(Dünden devam)
—Anladığım kadarıyla sen içini dökmek ve
halkın derdine tercüman olmak istiyorsun. Bence kendine tercüman ol,
bildiklerini kendine sakla, içine at ve sır küpü gibi ol ya da yazdıklarını
bilgisayara dök ve bu döktüklerini paylaşma. Bilgisayar senin sırdaşın olsun.
Eski yazdıklarını döner döner okursun. Ne yazmışım be! Ta ne zaman demişim
bunları dersin. Yok, bu beni kesmez diyorsan, bildiğim kadarıyla geniş bir evin
var. Kimsenin olmadığı odalardan birine geç. Kapıyı, pencereyi kapat. Avazın
çıktığı kadar bağır. Derdin ne ise bu odada, karşında birileri varmış gibi
kendi kendine konuş. Burada, sesinin dışarıdan duyulmamasına dikkat edeceksin.
Bunun için müziği sonuna kadar açmanda fayda var. Deşarj olduktan sonra kapıyı
aç, insanların içine gir. Bugünlerimize ne kadar şükretsek azdır, de.
—Biraz abartmıyor musun?
—Ne abartması. Sana hayatı anlatıyorum.
Sen bana abartıyorsun diyorsun. Mesela sen yaşadığımız ve etkisini her geçen
gün hissettiğimiz hayat pahalılığından, kurdan, kur garantisinden vs. memnun
musun?
—Değilim. Bundan kim memnun ki…
—Dert edindiğini yazacağına göre bundan da
bahsedeceksin o zaman?
—Elbette. Yazmamın ne sakıncası var,
söyler misin?
—İşte bu, senin tehlikeli sularda
yüzeceğinin göstergesidir.
—Diyelim ki yazdım. Başıma neler gelir?
Kim, ne yapabilir?
—Her şeyden nem kapan savunmacı tipler
seni topa yani kurşun yağmuruna tutar. Görürsün Hanya’yı Konya’yı.
—Mesela?
—En hafifiyle hain, nankör ilan edilir,
muhalif görülürsün ve kara listeye alınırsın. Herkesin tu kaka yaptığı bir
terör örgütüyle bağın kurulmaya çalışılır. İstediği ve beklentisi
gerçekleşmediği için böyle yazıyor denir. Bunların yanında mevcut durumu
savunmak ve gerekçe üretmek için seni ikna etmeye çalışırlar. Bunda problem yok.
Keşke dediklerine önce kendileri inansalar, hiç gam yemezsin.
—Ne derler?
—Enflasyondan dert yandın mesela. “Sadece
biz miyiz efendim. Dünya kırılıyor enflasyondan. Üstelik dünya tedarik
sıkıntısı bile çekiyor” denir. Efendim, bizdeki biraz fazla değil mi? Deprem
üssü gibiyiz. Bizdeki enflasyona göre onlarınki enflasyon bile sayılmaz dersin.
“Tamam, bizi biraz fazla etkiliyor ama salgını göz ardı etmemek lazım. Bu
salgın döneminde esnafa yardım edildi. Bunu da hesaba katmak lazım” denir.
Başka ülkelerde salgın yok mu, onların devletleri kapanma esnasında mağdur
olanları desteklemedi mi dersen, “Geçmiş yapılanları unutmamak lazım. Çünkü bu
ülkeye çok şey yapıldı. Say say bitmez. Hele savunma sanayiine bir bak” denir.
Döviz çıktı dersin, ah şu dış güçler yok mu denir. Başlarına taş düşse dış
güçlerden bilen ve buna inanan yığınlar var. Başlarlar hemen “Efendim, faizle
mücadele ediyor. Bu faiz değil mi bizim belimizi büken” denir. Yahu burada
faizle nasıl mücadele ediliyor diyorsun. “Bu birden olur mu? Zaman tanımak
lazım” denir. Devlet faizi indirdi ama piyasa kendisini dinlemiyor. Bak,
bankalar daha yüksek faiz veriyor. Kendisi de indirdiği faizden daha fazlasına
borçlanıyor. Hazırında faizler yükseldi diyorsun. “Tamam, istediğiniz faizin
yükselmesi değil miydi? İşte dediğiniz oldu. Daha ne istersiniz” deniyor. Ülke
ülke ülkelerin 10 yıllık borçlanmasını veriyor, kıyaslıyorsun. “Sen hiç pazarda
limon sattın mı? 80 öncesi sen hiç kuyruklara girdin mi deniyor. Buna sadece
pes doğrusu diyorsun. Zamlardan ders yanıyorsun, her ülkede var. Biz diğer
ülkelere göre daha ucuz yiyor, içiyor ve kullanıyoruz. Bak Almanya’daki petrol
fiyatlarına. Biz bedava kullanıyoruz. Üstelik zam ve enflasyon bu ülkede hep
var vs. deniyor.
—Ne yapayım bu durumda?
—Ne yapacağımı yok. Gördüğüm kadarıyla yazmada kararlısın. Hamama giren terler. Allah yardımcın olsun demekten başka diyeceğim yok.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder