3 Ocak 2022 Pazartesi

Güven

Bu ülkenin sorunu çok. Birini çözersin, başkaları sırada bekliyor. Çoğu zaman bir sorunu çözerken başka sorunlara da kapı aralandığı olur. Bazen sorunu çözüyoruz derken her şeyi ağzımıza ve yüzümüze bulaştırdığımız da olur. Bazen de var olan sorunu, sorun yokmuş gibi davranmayı da iyi beceriyoruz. Bazı sorunlarımızı pansuman tedbirlerle gidermeye çalışırız bazen de halının altına süpürürüz. Bu anlatmaya çalıştıklarımın bu ülkede fazlası var, eksiği yok.

İnsanımıza bugünlerde bu ülkenin en büyük sorunu ne dense kahir ekseriyetin ekonomi olduğu cevabını alırız. Bu, doğru bir cevap olur. Çünkü gerçekten yarının ne olacağını kestiremediğimiz bir ekonomimiz var. Yıllardır kronikleşmiş bu ekonomik sorun aşılır. Bugün göremesek de daha iyi günleri bile görebiliriz. Bu uğurda bedel ödenmesi gerekirse millet olarak çok bedel ödedik, yine öderiz. Ama bana göre bu ülkenin en büyük sorunu, ekonomiden de öte şeffaflık, hesap verebilirlik ve güven problemidir. Bunlar aşılmadan bu ülkede başta ekonomi olmak üzere hiçbir şey düzelmez. Zaten güvenin olmadığı yerde her şeyimiz tastamam olsa ne yazar. Çünkü güvenin olmadığı yerde huzur ve barış olmaz, kaos ve endişe hakim olur. Kimse önünü göremez.

Evet bu ülkenin en büyük sorunu güvendir. Kimse kimseye güvenmiyor. Kürtler Türklere, Türkler Kürtlere, Aleviler Sünnilere, Sünniler Alevilere, sağcılar solculara, solcular sağcılara; dindar-mütedeyyin ve İslamcılar laik ve sekülerlere, laik ve sekülerler İslamcılara, vatandaş devlete, devlet vatandaşa, iktidar muhalefete, muhalefet iktidara, esnaf vatandaşa, vatandaş esnafa, din adamları halka, halk din adamlarına, bir cemaat diğer cemaatlere, bir kesim diğer kesime vs. güvenmiyor ya da güven vermiyor. İşin garibi herkes de kendisini güvenilir, karşı tarafı güvenilmez buluyor. Çünkü herkes yekdiğerine göre sütten çıkmış ak kaşık. Bu kadar ak kaşığın içerisinde bu kadar güvensiz ortam nasıl oluşuyor? Bunu anlamakta zorlanıyorum.

Halihazırda yaşadığımız, her geçen gün etkisini daha fazla hissettiğimiz ekonomik krizin; cari açık, döviz, yeni ekonomik modeller, ekonomi yönetiminde yapılan sık değişiklikler, salgın, tedarik sıkıntısı, enflasyon gibi sebeplerin üzerine bir de güvensiz ortam eklenince ekonomimiz de alınan tedbirler ve yapılan konuşmalara rağmen güven vermiyor. Güven yoksa diğerlerini saymaya zaten gerek yok. Çünkü her konuda olduğu gibi ekonomi de güven üzerine tesis edilir. Stokçuluk, fahiş fiyatlar da bunun bir göstergesidir.

Ekonomide bu güven ortamını sağlamak, piyasayı rahatlatmak kimin görevidir? Oluşan bu güvensiz ortamda her birimizin az veya çok payı olmakla beraber kaybolan bu güvenin tesisinde, devlete yön verenlerin ve ekonominin direksiyonunda oturanların payı daha büyüktür. Bu, öncelikli olarak bunların görevidir.  Bunu nasıl yaparlar bilmiyorum ama sorumluların ne yapıp ne edip piyasaya güven vermeleri gerekiyor.

Kaybolan güveni yeniden etmek kolay mı? Çok zor. Çünkü güven dediğimiz birden olan, kaybolan, alınıp ve satılan bir şey değildir. Gördüğüm kadarıyla piyasayı rahatlatma ve güveni yeniden tesis etme konusunda piyasa, ne mevcuda güveniyor ne de alternatif görünenlere güveniyor. Hasılı milletçe işimiz zor mu zor. Allah yardımcımız olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder