9 Mart 2017 Perşembe

Uzaklaştığımız değerlerimizden vefa

“Borcunu ödeme,  sözünü yerine getirme, sözünde durma; sevgi, dostluk ve bağlılıkta sebat,  sevgide bağlılık” gibi anlamlara gelen vefa hepimizin bildiği gibi dört harften oluşuyor. Görüldüğü gibi kendisi küçük ama anlamı büyük bir kelime.

Hepimize lazım oluyor bir gün. Bir konuda yalnız kaldık mı hatırlarız bu kelimeyi. Çoğu zaman da dertleniriz; vefa kalmamış, İstanbul'da bir semtin adı deriz. İçimize kapanır, hayata küseriz. 

İnsan büyüdükçe daha çok arıyor bu vefayı. Hele bir de unutulmaya yüz tuttuğu zamanlarda daha fazla bir ihtiyaç duyuyor. Vefa; unutulmamak, hatırlanmak, aranmaktır. İyi günde ve kötü günde dostunu yalnız bırakmamaktır. Sevinç ve üzüntülü anlarına ortak olmaktır. Geçmişte içilen bir acı kahvenin 40 yıl hatırını gütmektir. İyi gün değil, kötü gün dostu olmaktır. Yıllar geçse de bir hal-hatır sormadır, gönül almadır. Dostuna, yanında ayrı bir yeri ve değerli olduğunu hissettirmedir. Sözde değil, özde sevmedir.

Tarihimiz, kültürümüz vefaya ayrı bir yer vermiştir. Örnekleri de çoktur. Vefa sadece dostumuza, sevdiğimize değil; onun çoluk ve çocuğuna da gösterilir, baba dostu tabiri de sanırım buradan gelmektedir. Bize küçüklüğümüzde öf demeyen anne ve babaya büyüdüğümüzde "öf" bile dememekti, bakımlarını üstlenmekti. Onları horlayıp dışlamamaktı. Onlardan ilgi, alaka ve güler yüzü esirgememekti. Kültürümüzde huzur evlerine yer yoktu... Değerlerimiz böyle idi.

Birçok değerlerimizde olduğu gibi vefada da bir yozlaşma söz konusu günümüzde. Anne-baba bir yüktür artık evladının gözünde. Çünkü muhtaçlığı kalmamıştır. Yük olduğu hissini edinen anne-baba soluğu, adına huzur dedikleri kimsesizler ve sahipsizler yurdunda alıyor… Öğretmen için; "Vurduğu yerde gül biter... Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum" bakış açısından "Çocuğuma yan bakanın yuvasını bozar, hayatı zindan ederim" noktasına gelindi. Öğretmenin başarısı öğrencinin başarısına endekslendi. İyi öğretmen en fazla net çıkartan öğretmen oldu artık. Kimse öğretmenin değer ve davranış vermesini istemiyor. 

Bir dostumuzdan borç alma dönemi neredeyse bitti. En iyi dostumuz kapısını çaldığımız zaman bize kapısını ve kasasını açan bankalar oldu. O kadar vefalılar ki elimizi verdiğimiz zaman kolumuzu kapıyor. Salmıyor hiç. Ömür boyu müşterisiyiz artık, ona olan borcumuzu ödemek için. Öğrenci ve öğretmen, anne-baba ve evlat, komşuluk, dostluk, amir ve memur vs ilişkileri menfaat ilişkisine dayanır oldu. İşimiz bitinceye kadardır. Çıkarımız kalmayınca bir daha geri dönmeyecek şekilde terk eder olduk.


Dilimizden hiç düşürmediğimiz bu vefanın sözde değil özde olması için bir ve beraber iken isteyerek veya istemeyerek meydana gelmiş hoş olmayan durumları kuma yazmak, gördüğümüz iyilikleri ise kayaya yazmak gerek. Almadan vermeyi alışkanlık haline getirmek, çok büyük beklentiler içerisine girmemek, karşılıksız sevmek, insanları olduğu gibi kabul etmek gerekir diye düşünüyorum. Gözden ırak olan gönülden de ırak olur dendiği gibi geçmişi hayırla yad etmek için ziyaretler yapmak, hediyeleşmek geçmişi diri tutar, vefayı yarınlara taşır. Vefa gösterenlerden ve vefa görenlerden olmamız dileklerimle!... 09.03.2017

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder