Liseyi
dışarıdan okumak isteyenler için MEB, yılda üç defa Açık Lise Sınavları,
Anadolu Üniversitesi gibi bazı üniversiteler de yine yılda üç defa Açık Öğretim
Sınavları yapar. MEB'in yaptığı sınavlarda öğretmenler, üniversitelerin yaptığı
sınavlarda da öğretim görevlileri görev alır. Yeterince istekli olmadığı
takdirde üniversiteler görevli ihtiyacını MEB'den karşılar. Bu sınavlardaki
gözlemlerimi aktarmak istiyorum:
1.Salon
başkanları ve gözetmenler, sınavın başlamasından bir saat öncesinde görevli
olduğu okulda olması gerekirken sınav saati bir saat sonra başlayacak
öğrencilerin çoğu, görevlilerle beraber yola düşer. Görevliler, sınavın başlama
saatini içeride beklerken onlar da okul bahçesinde bekleşirler.
2.Açık
lise sınavlarında her salonda en az beş kişi gelmez. Açık öğretimde katılım
biraz daha fazladır. İki-üç eksikle sınav yapılır. YGS, LGS ve KPSS türü
sınavlarda ise katılım ise neredeyse yüzde yüzdür.
3.LGS,
YGS ve KPSS gibi sınavlarda süreyi ayarlamak ve zamanla yarışmak esastır. Çoğu
öğrenci, sınav çıkışı sürenin yetmediğinden dert yanar. Çünkü yeni nesil adı
verilen sorular bir sayfayı dolduracak kadar uzundur. Öğrencinin bir soruya
ayırması gereken süre 1 dakika ile 1,5 dakika arasında değişir. Öğrencinin,
uzun parçayı okuduktan sonra "anlamadım, bir daha okuyayım" seçeneği
pek olmaz. Ne anladıysa ya işaretleyecek ya da boş bırakacak. Çünkü LGS’de 4
yanlış bir doğruyu götürürken YGS’de üç yanlış bir doğruyu götürmektedir. Açık
lise ve açık öğretim sınavlarında ise süre sınırı yok gibi bir şey. Her ders 20
sorudan oluşur. Her bir derse 30 dakikalık süre verilir. Bir soruya 1,5 dakika
zaman demektir bu. Sorular yeni nesil değil, kısa ve bilgiye dayalı. Açık lise
sınavına bir dersten giren de 6 dersten giren de aynı süreyi kullanma hakkına
sahip. Açık öğretim sınavlarında sınav süresi öğrencinin girdiği ders sayısı 30
dakika ile çarpılarak belirlenmektedir. Açık lise sınavlarında yanlışın doğruyu
götürmesi gibi bir kural yoktur. O yüzden öğrenci bilemediği soruyu boş
bırakmaz. 20 sorudan hiçbirini bilmiyorsa, gerekirse değişik desenler çizerek
kodlama yapar. Açık öğretim sınavlarında daha önce yanlış, doğruyu götürmezken
birkaç yıldır 4 yanlış bir doğruyu götürmeye başladı.
4.Açık
lise sınavına giren öğrencilerin çoğu, 180 dakika olan sürelerini ilk yarım
saatte kullanır. Öğrenci yapacağını yapar, yapamadıklarını atarak kodlar. Ya
tutarsa umudu… Geriye 7-8 civarında kalan öğrenciler biraz daha bilinçli
olanlardır. Düşüne taşına yaparlar. Çıkmak için çok da acele etmezler. Kala kala
iki öğrenci kalır. Bunlar kolay kolay terk etmezler. Dışarı çıkıp da ne
yapacaklar? Hava soğuk nasılsa… İçeri ise sıcak mı sıcak… Hem kendilerini
pürdikkat bekleyen iki tane görevli var. Sonra zaman sorunları da yok. Bir çay
ve kahveleri eksik… Açık öğretim sınavına giren öğrenciler, yanlış doğruyu
götürme başlayalı erkenden çıkmıyorlar artık. Uzun uzadıya düşünüyorlar.
Nasılsa vakit nakit değil, zaman sorunları yok bunların da. Acele işe şeytan
karışır sözü gereği kaç düşünüp bir kalem oynatıyorlar. Hem açık lise hem de
açık öğretim öğrencilerinin çoğu, soru kitapçığında nerede bir yazı varsa
neredeyse satır satır altlarını çizmeden geçmiyorlar. Böyle yapacaklarına
gereksiz gördükleri yerleri çizseler, ellerini ve gözlerini yormamış olurlar
ama neyse. Bu yaştan sonra huy değişmez. Öyle görmüşler demek ki.
5.Açık/lise
ve öğretim sınavlarında geriye kalanlar için dedim ya aceleleri yok. Kah
kafalarını havaya dikip dinleniyorlar bir müddet. Kah gözlerini yumup göz
yorgunluklarını atıyorlar. Kah parmaklarının kuluncunu kırıyorlar, kah
kafalarını sağa sola çevirerek kafalarındaki kuluncu kütletiyorlar. Kah
kollarını iki yana açarak geriniyorlar. Yoruldular ne de olsa. Kolay mı
saatlerce eski nesil sorularla uğraşmak? Bedenin de hakkını veriyorlar bu
vesileyle. Bir taşta iki kuş vuruyorlar diyebiliriz buna. LGS, YGS ve KPSS gibi
sınavlara girenler bu tür beden hareketleri yapmaktan mahrumlar elbet. Çünkü
zamanla yarıştıkları için beden jimnastiklerini ihmal ediyorlar.
Yazıma
son verirken süre sorunları olmadığı halde neredeyse sınav sonuna kadar
bekleyen az sayıdaki kişiler, acaba öğrenciden ziyade MEB veya Açık öğretim
yetkilileri tarafından görevlendirilmiş özel kişiler olabilir mi? Sınav
erkenden bitse sınav görevlileri de boşa çıkacak, çekip evlerine gidecekler.
Öyle değil mi? En azından aldıkları parayı tam hak etsinler diye düşünüyor
olmalılar. İşin bu yönünü hiç düşünmemiştim. Öyle ya, herkes aldığı parayı hak
etsin.
Son
söz de LGS ve YGS sınavına giren öğrencilere olsun: Eğer sınavlarda süre
sorununuz varsa boş verin örgün eğitimi. Açık lise veya açık öğretime kapağı
atmaya bakın. Zira LGS ve YGS’de sürede cimri davranan MEB ve açık öğretim
üniversiteleri, açıktan yaptıkları sınavlarda daha bonkörler. Üstelik bu
sınavlarda korktuğunuz yeni nesil soru yok, okula gitmek için ulaşım bedeli
ödemek yok. Gördüğünüz gibi açıktan okumanın avantajları say say bitmiyor.
*20/01/2020 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
*20/01/2020 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder