Öyle bir ülkede, öyle bir devirde, öyle hızlı değişim
yaşıyoruz ki on yıl önce vefat eden mezarından kalkıp gelse yabancı bir yere
geldim sanır. Günümüzde değişen devirle birlikte giyim kuşamlarımız da
değişiyor. Erkeklerin dünü ve bugünü arasında pek fark yok. Kadın ve
kızlarımızın, adına moda dedikleri bu rüzgara -kadınların dışında- yetişebilene
aşk olsun. Bu rüzgar esmeye devam ettiği müddetçe birçok meslek kaybolsa da
herhalde kaybolmayan tek meslek kadınlar üzerine çalışan stilistler olur.
Modada renk ve desenin, dar, ince veya bol giyinmenin, yırtık
ve vücut hatlarını gösteren elbiselerin ötesine geçtik artık. Tüm çaba ve sarf
edilen efor kadınları nasıl giyindiririz, daha doğrusu kadın ve kızları
neresinden, nasıl soyarız üzerine kurulu.
Önce etek deyip bacaklarını, ardından göğüs üstünü, sonra
omuzlarını, daha sonra bele kadar sırtlarını açtık. Baş zaten açık… Şimdi de
göbeklerini meydana çıkardık. Biraz vücut yapısına güvenen, göbeğini açıyor.
Böyle giderse sahil kenarında ve denize girmek için giyilen bikinili giyimler
sokak ve caddelerimize sirayet ederse hiç şaşırmayacağım. Kız ve kadınlarımızda
bu giyme ve modaya uyma furyası olduğu müddetçe daha neler göreceğiz neler!
Modacıları tebrik etmek lazım burada. Ne sürüyorlarsa alıcısı var, hiçbir
ürünleri ellerinde kalmıyor.
Cin şişeden çıktı artık. Bir daha şişeye girmez. O, bu, şu,
başkası ne dermiş; kimsenin özellikle kadın ve kızlarımızın öyle bir sorunu yok
artık. Çünkü baskın kültür öyle emrediyor ve "Ne varmış kıyafetimde?
Herkes öyle giyiniyor" denip yarışırcasına giyiniliyor. Giyiniliyor
diyorum, tamamen dil alışkanlığı. Soyunuyoruz artık.
Elbise demeye bin şahit dediğimiz giyimler kısalıp
küçüldükçe fiyatlar da düşse eh devir tasarruf dönemi, kızlarımız aile bütçesine
katkıda bulunuyorlar, hatta giderekten giyime para vermeyecekler diyeceğim.
Fakat fiyatlarda bir düşme olmadığı gibi yukarıya doğru bir çıkış söz konusu.
Durum aynen anlatmaya çalıştığım gibi değil mi? İnanın
eksiği var, fazlası yok, abartı zaten yok anlattıklarımda. Bu komedi, bu
savrulma nerede durur? Bilinmez.
Kadınlar üzerine yazmak zordur, bilirim. Karşılığında
"Sapık mısın sen, gözün bizim vücudumuzda ve göbeğimizde mi" deyip
bir araba laf işitmek de var. Kendileri bilir. Niyetim ahlak polisliği falan
değil. Herkes kendi hayatını yaşar amma velâkin bu gidişat, iyi bir gidişat
değil; bilsinler, hepimiz bilelim.
Hani diyorum, hazır kadın ve kızların göbeği açılmışken
benim neyim eksik diyerek onlara gıpta edip ben de göbeğimi açsam mı diyorum.
Off! Göbek sorun... En iyisi zayıflayayım. Göbeğimi eritip çıta gibi olayım. Bu
arada ar damarımı da çatlatayım, olur biter. Sonra göbek görün siz... Bekleyin
ve beni izlemeye devam edin.
***22/08/2019 tarihinde Pusula Haber gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.
***22/08/2019 tarihinde Pusula Haber gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder