11 Eylül 2023 Pazartesi

Sazanı Bol Ülke *

İnternetin hayatımızda yaygınlaşması ile birlikte Facebook, Twitter, İnstagram gibi sosyal medya ağları da hayatımıza girdi. Bugün bu platformlarda bir veya birkaçını kullanmayan neredeyse yok gibi. Bu alem sanal olsa da gerçek hayatın nabzı buralarda atıyor. İnsanlar gezinme, paylaşım yapma, yorum yazma, merak, sesini duyurma, gerçek hayatta olup bitenle ilgilenme, eski arkadaşlarını bulma vs. nedenlerle günün önemli bir kısmını bu alemde geçiriyor.

Bu sosyal ağlar üyelerinden herhangi bir ücret talep etmiyor. Hatta ücretsizdir, ücretsiz olmaya devam edecektir açıklamasına yer veriyorlar. Gelirlerinin reklamlardan olduğunu belirtiyorlar. Sorarım size. Bu devirde ücretsiz kim kime hizmet eder? Bilinen bir gerçek var ki bu ağlar ücretsiz. Reklamlardan veya başka yollardan öyle ücret alıyor olmalılar ki paraya para demiyorlar. 

Reklam veya başka şekil kazanmaya devam etseler de isteseler üyelerden az veya çok ücret alabilirler. Buna rağmen niçin ücret talep etmiyorlar? Amaçları insanlığa hizmet mi? İnsanlar arkadaş ve takipçi sayısını artırsın, bu alemde tanışsın, bilgi paylaşımı yapsın diye mi bu ağları açıp ücretsiz hizmet veriyorlar?

Herkese açık ve ücretsiz bu ağların bir gizli ajandası olabilir mi? Bence var. Toplumun kimliğini çıkarıyorlar. Bu toplum kimdir, neden hoşlanır, neden nefret eder, yumuşak karnı, kırmızıçizgisi, fikri ve zikri nedir, toplumun hangi kesimi daha güçlü, toplumun sinir uçları nelerdir, hangi konularda galeyana geliyorlar, nasıl kutuplaşıyorlar gibi hususları belirlemek için bu alemlerin devreye sokulduğunu düşünüyorum.

Toplumun kimliğini sanal alem vasıtasıyla çıkardıktan sonra toplum üzerine plan ve projeler hazırlanıp zamanı gelince servis etmek üzere hazır bekletiyorlar olabilir.

Örnek vermek gerekirse, zaman zaman aslı astarı olmayan bazı paylaşımlar servis ediliyor. Bakalım bu toplumun kaçı yutacak, gözü kapalı paylaşacak diye. Mesela “Facebook’un 4.99 dolar olacağına dair” Haber 4 kanalı adı verilerek paylaşım yapılıyor. Bunu haber veren Larry isimli birisine teşekkür ediliyor. Hesabımdan para çekmesine, fotoğraflarımı kullanmasına izin vermiyorum deniyor. Bu asparagas haberi paylaşan paylaşana. Üstelik bu paylaşımı yapanlar arasında “Sen de mi Brütüs” diyebileceğimiz profesörler bile var.

Bu paylaşımı yapanlar, İnternete yazıp Haber Dört Kanalı var mı araştırması bile yapmıyor. Teşekkür ettikleri Larry isimli birisi var mı, bunu da bilmiyorlar. Bunların her birinin iyi bilip uygulamadığı, Hücurat süresi 6.ayettir. Bu ayet bir fasık size bir haber getirirse pişmanlık duymayasınız diye araştırma yapmayı emrediyor.

Paylaşım yapanlardan tanıdıklarımıza bunun aslı yok dediğimizde, “Aslının olmadığını ben de biliyorum ama yine de paylaştım” diyenlerin sayısı da az değil. Bu tipler yoğurdu üfleyerek yiyen, ne olur ne olmaz diyerek kendilerini garantiye almak isteyen tipler. Bunları bir ara çok yaygın olan “Şu eline geçen mesajı on kişiye gönderirsen dileğin gerçekleşir, göndermeyenin evi yandı” mesajlarına çok benziyor.

Bu ve benzeri mesaj, haber ve paylaşım yapanlar, bir toplumda ne kadar sazan var, ne kadarı böyle paylaşımlara atlıyor istatistiğine katkı sağlıyorlar. Bugün inanmadığı şeyi gözü kapalı paylaşan bu insanlar birilerine, zamanı gelince biz her şeyi yuttururuz istatistiği veriyor.

Diyanet oldu olacak, bu tür paylaşımlara atlayan sazanların da etlerinin yenebileceğine dair fetva verse, şu ekonomik girdapta bu millet iki ayaklı sazan yemekten bayram eder.

*13/09/2023 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Aşır Karye ismiyle yayımlanmıştır.

2 yorum:

  1. Merhabalar Sayın Ramazan Hocam.
    Çok güzel bir konuya değinmişsiniz. Bu haberi emekli ilkokul öğretmeni amcamın oğlu da Facebook sayfasında paylaşmış. Eşim de orada görmüş ve Facebook üyelerini aylık işte şu kadar üye ödentisine tabi tutulacaklarından bahsetmişti. Şimdi bize göre haberin kaynağı emekli öğretmen ve amcamızın oğlu, yani güvenilir bir şahsiyet. Ama benim pek aklıma yatmamıştı. Facebook'un yeni sahibi şu zengin herif Elon Mask bile olsa, böyle bir uygulamaya girileceğinin çok büyük bir aptallık olacağını düşündüm. Aslında böyle bir haber olamayacağını kestirmiştim. Ve nitekim öyle olduğunu da sizin yazınızla da perçinlemiş olduk.

    Sazan olayına gelince; hani hocam çok çok yıllar önce kitaplarda yazılan her şeyi doğru kabul ederdik. Eğer konu kitapta geçiyorsa, paylaşılan konu doğru, hem de dosdoğruydu. Ama bugün aynı şeyi söylemek mümkün değildir.
    Kaleminize, emeğinize ve gönlünüze sağlıklar dilerim.
    Selam ve saygılarımla birlikte sağlıklı ve esen kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar Recep Bey. Maalesef bu tipleri sayısı o kadar çok ki bunların tercih toplamları hayatımızı, geleceğimizi etkiliyor... Eski kitaplarda yazılı her şeyi bir zamanlar doğru kabul etme geride kaldı ama hadisler konusunda aynı anlayış devam ediyor. Peygamberin söylemesi mümkün olmayan o kadar rivayetler var. Olamaz böyle bir şey. Peygamber böyle demez dediğin zaman efendim, Buhari'de geçiyor, falan hadis kitabında geçiyor. Nasıl kabul etmezsin deniyor. Cübbeli'nin söylediği zenginlerin fakirlerden 500 yıl sonra cennete girecek sözü de Ebu Hureyre tarafından rivayet edilen bir hadis. Maalesef hadis diye kitaplara girmiş. Kısaca anlayış fazla değişmiş değil.

      Sil