Marketten
kaçtım kaçtım. Ama bu kaçış nereye kadar. Elim mahkum ve ellerine düştüm. Alışveriş
listesi ve acil ihtiyaçlar kabarınca marketin yolunu tuttum. Hiç sağa sola
bakmadan kafama kazınan listeye göre hangi ürün nerede ise o tereklere gittim.
Gördüğüm fiyat etiketlerine dönüp dönüp bir daha baktım. Sonunda aldım
alacağımı.
Ödeme
yapmak için kasaya geçtim. Baktım kasiyerler dahil kimse yok. Akşamın bu kalabalık
saatinde kimse de olmaz mıydı? Geçip gidiyorum. Hiç şakam yok diye seslenince sırtı
dönük bir kasiyer kızımız belirdi ve aramızda şu diyalog geçti:
—Alayım amca”
—Kızım, almadan şu kapıdan
geçip gideyim.
—Olurdu amca. Niye
olmasın. Sırtım da dönüktü üstelik. Ama siz çağırdınız. Ben de geldim. Fırsatı
kaçırdınız.
Neyse,
kaçan kaçtı artık. Ben koydum, kızımız okutup okutup önüme koydu. Aldıklarımı
poşete yerleştirirken kasiyer:
—Amca, indirimde
peynirimiz var. Bundan bir tane alır mısın? 500 gramı 19.00 lira.
—İstemez.
— Niye amca? Bir tane alsaydın.
Fiyatı da çok uygun. Buna rağmen kimse almıyor.
—Kızım, bugünlerde indirim
bize ters geliyor. Biz indirimleri görmeyeli çok oldu. Nasıl bir şeydi, onu
bile unuttuk. Bindirime alıştık. Durum böyle iken kim inanır indirim dediğine.
Ama bu peynirin fiyatı yarın değişecek. Fiyatına zam gelecek de. Bu biraz
inandırıcı olur.
—Haklısın.
Kızın
haklısın demesine bir sevindim bir sevindim. Bir an için ödediğim yüklü
faturayı bile unuttum. Sevincim, beni ilk defa haklı bulan biri oldu. Nasıl
sevinmem buna. Çünkü nice zamandır aynı dili konuştuğumu sandıklarımın bana
Fransız kaldığını ya da benim onlara Fransız kaldığımı görüyorum ama son
yıllarda bana hak vereni hiç görmemiştim. Bu arada ikinci bir sevincim daha
vardı. Güncellenmesine rağmen poşetin fiyatının onca maliyete rağmen değişmemiş
olmasıydı. Diğer aldıklarımın fiyatını hesaba katarken poşetin ücretini hiç
hesaba katmadım. Gel de sevinme buna.
*04/02/2022 tarihinde Barbaros ULU adıyla Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder