10 Ocak 2021 Pazar

Whatsapp Bizi Sırtından mı Atıyor?

—Whatsapp, 08 Şubattan itibaren koşullarını ve gizlilik ilkesini güncelliyormuş. Güncellemeyi kabul edenler yürürlüğe girecek yeni şartları kabul etmiş olacak, kabul etmeyenler ise bu tarihten itibaren Whatsapp hizmetinden yararlanamayacak. Whatsapp bu şartları bize dayatıyor. Zira AB ülkeleri bu kapsama dahil değil. Bu konuda ne dersin?

—Bu şartları ya kabul edip yoluna devam edeceksin ya da başka alternatiflere yönelip onları yükleyeceksin.

—Whatsappı bu durumda kabul etmek demek, mahrem bilgilerimizi kendi onayımızla onlara teslim etmiş olacağız demektir. Çünkü bu yeni güncelleme ile bilgilerimizi kullanabilecekmiş.

—Yahu, mahrem bilginin ne işi var böylesi dijital ortamlarda?

—Ama herkes böyle yapıyor.

—İyi de mahrem bilgiler sır gibidir. Sende kaldığı müddetçe senin esirindir. Bir yere kaydettiğin zaman artık sen onun esirisin. Sonra bugüne kadar Whatsappın bu özel bilgileri kullanmadığına dair bir garantin var mıydı? Belki de çoktandır kullanıyor. Adını, sanını bilmediğin yerlerden sana gelen mesajlar, senin bilgilerinin firmalara satıldığını gösterir. Yani sana özel bilgilerinden istediğini, bal gibi kullandı. Whatsapp böyle bir güncelleme yoluna giderek ileride kendi aleyhine açılacak dava ve tazminatlardan kurtulmak istiyor. Sanki bir başka şeyden daha doğrusu bizden de kurtulmak istiyor gibi.

—Nasıl?

—Şu ana kadar Whatsapp aracılığıyla ve diğer sosyal medyalar aracılığıyla yazdığımız, çizdiğimiz her türlü bilgiler elinde. Bu bilgileri yeterli görmüş olabilir. Çünkü çıktığı andan itibaren topladığı veriler bizim nasıl biri olduğumuzu, yumuşak karnımızın ne olduğunu, neden zevk alıp neden nefret ettiğimizi, sinir uçlarımızı vs fazlasıyla ele verir. Fazlası tekrar olur. Gereksiz depolama olur. Çünkü her bilgiyi depolamak için yeterli depolama gerekli. Fazla tekrar bezdirmiş olabilir.

—Nasıl?

—Whatsaapp, Facebook gibi sosyal medya aracılığıyla o kadar yavan, bayat bilgiler paylaşılıyor ki iyice gına gelmiş olabilir. Belki de bizden istedikleri, ileride kullanabilecekleri özgün bilgiler. Kuru, yavan ve bayat bilgileri ne yapsın?

—Mesela?

—Çoğu dini bilgiler, asparagas ve algıya dayalı haberler, resim formatındaki cuma mesajları

—Cuma mesajları derken?

—Birbirinin aynısının bezerinin fotokopisi olan cuma mesajları perşembe akşamından cuma akşamı geç saatlere kadar dolaşımda. Bu, her hafta devam ediyor. Bunlar da depolamada yer işgal ediyor.

—Anladım.

—Bir de bizim restimize rest diyor olabilir.

—Yani?

—Mesela bazıları, “Yarın tüm fotoğraflarınızın izinsiz kullanabileceği yeni Facebook kuralı yürürlüğe girecek. Bugünün son teslim tarihi olduğunu unutmayın! Paylaşımlarınız mahkemede, size karşı kullanılabilir. Paylaştığınız her şey bugünden itibaren herkese açık hale geliyor, mesajların veya fotoğrafların silinmesine izin verilmiyor. Basit bir kopyala ve yapıştırmanın maliyeti yok, üzgün olmaktansa güvende olmak daha iyidir. Facebook'a veya Facebook ile ilişkili herhangi tüm şirket, marka ve uygulamalara hiçbir fotoğraf, bilgi, mesaj veya gönderimlerimi kullanma izni vermiyorum. Bu açıklama aracılığıyla, Facebook'a bu profilin içeriğini bana karşı kullanma, kopyalama, dağıtma izni vermediğimi beyan ederim. Bu profilin içeriği özel ve gizlidir. Mahremiyet ihlali suçtur. Facebook artık halka açık bir şirkettir.” şeklinde yazılmış bir yazıyı durmadan paylaşıp duruyor. Hatta bazıları bu yazının içine Whatsappı da dahil ederek paylaşıyor. Tüm bunları yani restleri gören Whatsapp, şunlara bir de ben rest çekeyim, bakalım ne yapacaklar demek istiyor olabilir.

—Ne olacak şimdi?

—Olacağı, sanırım büyük çoğunluk alternatiflere yönelecek.

—Hangileri var?

—Telegram, Bip, Dedi gibi

—Telegram hakkında ne dersin?

—Ruslarınmış. Whatsapp kadar kullanışlı imiş.

—Bu güvenilir mi?

—Tekrar başa dönmeyelim. Kime, nasıl güveneceksin? Adı üzerinde Rus yapımı. Büyüklerimiz “Ayıdan post, Rus’tan dost olmaz” derlerdi.

—Bip?

—Adı üzerinde Bip. Yerli deniyor ama çok kapsamlı ve kullanışlı değil. Bir ara çoğunluk Bip’e geçmişti. Sonra herkes terk etti.

—Dedi nasıl isim böyle?

—Beğenemedin mi?

—Sen yükleyeceksin Dedi’yi, karşıdaki yükleyecek Dedi’yi. İki Dedi bir araya gelince olacak bir dedikodu. Zaten yaptığımız da bu değil mi?

—Peki, bu Bip’e ve Dedi’ye güvenilir mi?

—Kendinden başka kimseye güvenmeyeceksin. Bunlar da Whatsapp gibi seni yarı yolda bırakabilir. Bilgilerini paylaşıp satabilir. Hepsi senin gibi çiğ süt emmiş bunların.  Ayrıca yarın bunları Whatsappın almayacağına bir garanti mi var? Çünkü Facebook, hepsine parayı bastırıp alabiliyor. Whatsapp da öyle olmadı mı? Hangi bir firma yüklü miktarda bir parayı görünce satmaya kalkmaz ki…

—Bu durumda ne yapalım?

—Ne yapacağını bilemem. Zira ben de ne yapacağımı bilmiyorum. Bildiğim tek şey bugüne kadar Whatsappın pazarıydık, bugünden sonra da bir başkasının pazarı olacağız. Bizim kendimize biçtiğimiz rol bu. Birileri yapacak, biz de kullanacağız. Buna sen ister kullanma de ister kullandırma de. Fark etmez. Sonuç aynı kapıya çıkar.

—Konuyu kapatmadan söyleyeceğin var mı?

—Bu mahrem bilgilerin kullanılmasından pek korkmamak lazım. Zaten korkacağımız kadar bilgi ve doküman var ellerinde. Ayrıca tüm konu, Whatsapptaki bilgiler değil ki. Bizler elimizdeki bu telefonlar sayesinde mahremiyetimizi kaybettik zaten. Bunlar sayesinde 7/24 kayıt altındayız. Gittiğimiz yeri de biliyor, girdiğimiz yeri de. Hatta girdiğin yerin neresi olduğunu bilemesen bile “Burayı nasıl buldun. Puanlar mısın” mesajı geliyor sana. O yüzden akıllı telefon kullandığın müddetçe senin hiçbir mahremiyetin yoktur. Yeter ki cemaziyelevvelini pardon mahremiyetini ortaya dökmek istesinler. Senin unuttuklarını bile bir bir sıralar ve gözünün önüne getirirler.

—Ne yapacağız bu durumda?

—Yapacağın tek şey her türlü teknolojide nasılsa bir başkasının velinimetiyiz. Biz onlara müşteri olmaya devam edelim. Tüm bunları yaparken de “Biz öyle bir milletiz ki…” diye övünmeye devam edelim ve hiçbir şey üretmeyelim.

—İçimi kararttın artık. Bu konuşmaya bir son veriyorum.

—Dur hele bir de cuma mesajcılarının içini karartayım. Sonra sen yoluna, ben yoluma.

—Onlara ne oldu?

—Ne olacak? Ellerindeki hazır resimli cuma mesajını her perşembe akşamından bir tuşla kayıtlı numaralara gönderiyorlardı. Bundan sonra bunların işi zor.

—Niye ki?

—Niye olacak. Bundan sonra istediği herkese aynı mesajı gönderemeyecek. Çünkü kimi Telegram, kimi Dedi, kimi Bip yükleyecek, kimi de Whatsappta kalacak. Hepsine göndermek isterse bunların hepsini telefonuna yüklemesi gerekecek.

—Daha neler! Bu kadar da değildir herhalde.

—Sen bilmezsin bu mesaj grubunu. Sana ulaşmak için her yolu denerler. Tüm yollar bitse evine kadar gelip sana “hayırlı cumalar” bile derler. Çünkü istenmemesine rağmen onlar için cuma mesajı göndermek, içki müptelası gibidir. Sen “Arkadaş, bana gönderme” desen de göndermeye devam ederler. Hatta Whatsappla gönderdiği mesaj, belki gitmemiş olabilir diye mesaj yoluyla da teyit edenler bile var. Belki de Whatsapp bu cuma mesajlarından kurtulmak için bizi üzerinden atmak istedi. Kim bilir?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder