Babasından kalma bir evde oturan bir öğretmen yıllarca aynı evde hem hasta annesine bakar. Bir de boyundan aşağısı tutmayan abisine.
Bir köşede annesi yatmış, diğer köşede abisi ya da kardeşi yatmış.
Diğer kardeşleri ne anneye bakmış ne de ağabeylerine.
Zamanı gelir her iki hasta da vefat eder.
İki vefatın da ardından kardeşleri mahkemeye dava açarlar: "Ağabeyimiz (ya da kardeşimiz) şu kadar yıldır mirasçısı olduğumuz evde kalmıştır. Kaldığı yıllara ait birikmiş kira bedelini muhitin rayiç kirası üzerinden tarafımıza ödemesi".
Yanlış okumadınız. Mahkemeye açılan dava bu içerikte.
Hem yatalak annesine hem de yatalak abisine yıllarca bakan bu öğretmenle bir arkadaş vasıtasıyla oturup iki defa çay içmişliğim ve sohbet etmişliğim var. Sağdan, soldan, havadan ve sudan konuştuk. Hiç kardeşlerim bana şöyle yaptı demedi.
Kardeşleri tarafından mahkemeye verildiğini de aynı okulda çalışan bir arkadaşım söyledi.
Siz böyle bir dava ile karşılaştınız mı bilmiyorum ama ben ilk defa duydum. Haliyle şaşırdım. Ne kardeşler varmış. Olmaz olsun böyle kardeş dedim.
Annelerine ve ağabeylerine bakmayan bu kişilerde gerçekten mide varmış. Aynı evde yaşayıp bakımlarını üstlendiğinden dolayı kardeşlerine: "Abi, biz anne ve ağabeyimize bakamadık. Bütün yük sendeydi. Biz bakamadığımız gibi maddi destek de sağlayamadık. Sana karşı mahcubuz. Biz sana çok teşekkür ediyoruz. Biliyoruz bunun için bakmadın. Emeğini de karşılamaz ama babadan kalma bu ev senin. Biz hiç hak iddia etmiyoruz. Hemen tapuya gidelim. Evi senin üzerine devredelim" demeliydiler. En azından ben böyle beklerim. Ki olması gereken de bu.
Beyefendi ve hanımefendiler, bırakın böyle demeyi. Geçmişten günümüze biriken kira bedelini istemişler. Yazıklar olsun gerçekten.
Böyle paragöz kardeşlere kardeş denmez, dense dense kara taş denir.
Sonrasını bilmiyorum. Öyle zannediyorum, dava devam ediyordur. Görünen o ki kardeşlerin gözü hem kirada hem de evde. Çünkü kira isteyen o evdeki payını hayli hayli ister. Hakimin kararını bilemem ama öyle zannediyorum kira isteyen bu kardeşler haklı bulunur. Çünkü kimse annesine baktı, ağabeyine baktı demez. Belki de bakmayaydı denecek.
İşin garibi bu öğretmen emekli olmasına rağmen hala evi yok. Emekli olmadan önce evini alamayan emekli olduktan sonra hiç ev alamaz. Görünen o ki ölünceye kadar emekli maaşı ile kirada kalacak. Belki de daha çalışacaktı. Emekli olayım da anne ve kardeşine bakayım diye emekli oldu. Çünkü daha zorunlu emekli yaşında değil.
Ne diyelim, böyle kardeşler de varmış. Kardeş değil, kara taş. Olmaz olsun böyle kardeş. Evden, gönülden, ortamdan ırak olsun.
Burada bir hakkı daha teslim edeyim. Evde yıllardır hem kaynanasına hem de kayınbiraderine bakan bu öğretmenin eşinin eli öpülür. Helal olsun kadına. Hem öğretmenin hem de eşimin ismini örnek olsun diye altın harflerle yazmak lazım.
Bu arada bu ailede üveylik, özlük vardır diye aklınıza gelebilir. Sizden önce ben sordum arkadaşa. Üveylik yokmuş aralarında. Bu öğretmenin anne ve babası yaşasaydı, bu öğretmen sizin öp öz oğlunuz mu yoksa kira isteyen diğer çocukların mı öz derdim. Çünkü her ne kadar beş parmağın beşi de bir olmaz ise de aynı ailenin çocukları arasında bu kadar uçurum olmaz. Çünkü biri hasbi diğerleri çıkarcı. Acaba doğumları esnasında hastanede değiştirilmiş olabilirler mi? Değişti ise hangisi? Paracı kardeşler mi, bu hasbi öğretmen mi? Hepsi hastanede değiştirilemeyeceğine göre herhalde bu öğretmen hastanede değiştirilmiş olmalı. Başka da aklıma bir şey gelmiyor.
Allah iyi kardeşlerle karşılaştırsın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder