Dost, arkadaş, sevdiğimiz adına ne dersek diyelim bu
kişilere karşı görevlerimiz vardır.
Görevlerimizin başında dostun kederli ve mutlu anlarında
yanında yer almak, üzüntü ve sevincini paylaşmak gelir. Ne zaman bir sıkıntısı
olsa yettim arkadaşım deyip imdadına koşmak ve derdini dert bilip derdine ortak
olmak lazım. Mutlu olduğu zamanlarda hakeza yanında yer alıp mutluluğuna ortak
olmak gerekir. Çünkü üzüntüler paylaşıldıkça azalır, mutluluklar paylaşıldıkça
artar.
Dosta karşı görevlerimizden biri de işinde ve yaptıklarında
dosta destek olmaktır. Çünkü dosta işinde destek olmak ona büyük moral verir,
işinde onu motive eder. Bizim verdiğimiz enerji ile kendisinin enerjisi
birleşerek bir sinerji oluşturur. Bu sinerji yeni başarılar getirir. Bu
başarıda pay çorbada az veya çok tuzu olan herkese aittir. Tek kişiye mal
edilemez. Bunun adı ben başardım değil, birlikte başardık olur. Kim kendine mal
ederse ekip ruhuna önem vermemiş ve kendisini ön plana çıkarmış olur. Bu,
birilerinin omzuna çıkarak yükselen ama bu yükselmeyi, omuz veren isimsiz
kahramanlarda değil, kerameti kendinden menkul bilme psikolojisidir.
Bir diğer görevimiz dostun fikrini, zikrini, yaptıklarını
ve yapmak istediklerini başka platformlarda savunmaktır. Gönüllü elçiliktir bu.
Dosta menfaatsiz destek olmaktır.
Bir başka görevimiz, dost hata ve yanlış yaptığında onu
uyarmaktır. Bu görev, dosta karşı yapılan en önemli görevdir. Dostun hatasını
görmemek veya görmezden gelmek dosta yapılan en büyük kötülüktür. Hatta
ihanettir. Çünkü dost dediğin yüze konuşur, gerekirse acı konuşur. Böylesi
durumlarda gerçek dost, dostuyla kıyasıya mücadele eder. Onu huyundan, suyundan
ve gelmekte olan tehlikeden vazgeçirmeye çalışır. Dostu eleştiriye gelmese de
bunu yapar. Çünkü gerçek dost böyle yerlerde belli olur.
İyi ve kötü gününde yanında yer aldığımız, destek olduğumuz
dost, yalpa yapmaya başlayınca karşısına dikilip gerçeği haykırmaz isek dost
mevzi kaybetmeye, patinaj yapmaya ve kendini tekrarlamaya başlar. Böylesi
durumlarda hata yapan dostun başına gelebilecek en büyük tehlike hatasını
görmemesi veya hatayı kendinde bilmemesidir. Dost böyle yerlerde kendini
gösterir. Göstere göstere hatayı dostuna gösterecek. Gerekirse Hz Ömer'e
sahabinin "Seni şu kılıcımla düzeltirim" dediği gibi babayiğitlik
yapacak dostlar gerekli. Bunu yapacak kaç gerçek dost vardır bugün? Maalesef
bir elin parmaklarını geçmez. Belki de bundandır nice dostlukların arasına kara
kediler giriyor, nice sevdiklerimiz kaybediliyor.
* 22/05/2019 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
* 22/05/2019 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder