. Başka yolu yok.

Diziye bakan biri değilim, takip ettiğim bir dizim yok. Ama ekranlara kilitlenen insanları gördükçe üzülmüyor değilim. Hele bir de dizi çok ün yapmış, izlenme rekorları kıran bir dizi ise, muhabbeti gündüzden başlar, misafirliğe gitme ve kabul etme diziye göre ayarlanır. Sanırım haber kanalları dışında her kanalın her akşam en az bir dizisi var. Haydi dizi koyacaklar diyelim. Bari hafta sonlarına ağırlık verseler nasıl olur? Fena olmaz sanırım. Hiç olmazsa öğrenciler dizilerini daha rahat izler, hem de derslerini tamamen aksatmamış ve  daha az hasarla kurtulmuş olurlar. Tabii bu sözüm hafta sonu etüt vb yerlere gitmeyen öğrenciler içindir. Özel kanalları anladım, onlar için ne kadar reyting olursa kardır. Kime ne zarar veririz diye düşünmezler. TRT-1’de katıldı bu kervana. Kanalda gece gündüz neredeyse dizi programları var. Hele büyük-küçük herkesin izlediği bir ‘Ertuğrul’ dizisi var. Çarşamba günleri yayımlanıyor. İzleyenlerin çoğu hızını alamayıp bu dizide söylenen bazı cümleleri aynı anda sanal alemde paylaşıyor hemen. İlk yayıma girdiği yıl biraz baktım, sonra da bir daha bakmadım. Herkes izliyorsa mutlaka beğeni alıyor olmalı. Zaten bu yüzden dizi final yapmayı falan düşünmüyor. Sanırım günümüzde olan bazı menfur olay ve hareketlere de atıf yaparak geçmişi günümüzle güncelliyor. Olsun böyle diziler. Karşı falan değilim. Milyonları ekrana kilitleyen bu tür programları özellikle devlet sorumluluğunu taşıyan/taşıması gereken devlet televizyonunun yayım gününü yeniden gözden geçirmesinde fayda vardır. Hafta içi yayımlanması dolayısıyla yüz binlerce öğrenci çalışacağı dersi aksatabilir. Bu dizi pekala Cuma/cumartesi/Pazar akşamı yayımlanabilir. Anne-baba ve çocuğun hepsinin aynı anda izleyebileceği bu tür programlarda  bir fayda mülahaza ediyor olabilir yetkili ve sorumlu kişiler. Fakat bir faydayı düşünürken diğer kaçırdığımız faydaları da göz önüne almakta yarar vardır diye düşünmekteyim.

Dizi ilk yayıma başladığı zamanlarda bu diziden beklediğim eski tarihimizi hatırlatacak, alacağımız ibretlere ışık tutacak diye düşünüyordum. Yayım hayatına başladığı andan itibaren yıllar geçti ama nedense hala bir Osmanlı kurulamadı. Senarist, yapımcı vb sorumlular daha iyi bilir ama ben, devlet kurulduktan sonra her bölümde bir padişaha yer verilerek dönemin önemli gelişmeleri ele alınır, bazı padişahlara bir kaç bölüm ayrılabilir diye düşünüyordum. Dizi şimdi hangi aşamada bilmiyorum ama öyle zannediyorum hala daha kuruluşu sağlayamadı. Böyle giderse bu dizi, -izleyen olduğu müddetçe- daha kuruluşu bile sağlayamadan bir kaç nesli öbür dünyaya gönderecek gibi.

Hasılı, TRT yetkililerinden istediğim halkın sevdiği, kendisini gördüğü bu dizinin yayım gününün hafta sonuna kaydırmasıdır... Bir de vurdu-kırdı sahnelerinin en aza indirgenmesi...İyi seyirler!..  22/12/2016

* 13/02/2017 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.