Cumartesi günü şehir içi toplu taşıma araçlarından
dolmuştayım. Çarşıya doğru gidiyorum. Ben bindikten sonra oturaklar dolduğu
gibi dolmuşun ortası da ayakta yolculuk yapan yolcularla doldu. Anlaşılan
herkes benim gibi hafta sonu tatilini geçirmek için kendini çarşıya atmaya
çalışıyor.
Yolda binen bir hanımefendi ayakta yanıma tutundu. Benden
genç olduğu için yer verme gereksinimi duymadım. Ne de olsa ihtiyar
sınıfındanım. Kadın bir eliyle koltuklara tutunurken diğer eliyle telefona
sarıldı. Başladı konuşmaya. Daha doğrusu konuşmaya, telefonun öbür ucundaki
kişi ile konuşmaya çalışıyor. Nereden başladıysa “Annem nasılsın” dedi. Karşı
taraftaki niye sordun, ne yapacaksın, ne istiyorsun demiş olmalı ki sordum
dedi. Birkaç defa tekrarladı bunu. Sonradan konuştuklarından anladığıma göre
telefondakinden birinin işyerini aramasını, bugün çalışıp çalışmadığını öğrenip
kendisine dönmesini istiyordu. Kendisi arayamadığına göre sanırım karşı tarafla
görüşemeyen biri. Görüşmek istediği pazartesi buradan ayrılacağından
diğerlerinin haberi olmadan son kez görüşecekti. Anlaşılan bir araya gelmeleri
ve görüşmeleri de yasak olmalı ki bulunduklarından kimsenin haberi olmaması
için farklı duraklardan da binebileceğini söyledi durdu.
Telefonun öbür ucundaki ses nereye gittiğini sormuş olmalı
ki dolmuşta aşina olduğum kişi; çarşıda durmayacağını, Kozağaç tarafına
geçebileceğini veya herhangi bir yer bulabileceğini söyledi. Sorunu nedir pek
anlayamadım ama büyük ailevi sorunları olduğu, hatta sorunun aile dışına taştığı
da belli. Çünkü konuştukça açılmaya başladı.
Nihayet benim yaşlarımda bir teyze “Bunların yeri burası
değil, burada böyle konuşulmaz bu işler. Gizlilik denen bir şey var de mi?
Kapat artık! Ayıp ayıp!” deyince bizimki hiç tepki vermeden telefonu
kapattı. Yanımda az daha dikildikten sonra boşalan bir koltuğa oturdu.
Ardından ben dolmuştan indim. Kızımız nereye gittiğini ve ne yapacağını
bilmeden gitmeye devam etti.
Zaman zaman toplu taşıma başta olmak üzere yolda, çarşıda,
pazarda bu şekilde zorunlu konuşmalara kulak misafiri oluyorum. Böyle herkesin
duyabileceği şekilde rahat rahat uzun uzun konuşup da pek huzurlu olanı
görmedim. Kurban olduğum Allah'ım hiç huzurlu olanı görmeyecek miyim şu fani
dünyada dedim içimden. Maalesef hiç sorunsuz insana rastlamadım. Hepsinin
kafası bir yerlerde takılı. Sorunuyla yuvarlanıp gidiyor. Acaba mutluluğa kapı
aralayacak bir ışık bulabilir miyim derdinde. Belki de çıtayı çok yüksek
tuttuğumuz için aradığımız mutluluk ve huzuru bulamıyoruz. Allah kimseye
dermansız dert vermesin.
Dert çok olunca veya normal bir meseleyi büyüttüğümüzden
midir kimsenin haberi olmadan özelde yapmamız gereken konuşmaları toplu taşıma
araçlarına da taşımaya devam ediyoruz. İyi ki görmüş geçirmiş teyzemiz “Burası
yeri değil, gizlilik denen bir şey var de mi” dedi de dertli hanımefendi
telefonu kapatıp kendi kabuğuna çekildi. Yoksa daha ne konuşacaktı kim bilir?
Keşke toplu taşımalarda herkesin duyabileceği şekilde bu şekil konuşma
yapanları uyaracak her araçta bu teyze gibi bir tane olsa dedim yine
içimden.
İnsan olup da sorunsuz bir hayat olur mu? Bu hayatı
dikeniyle birlikte yaşamaya alışmak zorundayız. Merak ediyorum durumunu herkese
duyuracak şekilde ulu orta faş edenlerin amacı ne olabilir ki? Ben çok
dertliyim ve doluyum mesajı vermek istiyor, bana yardım edin demek istiyorsa
kusura bakmasın dolmuşta kimse onun elinden tutmaz. Sadece gürültüsüyle
insanları rahatsız etmiş olur. Amacı bu ise bunu fazlasıyla yerine
getiriyor. Eğer amacı cümle aleme derdini duyurmak ise dünya, küçük
bir dolmuştan ibaret değil, dolmuşlar dünyanın merkezi de değil. Pekala bu
kişiler sesini duyurmak için sosyal medyayı kullanabilir. Bu vesileyle daha çok
kişiye derdini ulaştırabilir. Hem bu yol ile de kimseyi rahatsız etmemiş olur.
En iyisi teyzenin dediği gibi derdini özelde halletmeye
çalışırsa çok iyi olur. Çünkü özel hayat kalabalıkta masaya yatırılamaz. Keşke
insanımız dertlenmeden önce derdini nasıl, nerede, ne şekilde çözebileceğinin
yolunu bir güzel öğrenmiş olsa... Belki de işe buradan başlamamız gerekiyor.
*** 13/12/2018 tarihinde Pusula Haber gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.
*** 13/12/2018 tarihinde Pusula Haber gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder