Bu
ülkenin sorunu çok. Birini çözersin, başkaları sırada bekliyor. Çoğu zaman bir
sorunu çözerken başka sorunlara da kapı aralandığı olur. Bazen sorunu çözüyoruz
derken her şeyi ağzımıza ve yüzümüze bulaştırdığımız da olur. Bazen de var olan
sorunu, sorun yokmuş gibi davranmayı da iyi beceriyoruz. Bazı sorunlarımızı
pansuman tedbirlerle gidermeye çalışırız bazen de halının altına süpürürüz. Bu
anlatmaya çalıştıklarımın bu ülkede fazlası var, eksiği yok.
İnsanımıza
bugünlerde bu ülkenin en büyük sorunu ne dense kahir ekseriyetin ekonomi olduğu
cevabını alırız. Bu, doğru bir cevap olur. Çünkü gerçekten yarının ne olacağını
kestiremediğimiz bir ekonomimiz var. Yıllardır kronikleşmiş bu ekonomik sorun
aşılır. Bugün göremesek de daha iyi günleri bile görebiliriz. Bu uğurda bedel
ödenmesi gerekirse millet olarak çok bedel ödedik, yine öderiz. Ama bana göre
bu ülkenin en büyük sorunu, ekonomiden de öte şeffaflık, hesap verebilirlik ve
güven problemidir. Bunlar aşılmadan bu ülkede başta ekonomi olmak üzere hiçbir
şey düzelmez. Zaten güvenin olmadığı yerde her şeyimiz tastamam olsa ne yazar. Çünkü
güvenin olmadığı yerde huzur ve barış olmaz, kaos ve endişe hakim olur. Kimse
önünü göremez.
Evet
bu ülkenin en büyük sorunu güvendir. Kimse kimseye güvenmiyor. Kürtler
Türklere, Türkler Kürtlere, Aleviler Sünnilere, Sünniler Alevilere, sağcılar
solculara, solcular sağcılara; dindar-mütedeyyin ve İslamcılar laik ve
sekülerlere, laik ve sekülerler İslamcılara, vatandaş devlete, devlet
vatandaşa, iktidar muhalefete, muhalefet iktidara, esnaf vatandaşa, vatandaş
esnafa, din adamları halka, halk din adamlarına, bir cemaat diğer cemaatlere,
bir kesim diğer kesime vs. güvenmiyor ya da güven vermiyor. İşin garibi herkes
de kendisini güvenilir, karşı tarafı güvenilmez buluyor. Çünkü herkes yekdiğerine
göre sütten çıkmış ak kaşık. Bu kadar ak kaşığın içerisinde bu kadar güvensiz
ortam nasıl oluşuyor? Bunu anlamakta zorlanıyorum.
Halihazırda
yaşadığımız, her geçen gün etkisini daha fazla hissettiğimiz ekonomik krizin; cari
açık, döviz, yeni ekonomik modeller, ekonomi yönetiminde yapılan sık
değişiklikler, salgın, tedarik sıkıntısı, enflasyon gibi sebeplerin üzerine bir
de güvensiz ortam eklenince ekonomimiz de alınan tedbirler ve yapılan
konuşmalara rağmen güven vermiyor. Güven yoksa diğerlerini saymaya zaten gerek
yok. Çünkü her konuda olduğu gibi ekonomi de güven üzerine tesis edilir. Stokçuluk,
fahiş fiyatlar da bunun bir göstergesidir.
Ekonomide
bu güven ortamını sağlamak, piyasayı rahatlatmak kimin görevidir? Oluşan bu güvensiz
ortamda her birimizin az veya çok payı olmakla beraber kaybolan bu güvenin
tesisinde, devlete yön verenlerin ve ekonominin direksiyonunda oturanların payı
daha büyüktür. Bu, öncelikli olarak bunların görevidir. Bunu nasıl yaparlar bilmiyorum ama sorumluların
ne yapıp ne edip piyasaya güven vermeleri gerekiyor.
Kaybolan güveni yeniden etmek kolay mı? Çok zor. Çünkü güven dediğimiz birden olan, kaybolan, alınıp ve satılan bir şey değildir. Gördüğüm kadarıyla piyasayı rahatlatma ve güveni yeniden tesis etme konusunda piyasa, ne mevcuda güveniyor ne de alternatif görünenlere güveniyor. Hasılı milletçe işimiz zor mu zor. Allah yardımcımız olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder