El kartıma para yüklemek için çarşıdaki bir gişenin önüne
geldim. Önümde para yükleyen bir hanımefendi vardı. Ardında sıraya girerek
beklemeye koyuldum. Kadın işini bitirdikten sonra ayrılırken yan taraftan gelen
biri, sıra bekleyen beni hiç iplemeden gişedeki görevliye el kart ve 2-3 lira
bozuk para uzattı. "Delikanlı, sıranı bekler misin lütfen" dedim.
Hafif bana bakar gibi yaptı. Hiç istifini bozmadı, tedirginlik de yaşamadı.
Gişe görevlisi de, "Lütfen sıraya geçelim" demedi. O da sadece bana
bakar gibi yaptı. Nihayet sıra bana geldi. Yükletip ayrıldım.
Sanırım
gişedeki ve sıra bekleyen, beni hesaba katmadan işlerini halletmeye devam
ettiler. Beni tren sanmış olmalılar ki ikaz etmeme rağmen istiflerini
bozmadılar. Sadece bakmakla yetindiler. Dilden bile olsa "Pardon,
beyefendi" deseler yine gam yemeyecektim. 'İşim acele' dense yine
bir şey demeyecektim. Gözümün önünde cereyan eden bu olay, küçük olmaya küçük.
Ama mide bulandıran cinsten.
Delikanlı,
adı üzerinde kanı deli. Niye beklesin ki? Sonra benim gibi boş ve avare mi? Kim
bilir genç, nereye gidip kiminle buluşacaktı? Sonra benim gibi yaşlılar
yaşadıklarına şükretmeliler. Daha fazla ayakaltında dolaşıp gençlerimizi
rahatsız etmemeliler.
Bazı
gençleri görüyorum; nezaket, yardımseverlik, hak ve hukuka riayet etme yönünden
hayran kalıyorum. Bazılarının kabalığını, hak ve hukuk tanımazlığını görünce
günümüz kimlere kaldı? Bu ülke bunlarla nereye gider diyorum. Bu ikinci tip
genç nesle, kendine Müslüman diyorum ben. Bunlar kendi işlerini çıkaran
cinsler. Beklemeye tahammülleri yok. Kazara önlerinde dursan çiğneyip
geçecekler. Şükür ki kendimi koruyabildim şimdilik.
İşin
garibi zaman zaman bu şekilde kaynak yapanlara karşı bir tepkimiz de yok.
Sadece içimizden terbiyesiz deyip geçip gidiyoruz. İçimizden biri bu şekil
kaynak yapana karışsa uyardığına bin pişman olur. Çünkü bu durumda büyük
çoğunluk sessiz kalınca işini çıkartan, kendine Müslüman tiplere gün doğuyor.
Sıraya girip terbiyesizlik yapan, seninle mi tartışmayacak? Gerekirse haddini
bildirir, ağzına geleni söyler. Maalesef toplumsal reflekslerimiz kayboluyor ve
"Bu devirde işini çıkardığına bakacaksın" sözü ön plana çıkıyor.
İçinizden bu olay basit bir görgüsüzlük, hak ve hukuk
çiğneme. Daha buna gelinceye kadar neler var neler diyebilirsiniz. Doğrudur.
Fakat kalabalık ve kargaşanın olmadığı bir yerde bile bu şekilde göz göre göre
hak çiğneyen hayat ve memat meselesi olan önemli konularda neler yapmaz neler!
Eskiden otobüse binileceğinde otobüs duraklarının önünde
turnikeler vardı. İlk başta gelen turnikenin ilk başına geçer, sonradan gelen
sıraya geçer, binerken de bir kargaşaya sebebiyet vermezdi. Şimdilerde
göremiyorum bu turnikeleri. Nice önce kaldırıldı. Kaldırılması güzel. Çünkü
kaldırımları daralttığı gibi çirkin bir görüntü de arz ediyordu. Fakat terbiyesini
takınmamış, hak-hukuk nedir bilmeyen birkaç kendini bilmezin mide bulandırmaması
için sıra olunması gereken kalabalık yerlerde sanırım yeniden turnikelere
ihtiyaç var. Bu turnikeler ne zamana kadar devam etsin? Ne zaman ki
birbirimizin hakkını gözetmeyi öğreninceye kadar. Baktık ki hala işimizi
gördüğümüze bakıyoruz, gerekirse kıyamete kadar devam etsin. Zira hak, kendini
bilene verilir. 03/01/2018 Ramazan YÜCE Konya
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder