21 Mart 2019 Perşembe

Camiam Eleştiriye Gelmiyor


Doğru dürüst dinimi yaşayan biri olmasam da dindar-mütedeyyin camiaya ait hissederim kendimi. Bu camianın içinde büyüdüm. Bir bilgi birikimim varsa bu camianın içerisinde bulunmak suretiyle elde ettim. Yaptığım iyi, doğru, güzel şeyler varsa bu camianın bana kazandırdığıdır. Hata ve yanlışlarım ise kendimden kaynaklanan birer nakısamdır.

İçinde bulunduğum veya kendimi ait hissettiğim camiam her ne kadar bugün devlet yönetiminde ise de bu camianın dününe baktığımız zaman devleti yöneten elit tabaka tarafından horlanmış, dışlanmış, hayat hakkı tanınmamış bir kesim olduğu görülecektir. Önceleri fikirleriyle alay edilmiş, biraz sesi yükselmeye başlayınca gerici, yobaz olarak görülmüş, hakarete uğramıştır. Fikrini açıklayınca 163. veya 312.maddeden ceza almış mağdurlarımızın sayısı az değildir. Mütedeyyin insanların çatısı altında toplandığı, oyunu verdiği parti belli periyotlarla kapatılmış, yerine yenisi açılmış, peşinden onlar da kapatılmıştır. Gerekçe de irticaın odağı olmaktı hep. Okumak isteyenlerin önleri katsayı engeliyle kesilmiş, dinin emri olan başörtüsü taktığı gerekçesiyle okulundan ve kamu görevinden atılan insanlarımızın sayısı da az değildir. Hasılı rejimin gözünde vebalı insanlardık.

Camiamın fazla bir istediği yoktu. Dini yaşantısından dolayı çocuklarımızın eğitimi engellenmesin. İnsanlar rahat bir şekilde dini vecibesini yerine getirsin; ülkede inanç, fikir, kanaat ve ifade hürriyeti olsun. Fikirlerin önündeki engeller kalksın. Ülkede adalet olsun, haksızlıklar olmasın vs idi.

Sonunda devir değişti. Allah bize eziyet edenlerin elinden iktidar gücünü aldı, bize verdi. Bayrağı biz devralmıştık. Artık denenme sırası bizdeydi. 

Bayrağı devraldıktan sonra Allah var, iyi çalıştık. Ülke yıllardır görmediği hizmeti gördü. Vatandaş devletle barıştı. Bize soğuk bakan çoğunluk bile bize sempati duymaya başladı. Hizmet geldikçe vatandaş da kredisini eksik etmedi, sevdi bizi. Sevgi ve sempatide bir azalma olsa da vatandaş kredisini tamamen çekmedi. Ama böyle giderse bu sevgi azala azala biteceğe benziyor.

Niçin böyle olduk? Nedenleri çoktur. Burada niyetim sevginin azalma nedenlerini saymak değil. Ama şunları söylemeden edemeyeceğim: Sanki biz savrulduk, yozlaştık, şımardık; para, güç ve koltukla imtihanı kaybettik. Eskisi gibi hatalarımızla yüzleşmiyor, kendimizi yenilemiyoruz. Eleştirinin hiçbir türüne gelmiyoruz. Tamam bizi kötülemek için yapılan eleştirilere hep birlikte karşı koyalım. Ama biz yapıcı eleştirilere de kapımızı kapattık. İçten gelen eleştiri ve önerilere de tahammülümüz yok. Halbuki dost acı söyler, yüze söyler sözünü unuttuk. Kim konuşur, yazarsa en hafifinden şimdi zamanı mı diyoruz. Keşke bu kadarla kalsa, ya nankörlükle itham ediyoruz ya ihanet etmekle suçluyoruz. Kapı dışarı ediyoruz. İşinden ediyoruz. Gözünle dizine dursun diyoruz.

Hasılı bize dün yapılanın aynısını bugün biz yapıyoruz. Dün bizi konuşturmuyorlar, bu ülkede fikir hürriyeti yok diyen biz, bugün eleştirileri ifade ve kanaat hürriyeti çerçevesinde görmüyoruz. Gerçekten biz niye böyle olduk? Niçin sorgulamıyoruz kendimizi? Aslında bir güzel sorgulasak  ve gereğini yapsak uzaklaşmaya yüz tutmuş gönülleri yeniden kazanabiliriz.

Merak ettiğim, dün elimizde imkan olmadığı için mi dürüsttük biz? Makam ve şöhret bizi eritmeye mi başladı? Allah imtihanı yüzünün akıyla geçenlerden eylesin. 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder