Bir gün bir derviş, bir kucak dolusu elma ile bayırlar aşan bir genç kıza rastlamış…
Bozkırın sıcağında yorgunluktan al almış kızın yanakları...
“Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına?”
Diye sormuş derviş.
Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız:
“Sevdiğim çalışıyor orada…
Ona elma götürüyorum.”
“Kaç tane” diye soruvermiş derviş.
Kız şaşkın:
“İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?” deyivermiş..
Ve usulca koparıvermiş derviş elindeki tespihin ipini... 21.12.2016
22 Aralık 2016 Perşembe
Necip Fazıl KISAKÜREK’ten hazır cevap örnekleri
Üstat her zamanki gibi odasında günlük
makalelerinden birini yazıyormuş...
Yanına bir talebesi gelmiş ve bir rüyasını anlatmaya başlamış:
-Üstadım rüyamda bütün otlar Allah'a(c.c) secde ediyordu ama tütün etmiyordu.
Üstat talebesine bakmış ve demiş ki ;
-O zaman getirin o kafiri yakalım.
Yanına bir talebesi gelmiş ve bir rüyasını anlatmaya başlamış:
-Üstadım rüyamda bütün otlar Allah'a(c.c) secde ediyordu ama tütün etmiyordu.
Üstat talebesine bakmış ve demiş ki ;
-O zaman getirin o kafiri yakalım.
***
Üstada bir konferans
sırasında bir genç sorar:
-Osmanlı emperyalist değil miydi?
Cevap dikkate şayandır:
-Evladım eğer Osmanlı emperyalist olsaydı şu anda bu soruyu Fransızca değil türkçe sorardın.
-Osmanlı emperyalist değil miydi?
Cevap dikkate şayandır:
-Evladım eğer Osmanlı emperyalist olsaydı şu anda bu soruyu Fransızca değil türkçe sorardın.
***
Bir gün Necip Fazıl,
bir üniversitede konferansa katılmış...
Çıkıp her zaman ki gibi Din ve Allah kavramı hakkında konuşmuş...
Konuşması bittikten sonra, onunla karşıt görüşlü olan bir Prefesör, Necip Fazıl'a
'Siz önceden çıkıp farklı şeyler söylerdiniz, şimdi ise o sözlerinize çelişen şeyler söylüyorsunuz... Yazdığınız şiirler hala ezberimdedir... bu ne demek oluyor? '
Necip Fazıl'ın cevabı: 'Benin geçmişim bir çöplüktür ve çöplükleri sadece köpekler kurcalar' şeklinde olur.
Çıkıp her zaman ki gibi Din ve Allah kavramı hakkında konuşmuş...
Konuşması bittikten sonra, onunla karşıt görüşlü olan bir Prefesör, Necip Fazıl'a
'Siz önceden çıkıp farklı şeyler söylerdiniz, şimdi ise o sözlerinize çelişen şeyler söylüyorsunuz... Yazdığınız şiirler hala ezberimdedir... bu ne demek oluyor? '
Necip Fazıl'ın cevabı: 'Benin geçmişim bir çöplüktür ve çöplükleri sadece köpekler kurcalar' şeklinde olur.
***
Bir gün büyük şair
Necip Fazıl Kısakürek'e sahilde rastlayan bir hayranı;
''Üstad, senin bütün mücadelelerin güzel, hizmetlerin eşsiz ama şu ....... tarafın olmasa diye tenkit eder.. Bunun üzerine Necip Fazıl tebessüm ederek:
''Şu Boğaz'dan geçen lüks ve güzel gemiyi görüyor musun? Bak ne kadar lüks ve konforlu değil mi? İşte böylesine lüks geminin tuvaleti de vardır.'' der...
''Üstad, senin bütün mücadelelerin güzel, hizmetlerin eşsiz ama şu ....... tarafın olmasa diye tenkit eder.. Bunun üzerine Necip Fazıl tebessüm ederek:
''Şu Boğaz'dan geçen lüks ve güzel gemiyi görüyor musun? Bak ne kadar lüks ve konforlu değil mi? İşte böylesine lüks geminin tuvaleti de vardır.'' der...
***
Necip Fazıl bir
konferansında isim vermeden gazetelerin tenkidini yapıyormuş. Fakat o şekilde
açık konuşuyormuş ki, bu işlerle çok az ilgili olan dahi hangi gazeteden söz
edildiğini anlarmış. Dinleyenlerden biri hatibin sözünü keserek:
-Hangi gazeteden bahsediyorsunuz? demiş.
Necip Fazıl sormuş:
-Siz ne iş yapıyorsunuz?
-Keresteciyim.
-Belli, otur!
-Hangi gazeteden bahsediyorsunuz? demiş.
Necip Fazıl sormuş:
-Siz ne iş yapıyorsunuz?
-Keresteciyim.
-Belli, otur!
***
Üstad'ın çalışma
odasına giren bir yazar üstadın çalışma odasına göz attıktan sonra:
-Hayrola üstat! Çalışma odanda hiç kitap yok, siz hiç kitap okumaz mısınız? diye soru sorduğunda, Üstat şu cevabı verir:
-Sen hiç süt içen inek gördün mü?
-Hayrola üstat! Çalışma odanda hiç kitap yok, siz hiç kitap okumaz mısınız? diye soru sorduğunda, Üstat şu cevabı verir:
-Sen hiç süt içen inek gördün mü?
***
Mahkemede hakim, Necip
Fazıl'a:
- Bak, der. Seni bundan böyle bir daha huzurumda görmeyeceğim, öyle değil mi?
Necip Fazıl sorar:
- Hakim Bey, yoksa istifa mı ediyorsunuz?
- Bak, der. Seni bundan böyle bir daha huzurumda görmeyeceğim, öyle değil mi?
Necip Fazıl sorar:
- Hakim Bey, yoksa istifa mı ediyorsunuz?
***
Nazım Hikmet ve Necip
Fazıl Ramazan ayında arabayla gidiyorlarmış.Tabi Necip Fazıl oruç ama Nazım
Hikmet değil. Nazım Hikmet Necip Fazıl ile dalga geçmek için yolun kenarındaki
zayıf bir ineği işaret ederek Necip Fazıl'a demiş ki: -'Şunun haline bak,oruç
tutmaktan ne hale gelmiş' demiş. Tabi Necip üstad altta kalır mı hemen cevabı
yapıştırmış:
-'Aaa Nazım sen bilmiyormusun? Hayvanlar oruç tutmaz...
-'Aaa Nazım sen bilmiyormusun? Hayvanlar oruç tutmaz...
***
Üstat hapishanede
koğuşunda iken aynı koğuşa Nazım Hikmet getirilir, Nazım Hikmet Üstadı görünce
gülerek " Sende mi buradasın? Şu haline bak maymuna dönmüşsün"
der...Üstat, karşısında duran Nazım Hikmet’e cevabı yapıştırır... " Ben de
pencereye dönerim...
***
Bir gün kendisine,
bir dostu;
-Üstat, dünyada
iki büyük şair var, demiş
Necip Fazıl'ın
tepkisi şu:
-Öteki kim?
***
Üstad Necip Fazıl
Kısakürek bir gün konferans verirken salonda bulunanlardan birisi kürsüye
salatalık fırlatır. Salatalığı eline alan Necip Fazıl salondakilere dönerek:
"- Birisi kimliğini göndermiş, kiminse gelsin alsın" der.
"- Birisi kimliğini göndermiş, kiminse gelsin alsın" der.
***
Bir gün bir
komünist güya düşünme istidadında biri, üstada dedi ki:
-İslamı takdir
ediyorum , her şeyiyle harika..
-EEE??
-Ama iktisadi
doktrini yok!
-O komüniste demiş
ki üstat da:
-Sana birşey
söyleyeceğim şimdi, herşeyi anlayacaksın. Tıpkı bir elmadaki ermişi lezzet
gibi. İslam’da bütün iktisadi dava (ama onu çözebilmek, lifini bulabilmek
lazım) maden suyunda demir gibi; bünyede erimiş olarak mevcuttur. Ne mutlu onu
görebilene!
*09/12/2012
tarihli “forum.memurlar.net”den alıntıdır.
***
Necip Fazıl Kısakürek, vapurla Kadıköy’e geçerken, yanına
biri yaklaşıp:
- Üstat, diye sormuş. Peygamberlere ne diye
gerek duyuldu? Biz yolumuzu bulabilirdik.
Necip Fazıl, okuduğu kitaptan başını
kaldırmadan:
- Ne diye vapura bindin ki, cevabını vermiş.
Yüzerek geçsene karşıya...
22/12/2016
Saatlerce bizi ekrana mahkum eden diziler *
Teknolojiyi üretenler insanın işini yapmasını
kolaylaştırırken onu nasıl oyalayacağını, nasıl kul-köle yapacağını da iyi
biliyor. Bir nevi morfin vurup uyuşturuyor. Bu çağın şeytanı bol maalesef.
Yediden yetmişe oyalayacak oyuncağı var. TV, sanal alem, internet, dijital
oyunlar, cep telefonları vb teknolojik icatlar peşimizi bırakmıyor hiç.
Bağımlısı yapıyor insanı bir müddet sonra.
Bizi ekranlara kilitleyen, saatlerce yerimizde robot gibi
oturmayı sağlayan, aşağı yukarı günün her saatinde evimize misafir olan diziler
var. Hastalık derecesinde insanları ekran karşısına mahkum ediyor. Bir filme
baksan daha iyi. Çünkü 1-2 saatin gider bazı günlerde. Ya bir de diziye bakmaya
başlamışsa bizim ekran sever, bir hafta boyunca o diziyi bekler durur artık.
Öncesinde geçen haftanın özeti saatlerce gösterilir. Ardından yeni bölüm
başlar. Akşamın geç vakitlerine kadar sürer. Sıkılsa da, sıkışsa da insanı
yerinden kaldırmaz. Wc ve lavabo ihtiyacını bile reklamlara göre ayarlar
insanımız. Aile fertleri wc sırasına girer aralarda. Dizinin heyecanlı
kısımlarında eve hırsız girse evdekilerin haberi olmaz. Olsa da kolay kolay
kalkmaz. Öğrenci, ders ve sınavı geri plana iter. Ev kadını çay-kahve işlerini aksatır, evin erkeği ise
uzun oturur yine her zamanki gibi. Kendisiyle birlikte dizi izleyen çocuğuna
içten içe kızsa da, ara sıra homurdansa da yapacak bir şey yok. Parola: Her
ahval ve şeraitte bu diziye bakılacak. Başka yolu yok.
Diziye bakan biri değilim, takip ettiğim bir dizim yok. Ama
ekranlara kilitlenen insanları gördükçe üzülmüyor değilim. Hele bir de dizi çok
ün yapmış, izlenme rekorları kıran bir dizi ise, muhabbeti gündüzden başlar,
misafirliğe gitme ve kabul etme diziye göre ayarlanır. Sanırım haber kanalları
dışında her kanalın her akşam en az bir dizisi var. Haydi dizi koyacaklar
diyelim. Bari hafta sonlarına ağırlık verseler nasıl olur? Fena olmaz sanırım.
Hiç olmazsa öğrenciler dizilerini daha rahat izler, hem de derslerini tamamen
aksatmamış ve daha az hasarla kurtulmuş olurlar. Tabii bu sözüm hafta
sonu etüt vb yerlere gitmeyen öğrenciler içindir. Özel kanalları anladım, onlar
için ne kadar reyting olursa kardır. Kime ne zarar veririz diye düşünmezler.
TRT-1’de katıldı bu kervana. Kanalda gece gündüz neredeyse dizi programları
var. Hele büyük-küçük herkesin izlediği bir ‘Ertuğrul’ dizisi var. Çarşamba
günleri yayımlanıyor. İzleyenlerin çoğu hızını alamayıp bu dizide söylenen bazı
cümleleri aynı anda sanal alemde paylaşıyor hemen. İlk yayıma girdiği yıl biraz
baktım, sonra da bir daha bakmadım. Herkes izliyorsa mutlaka beğeni alıyor
olmalı. Zaten bu yüzden dizi final yapmayı falan düşünmüyor. Sanırım günümüzde
olan bazı menfur olay ve hareketlere de atıf yaparak geçmişi günümüzle güncelliyor.
Olsun böyle diziler. Karşı falan değilim. Milyonları ekrana kilitleyen bu tür
programları özellikle devlet sorumluluğunu taşıyan/taşıması gereken devlet
televizyonunun yayım gününü yeniden gözden geçirmesinde fayda vardır. Hafta içi
yayımlanması dolayısıyla yüz binlerce öğrenci çalışacağı dersi aksatabilir. Bu
dizi pekala Cuma/cumartesi/Pazar akşamı yayımlanabilir. Anne-baba ve çocuğun
hepsinin aynı anda izleyebileceği bu tür programlarda bir fayda mülahaza
ediyor olabilir yetkili ve sorumlu kişiler. Fakat bir faydayı düşünürken diğer
kaçırdığımız faydaları da göz önüne almakta yarar vardır diye düşünmekteyim.
Dizi ilk yayıma başladığı zamanlarda bu diziden beklediğim
eski tarihimizi hatırlatacak, alacağımız ibretlere ışık tutacak diye düşünüyordum.
Yayım hayatına başladığı andan itibaren yıllar geçti ama nedense hala bir
Osmanlı kurulamadı. Senarist, yapımcı vb sorumlular daha iyi bilir ama ben,
devlet kurulduktan sonra her bölümde bir padişaha yer verilerek dönemin önemli
gelişmeleri ele alınır, bazı padişahlara bir kaç bölüm ayrılabilir diye
düşünüyordum. Dizi şimdi hangi aşamada bilmiyorum ama öyle zannediyorum hala
daha kuruluşu sağlayamadı. Böyle giderse bu dizi, -izleyen olduğu müddetçe-
daha kuruluşu bile sağlayamadan bir kaç nesli öbür dünyaya gönderecek gibi.
Hasılı, TRT yetkililerinden istediğim halkın sevdiği,
kendisini gördüğü bu dizinin yayım gününün hafta sonuna kaydırmasıdır... Bir de
vurdu-kırdı sahnelerinin en aza indirgenmesi...İyi seyirler!.. 22/12/2016
* 13/02/2017 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
* 13/02/2017 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)