*Dün zulüm gördüğümüzü söylüyorduk. Ki doğrudur. Ama bugün
biz başkalarını mağdur ediyoruz. Adalet ve güven duygusunu yok ettik. Bugün
adaletle beraber toplum güven problemi yaşıyor. Başkasını mağdur ede ede doymuş
olmalıyız ki hızımızı alamayarak bugün birbirimizi, kendimizden olanları da
mağdur ediyoruz. Dünün mağduru bizler, bugünün mağruruyuz.
*Dün 28 Şubat sürecini eleştirebiliyor, eylemler
yapabiliyorduk. Bugün bizi kimse eleştiremiyor. Yapıcı eleştiriye bile tahammülümüz
yok. Kim buna cüret ederse hemen damgalıyoruz: Ya hain ya FETÖ'cü ya nankör
ilan ediyoruz. Bize yapıcı eleştiri getirenler bile gazetelerde yazamıyor. 28
Şubat sürecinde "Bunlara haksızlık yapılıyor" diye bizi savunan yazar
ve çizerler bile bugün hiçbir yerde yoklar.
*Dün zayıf idik, elimiz kolumuz bağlıydı. Bugün çok
güçlüyüz, her şeye hakimiz. Çıkardığımız kanunlarla bir kesimi mağdur
edebiliyoruz. Toptancı davranıyoruz. Bir kanunla bütün müdürleri alaşağı
yapabiliyoruz.
*Dün bankamatik memurları var bu ülkede diye
eleştiriyorduk. Bugün ürettiğimiz bankamatik memurlarının sayısı geçmişten
fazla.
*Dün, bize vebalı muamelesi yapılıyor, dışlıyorlar
diyorduk. Bugün biz dışlıyor ve küçümsüyoruz. Çünkü 17-25 ve 15 Temmuz
dengemizi bozdu, kimseye güvenmiyoruz. Herkesten şüpheleniyoruz.
*Dün, ülkeyi ekonomik krize sürüklediler, bunlar bu ülkeyi
yönetemiyor diyorduk. Bugün biz de ülkeyi bir ekonomik krize sürükledik, uzun
süre iktidar olmamıza rağmen. Üstelik kimse bu ülkede ekonomik kriz var
diyemiyor. Çünkü bize göre bir kriz yok.
*Dün bizi savunan, görüşlerimizi temsil etme imkanımız olan
tek bir TV kanalımız vardı, bugün bütün kanallar bizim. Aleyhimize tek yayın
yapamıyor, tespitte bile bulunamıyor. Yanlışımıza yanlış diyemiyor. Farklı
görüşe yer yok. Her yerde biz varız. Tüm kanalları besliyoruz.
*Dün 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitimden şikayetçi idik,
bugün biz eğitimi 12 yıla çıkardık.
Örnekleri çoğaltabiliriz. Ki faydası da yok. Görünen o ki
biz mağdur edile edile mağdur etmeyi öğrenmişiz. Hocalarımız da bizi mağdur
edenler. Çünkü biz onları örnek almışız. Ayıpladıklarımızın hepsini bugün biz
yapıyoruz. Ölümümüz yakın demek ki... Çünkü ayıpladığı başına gelmeden ölmezmiş
bir insan. En kötüsü dün, bir ve beraber olduğumuz kendi insanımızı da
kaybediyoruz. Kendi insanını kaybeden, kendi insanını küstüren bir başkasını
memnun edebilir mi? İşin bir diğer yanı kimseye güven vermiyoruz. Kimse bize
güven vermiyor. Zira bize güvenenlerin umutlarını hoyratça harcadık. Hoş, biz
de kimseye güvenmiyoruz.
Koltuk iktidarı maalesef bize yaramadı. Çünkü biz bu
imtihanı kaybettik, bakmayın hala iktidar olduğumuza. Bizim de diğerlerinden
bir farkımız yokmuş. Maalesef tüm kazanımlarımıza rağmen biz kaybettik. Çünkü
değerlerimizi yavaş yavaş kaybettik, kaybediyoruz. Samimiyetimizi de kaybettik.
Maalesef biz ölmüşüz de ağlayanımız yok. Yine maalesef milletin gidebileceği,
sığınabileceği bir başka liman yok. Çünkü millet alternatifsiz. Bize
güvenmiyor, karşı tarafa hiç güvenmiyor.
Sahi 28 Şubat sürecinin mağdurları bizler, bugün bu sürecin
neresindeyiz? Sanki rahatlık, güç, iktidar bizi şımarttı gibi. Allah bize basiret,
feraset ve izan versin, kendimizle ve yaptıklarımızla yüzleşmeyi, yeniden
milletin gözünde taht kurmayı nasip etsin. Bizi samimiyetten uzaklaştırmasın.
Bu rahatlık dönemindeki gevşekliğimizi, rehavetimizi, şımarıklığımızı 28 Şubat
sürenindeki samimiyetimize tebdil eylesin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder