13 Kasım 2021 Cumartesi

Yurdum İnsanı Bir Başka

Çuvalla patates almak için bir markete gittim. Soğan var çuvalla. Patatesi kiloyla veriyoruz. Seç, doldur dedi. Poşetlere doldurmaya başladım. Niyetim 30 kilo almak. Beş poşet doldurdum. Bir poşet kaç kilo  geliyor diye tartıya götürdüm. 5 kilo dedi. Bir poşet daha doldurayım derken tartıdaki görevli, "Dükkana mı alıyorsun bunları" dedi. Eve alıyorum deyince, "Kardeşim, bu fiyata kışlık patates alınır mı? Yazık! Daha kışlık patatesin zamanı var dedi. Ne yapayım bunları dedim. Bence yerine geri boşaltabilirsin dedi. Dediği gibi yaptım.  Şimdilik yetecek kadar bir poşeti bırakarak geri kalanı tezgaha boşalttım. Görevliye teşekkür ederek ayrıldım. 

*

Bir iki hafta sonra bir başka marketin önünde durdum. Yine patatese bakacağım. Patates çuvallarının bulunduğu yere gittim. Fiyat etiketini göremedim. İçeriye girerek manav reyonundaki görevliye fiyatını sordum. Çuvalla vermiyoruz. Ama istersen tartıp verebilirim. Araban var mı dedi. Karşıya koydum dedim. Problem değil. Yalnız bu çuvallar geleli fazla olmadı. Gördüğün gibi patatesler yeşillenmeye başladı. Buradan çuvalla alacağına, madem araban varmış. Şuradan Kızılay Hastanesinin oraya git. Onun yanında Çomaklı, Boruktolu patatesleri satılır. O patateslerde yeşillenme de olmaz. Yine de sen bilirsin dedi. Teşekkür edip ayrıldım. 

*

Karatay Terminaline yakın bir markete girdim. Bu sefer patates almayacağım. Zaten burada manav reyonu yok. Tahinimi hep bu marketten alırım. Mütevazı bir market burası. İki kardeş çalıştırıyor. Üç kilo kepekli tahin istedim. Elemanı tartıp getirinceye kadar hal hatır lafladık. Ödemeyi yapacağımda utana sıkıla "Tahine iyi zam geldi" dedi. Ne kadar oldu dedim. 37 lira oldu dedi. Önceki aldığıma göre 5 lira gelmiş. Diğer ürünlere gelen zammın yanına varılmıyor. Keşke hepsine de bu kadar zam gelseydi dedim. Vedalaşıp ayrıldım. 

*

Size yurdum insanından üç kesit. İlk iki anekdotum market çalışanları ile. Çalıştıkları yeri korumadan ziyade tüketiciyi koruyorlar.  Başkasının ücretli elemanı olmalarına rağmen vatandaştan yana oluyorlar. Aman bana ne? Yüksek fiyata alırsa alsın demiyorlar. Zira çalışan olsalar da kendileri de aynı zamanda birer tüketici. Onlar da evlerine ekmek götüreceklerinde hesap kitap yapıyorlar. 

Marketlerden kavun karpuz alacağımda önce manav reyonunda çalışanlara kavun karpuz nasıl derim. Çünkü bir öğle yemeğinde kavun ya da karpuz yemişlerdir. Sağ olsunlar, ne ise onu söylerler. İyi, çok iyi ya da şu çeşitten al derler. Bazen seçiverir misin bile derim. Üşenmeden dışarıya kadar gelip sanki evlerine alıyormuş gibi özene bezene istediğim kadar seçiverirler. 

Tahin almak için gittiğim son market sahipleri ise birkaç ayda bir uğramama rağmen beni tanır. O yoğunluğa rağmen ilgi ve alakasını esirgemez. Çayımız var. İkram edebiliriz derler. Vaktim varsa içeri de müsait ise zaman zaman çaylarını içtiğim olur. Bakkaldan büyük, marketlerden küçük, süper market ayarında bir yer olan bu alışveriş merkezinin müşterileri de belli insanlar olmalı. Çünkü alışverişe gelen herkesi tanıyorlar. Gelen gözü kapalı alışveriş yaptığına göre demek ki herkese güven vermişler. Fiyatını sormadığım tahine gelen zammı bir mahcubiyet edası içerisinde söylediklerine göre gelen zamlardan da hoşnut değiller. Bu bile marketler çok kazık, vatandaşı kazıklıyorlar. Bunlarda Allah korkusu kalmamış diyenlerin sözlerini boşa çıkartıyor. Çünkü marketler aracı kurum gibi. Aldıkları ürüne karlarını koyup satıyorlar. 

Allah hepsinden razı olsun. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder