Sıcakların iyice bastırdığı, gündüzün en uzun süresi diyebileceğimiz
bu aylarda ramazanın eli kulağında neredeyse. Oruç tutanlara, bu ibadeti yerine
getirme arzusunda olanlara Allah şimdiden yardım etsin, ecirlerini kat kat
artırsın. Geçmiş yıllara bakarak bu ramazan ayında da olması muhtemel bazı
konulara değinmek istiyorum. Ramazanda davul çalma, belediyelerin mahalle iftar
programları düzenlemeleri, bir diğeri de ramazan ayında yapılan merkezi
sınavlar...
Malumunuz bu ayda insanımızı sahura kaldırmak için geçmişten
günümüze davul çalma adedimiz var. Çalar saatlerin pek yaygın olmadığı ve
herkesin işine sabah gidip akşam geldiği yıllarda geceleyin insanımızı sahura
kaldırmak için davul çalma bir çözümdü. Günümüzde ise insanımızın mesai
kavramı değişti. Birimizin uyku saati bir başkasının çalışma vakti olabiliyor.
Yine günümüzde vardiya usulü çalışan insanımızın sayısı da az değildir. Çoğu
insan ramazan ayında uyku sorunu yaşamaktadır. Vakti de önemlidir. İnsanımız
işine göre sahuruna bir ayarlama geçmekte. Ya yatmadan sahurunu yapmakta, ya da
cep telefonu marifetiyle kendisi uyanmaktadır. Durum böyle iken hala eski
adetlerimizden olan sahura kaldırma, maalesef tüm hızıyla devam ediyor. Artık
bu adet tarihteki yerini almalı. “Yok, bu adet devam etmeli, benim hoşuma
gidiyor” diyen çıkarsa yetkililer bu kişiler için bir düzenleme yapmalıdır.
Hatta isterlerse teravih namazından sonra başlayıp imsak vakti başlangıcına
kadar elinde tokmak kapısının önünde davulcularımız çalsın dursun.
Bir diğer konu bu ayda belediyelerin mahalle iftarları
vermek için büyük organizasyonlara girmesi. Belediyelerin böyle bir görevi var
mı bilmiyorum. Ama görev tanımlarında böyle bir hizmet var ise derhal
kaldırılmalıdır. Yoksa zaten üzerlerine vazife değildir. Belediyelerimiz asli
görevlerine yoğunlaşmalıdırlar. Birçok hizmetleri kaynak yok gerekçesiyle ötelenmektedir.
Yine çoğu belediye istisnalar hariç borç batağı içerisindedir. Hal böyle iken
ramazan ayında belediyelerimiz mahalle mahalle dolaşıp iftar vermeleri bana
lüks geliyor. Mahalleli bir gün öncesinde iftarını nasıl yapıyorsa bıraksınlar
yine aynı şekilde yapsın. Belediyelerimiz evine ekmek götüremeyen fakir ve
fukarayı tespit ederek yıl boyunca onların karnını doyursun. Buna kimsenin
diyeceği olamaz. Belediyelerin son zamanlarda artarak devam eden bu iftar verme
furyası bana yıllar öncesinde Adana’da iken soru soran bir öğrencimi aklıma
getirdi. “Hocam, ben beş vakit namazımı kılmıyorum. Fakat bazı zamanlar içimden
geliyor çokça nafile namazı kılıyorum. Kılamadığım farz namazların yerine geçer
mi? Aynı sevabı alır mıyım?” diye bir soru sormuştu. Ona, “Kızım! Beş vakit
namaz üzerine farzdır, mutlaka yerine getirilmesi gereken bir borçtur. Nafile
namaz ise isteğe bağlı olarak yapılır. Onun sevabı ayrı. Senin bu durumun birisine
olan borcunu vermeyerek başkasına bol keseden yemek yedirmeye benzer. Önce borç
ödenmeli, değil mi?” demiştim. Hasılı, belediyelerimiz asli görevleri dururken tali
işlerle uğraşmamalı. Sonra kimin yemeğini kime yediriyorlar? Bunu da
düşünmeleri gerekir. Ama belediye yetkililerimiz, “İçimden geldi, kendi
gelirimden insanımıza iftar vereceğim” diyorlarsa bizde ağanın eli tutulmaz. Bu
durumda bize, “Allah hayırlarını kabul etsin” demek düşer.
Haziran ayı lise son sınıf öğrencilerinin LYS sınavına
girmelerini akla getirir. Öğrenciler kaç yıldır bu sınavlarda başarılı olmak
için çaba sarf ediyorlar. Sınavların ramazan ayına denk gelmesi birçok
öğrenciyi “Oruç tutayım mı, tutmayayım mı,” ikilemine itmektedir. Her ne
kadar oruç sınava, sınav da oruca mani değilse
de hayat-memat meselesi sayılan bu merkezi sınavların -önceden yapılacak
planlama ile- takviminin ayarlanmasında fayda vardır. ÖSYM, dediğim dedik, çaldığım
düdük dememeli.
Son söz, davullar başımızda çalmasın, zaten yeterince
tokmak yiyoruz. Belediyelerimiz mahalle iftarlarıyla uğraşmasın, asli
görevlerine zaman ayırsınlar. ÖSYM de LYS sınavları illaki haziranda yapılır
kuralının farz olmadığını bilmelidir. 15/05/2017
* 17.05.2017 günü Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
* 17.05.2017 günü Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder