Habertürk TV
kanalında, Kemal Öztürk'ün hazırlayıp sunduğu programa katılan Milli Eğitim
Bakanı Sayın Yusuf Tekin, öğretmen alımından, mülakata varıncaya kadar bir dizi
sorulara cevap verdi.
Yapılan açıklamaları
ilginç bulduğumdan kısaca değinmek istiyorum. Bakanın açıklamasından, yeni
öğretmen alımlarının 2024 bütçesi çıktıktan sonra olacağını, mülakat süreci ile
birlikte yeni alımların zaman alacağı anlaşılıyor. Bu açıklamadan, ilk atama
öğretmen alımlarının en erken 2.dönem olacağı ortaya çıkar. Deprem bölgesinden
çoğu öğretmenin tayin istediği, çoğunun tayini çıktığı göz önüne alınırsa, bu
demektir ki deprem bölgesindeki okullarda, bulabilirlerse çoğu branşlarda
ücretli öğretmen çalışacaktır.
"Erdoğan'ın
mülakatlar kaldırılacak" sözü hatırlatınca, "Erdoğan'ın mülakatlarda
değil, işleyişinden rahatsız olduğunu, bundan hareketle mülakatları mülakat
gibi yapacağız" dedi Sayın Tekin.
Mülakatların
içeriğine dair ise "Mülakatlara üç katı adayın davet edileceğini, adaylara
daha önce hazırlanıp dijital ortama aktarılan sorular sorulacağını, aday
çektiği soruyu uzman ve başöğretmenin de bulunduğu komisyonun huzurunda 45
dakika ders işler gibi anlatacağını, kayda girmesi bakımından sorunun yazılı
cevabının alınacağını, komisyonun önündeki kılavuz gereği puanlama yapacağını,
mülakatın tüm aşamalarının video ile kayıt altına alınacağını" açıkladı.
Kısaca mülakatlar mülakat gibi yapılacak.
Bu yazıyı ele
almamın nedeni "mülakatların mülakat gibi yapılacak" sözüdür.
Bu söz her tarafa çekilebilen ve konuşulmaması gereken bir sözdür. Bu sözden,
daha önceki mülakatların olması gereken mülakat kriterleri gibi yapılmadığı
anlamı çıkar. Gibi teşbih edatından öylesine mülakat yapacağız anlamı da çıkar.
Ama herkes önceki mülakatlar usulüne uygun yapılmadı şeklinde anladı ve bu bir itiraftır. Burada
şunu sormak gerek. Bu mülakat denen ucube sistem dünden bugüne uygulanan bir sistem
değil. Yıllardır bu sistem uygulanıyor. Bugüne kadar kriterler konmadan ve konan
kriterlere uyulmadan, laf olsun diye yapılan mülakatlarda binlerce kişi mağdur oldu
veya bazıları ihya oldu. Çünkü mülakat demek torpil demektir, ahbap çavuş ilişkisi
demektir. Mülakatlarda düşük puan verilerek elenen ve atanamayan o kadar adayın
hakkını kim teslim edecek, onların mağduriyetleri nasıl giderilecek? Mülakatlar
mülakat gibi yapılacak sözü bile toplumda tepki çekmediğine göre önceki mülakat
mağdurları mağdur olduklarıyla kalacak.
Kim, ne derse desin,
Bakan neyi kastetti ise kastetti. Tek başına bu söz bile daha önceki mülakatları
mercek altına almayı, geçmişte usulüne uygun yapılmayan mülakatların hesabını sormayı
gerektirir. Üstelik Bakanın, adam gibi mülakat yapacağız diyerek ortaya koyduğu
mülakat kriterleri Amerika’yı yeniden keşfetmeye benzer. Çünkü bu kriterler yazılı
beyan ve kamera kaydı geçmişten bugüne hep söylene geldi. Ama birileri ben yaptım
oldu deyip bu istekleri kulak ardı etti.
Söz mülakattan açılmışken,
yazılı gibi ölçülebilir kriterler varken mülakat neyin nesi? Yazılı sınavları sanırım
birileri kolay sanıyor. Bunu o sınava hazırlayanlara sormak gerek. Üstelik seçimden
önce kaldırılacak denmesine rağmen adayları 45’er dakikalık mülakata almanın hiç
mantıklı bir izahı yok.
Mülakat yapılmasın mı?
Yapılsın. Ama herkese yapılmasın. Kime yapılsın? Devleti bir il veya ilçede ya da
yurt dışında birinci derece temsil edecekler mülakata alınsın.
Öyle ya devleti temsil makamında olacak. Diksiyonuna, tipine, boyuna postuna, giyim
ve kuşamına, vizyon ve misyonuna bakılsın. Diğerleri için mülakata gerek yok. Yazılı
sınavına göre ataması yapılsın. İstenen görevleri yerine getirirse ne ala. Yerine
getirmemekte direniyorsa, işini savsaklıyorsa veya yetersiz kalıyorsa, gereği yapılsın.
Tek kelimeyle Bakanın bu sözü büyük bir gaftır. Önceki mülakat kurbanlarıyla dalga geçmektir.
*15/09/2023 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Aşır Karye ismiyle yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder