Başörtüsü bu ülkede
hiç gündemden düşmedi. Bu konuda kısa kısa açıklama yapmak istiyorum.
*Müslümanlar için başörtüsü dinin bir emridir ama dinin kendisi değildir. Dinin
birçok emrinden bir tanesidir. Örtünen dinin bu emrinin gereğini yerine
getirmiş, örtünmeyen ise bu emri yerine getirmemiş olur.
*Başörtüsü bu çağda
gerekli veya değil meselesi değildir. Mantık aranmamalı. Nasıl ki Hz Adem'i
Allah "Hepsi serbest, sadece şu ağaca yaklaşmayacaksın" şeklinde
imtihan ettiği gibi kadınları da başörtüsü ile imtihan etmektedir.
*Başörtüsü bu ülkede
hep tartışma konusu olmuştur. Laikliğe aykırı denerek kamuda başörtüsü yargı
eliyle yasaklanmıştır.
*Başörtüsü yasağı
siyasi malzeme olarak kullanılmış. Laik, Kemalist, solcu ve sol partilerin
çoğunluğu bu yasağı savunmuş, sağ partilerin çoğu özellikle muhafazakar ve
İslamcı partiler bu yasağa karşı çıkmıştır. Her iki kesim de siyasette
başörtüsü üzerine siyaset yaparak az veya çok ekmek yemiştir ve ekmek yemeye
devam etmektedir.
*Birileri
başörtüsünün lehinde veya aleyhinde olarak ekmek yerken bu alanda en büyük
mağduriyeti başı örtülü kız çocukları, başörtülü çalışan kadınlar ve bunların
aileleri yaşamıştır. Üniversiteler başta olmak üzere tüm okul kademelerine
başörtülü ile girilememiş, sınıfa girenler sınıftan ve sınavdan çıkarılmış,
kurumların girişinde başörtü kontrolü yapılmıştır. ÖSYM'nin yaptığı merkezi
sınavlarına alınmamıştır. Üniversitelerde ikna odaları kurulmuş, direnen öğrenciler
hakkında disiplin cezası uygulanmıştır. Kimi öğrenciler okumak için başını
açmış kimi peruk takarak eğitimine devam etmiş kimi de okulu bırakarak ya
eğitimine devam edememiş ya da imkan bularak yurtdışındaki üniversitelerde
eğitimini tamamlayabilmiştir. Kimi aileler de nasılsa başörtüsü yasak diyerek
zorunlu eğitiminden sonra çocuğunu okutmamıştır. Tüm bu süreçten kamuda çalışan
başörtülü kadınlar da mağduriyet yaşamıştır. Açmamakta direnenler kamudan ihraç
edilmiştir.
*Başörtüsü yasağı
kalksın eylemleri meydanlara taştı. Başta öğrenciler olmak üzere başörtüsüne
özgürlük eylemleri yapıldı. Öğrenciler polisle karşı karşıya geldi.
*Kanun ve Anayasa
ile çözülemeyen başörtüsü bir zaman geldi, bir yönetmelikle çözüldü. Eğitimin
her kademesinde kız öğrenciler başörtülü olarak okuyabiliyor. Kadınlar da
başörtülü olarak kamu kurum ve kuruluşların her kademesinde çalışabiliyor. Yani
bir zamanlar dokunanı yakan başörtüsü nicedir serbest. Ne laiklik elden gitti
ne de bu ülkeye şeriat geldi. Okul ve kurumlarda açık-kapalı tartışması ve
gerginliği de olmadı.
*Başörtüsü sorunu
yönetmelikle çözülmüş olmasına rağmen bu kazanılmış hak ileride bir yönetmelik
değişikliğiyle tekrar elden alınır endişesiyle siyasiler, iktidarıyla-muhalefetiyle
bu kazanılmış hakkı kanun ve Anayasa ile kesin olarak çözme girişimleri
yapıyor. Geçmiş günleri bilenler bugünleri görünce nereden nereye demekte çok
haklılar.
*Aslında başörtüsü
için bir düzenleme için ne Anayasaya ne kanuna ne de yönetmeliğe ihtiyaç var. Çünkü
başörtüsü bir tercih meselesidir. İsteyen dini gerekçe yüzünden isteyen de örfi
olarak örtünebilmelidir. Durum böyle olması gerekirken Türkiye bu şekilcilik
yüzünden çok çekti. Yine eski günlere dönmemek, birilerini mağdur etmemek için
ister kanun ister Anayasa ile düzenlenebilir. İktidar ve muhalefet de bunu
istediğine göre benim dediğim olacak, yok senin dediğin olacak kısır tartışması
yapmadan bu mesele bir daha gündeme gelmeyecek şekilde Mecliste çözülmelidir. Bir
daha da kimse ve hiçbir siyasi parti bu konuyu kadınlar üzerinden siyasi
malzeme yapmamalıdır.
Diğer yazımda da başörtüsü üzerinden yaşanan mağduriyet ve travmayı ele almaya çalışacağım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder