Türkiye'de
kutuplaşma eksik değildir. Zıt kutuplar birbirini besler ve destekler.
Birbirlerinin varlık sebepleridir. Biri olmadan diğeri yaşayamaz. Kutuplaşma
olacak ki savundukları değer ve görüşleri gündemde kalmaya devam etsin.
Bundandır ki değişik prokovatif eylemler eksik olmaz bu ülkede. Bu tür olan
veya yapılan her eylem vasıtasıyla bir kutba ait olanlar daha bir kenetlenirler
ve karşı tarafa bilenirler. Bir kesim saldırıya geçerken diğer kesim savunmaya
geçer. Atışma bir müddet devam eder. Hayat tam normale dönmeye başlarken başka
bir olay patlak verir. Bu sefer saldırı diğer taraftandır. Taraflar teyakkuza
geçer yeniden.
Başörtüsü,
dindar ve mütedeyyin insanların kırmızıçizgisidir. Toplum başörtülüleri
benimsedi artık derken biri, başörtülü birine saldırır. Dindar ve mütedeyyin
kesim vurmaya başlar. Bir başka zaman biri, açık giyimli birine bir söz söyler.
Diğer kesim ayağa kalkar. Bir kesimde bir taciz olayı oldu mu diğer kesim asar
keser, aslan kesilir ve yargılar. Bir başka zaman öbür kesimden bir taciz olayı
olur. Bu sefer diğer kesim atışlara başlar. Orta yerde gündem olacak bir vaka
olmazsa geçmiş defterler açılır, kopyala-yapıştır yapılarak suni bir gündem
oluşturulur. Tüm bu olaylar olurken kimse, suçun ferdiliği üzerinde durmaz.
Suçu işleyen kimsenin kimliğinden hareketle "Bunlar böyledir"
denilerek tüm o kesim suçlanır.
Durum
o kadar vahim ki tarihi şahsiyetler bile mahalleler tarafından paylaşılmıştır.
Onların övdüğünü biz yereceğiz, bizim yerdiğimizi onlar övüp göklere
çıkaracaklardır. Onların andığına biz bir başkasını anarak cevap
vereceğiz.
Hasılı
inandığımız davanın devamı ve bizimle birlikte hareket edenlerin kenetlenmesi
gerilim çıkmasına bağlıdır. Yeter ki karşı tarafa malzeme verelim, karşı taraf
kullanabileceği bir malzeme bulsun. Pireyi deve yaparız.
Sonuç
olarak Türkiye'de gerilimden beslenen tüm kesimler karşıt kulvarlarda olsalar
da birbirinin kopyasıdır. Soğukkanlılık yoktur. Aklın önüne duygularını
geçirirler. Taraftarlarını bilemek için karşı tarafın zaaf göstermesini pusuda
bekler dururlar. Ne zaman zayıf noktasını buldu, akbabalar gibi üşüşür.
Taraflar birbiriyle çarpışırken gerilimden beslenenler de perde gerisinde keyif
çatar ve karınlarını doyurmaya devam ederler. Ekmek teknesi ne de olsa...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder