Eskiden bina yapımında, kaldırım döşenmesinde, evlerin önünün
peyzaj çalışmasında, okul merdivenlerinin planlanmasında uzun ömürlü,
evladiyelik, sağlam ve kullanışlı olmasına dikkat edilirdi. Sağlamlık ve sağlık
ön plandaydı. Yeni yapılaşma ve planlamalarda ise sağlamlık, kullanışlılık ve
sağlıklı olmasından ziyade görselliğe önem verilmektedir. Bakanı hayran bırakan
bir görüntü. Hz Süleyman’ın sarayını ziyarete gelen Belkıs’ın ıslak diye
eteklerini topladığı güzel görüntü hakim şimdi, aklınıza gelebilecek insanın
adım attığı her yerde.
Ne zararı var diyebilirsiniz bu görselliğin. Adı geçen
kullanım yerleri sadece seyirlik ise itirazınızda haklı olabilirsiniz. Şimdiki
göze hitap eden ve güzelliğin her türünü gösteren bu kullanım yerlerine döşenen
fayans, mermer, karo vb malzemeler hep kaygan. Büyük riskler taşıyor. Bu riski kar,
buz ve ıslak olduğu zamanlarda daha iyi test edebilirsiniz. İsterseniz bir
deneyin. Denemesi bedava. Kazara buralardan geçmeniz ve yürümeniz gerekir de
dikkatli ve sağlam basmaz, acele ederseniz kaygan zeminin kalitesine göre yüz
üstü, sırt üstü düşmeniz için size yüzde yüz garanti verebilirim. Öldürme
garantili değildir. Ama sizi, yaşınıza göre uzun bir süre sürüm sürüm
süründürür. Çünkü ya kolunuz, ya bacağınız, ya da kalçanız kırılır. Hele bir de
hava soğuk diye eliniz cebinizde yürüyorsanız Allah göstermesin düştüğünüzde
başınıza ne gelebileceğini aklıma bile getirmek istemiyorum.
Bu adam bu soğukta şaka yapıyor. Hiç zamanı değil diye
düşünebilirsiniz. Başınıza gelmişse bana hak verirsiniz. İnsanlar bu tip
yerlerden yürürken ölüm-kalım mücadelesi verir kaymamak için. Niceleri kıl payı
kurtulur, niceleri iki seksen uzanır. Böyle yerlerde kayıp zarar gören insanlar
ilgili kurumları mahkemeye verse öyle zannediyorum haklı çıkarlar. Sorumlular
maddi ve manevi tazminat ödemekle karşı karşıya kalırlar. Çünkü böylesi risk
taşıyan yerlerde ‘kaygan zemin’ levhasına hiç rastlamazsınız. Türkiye gibi
karasal iklimin hakim olduğu, kışın şiddetli geçtiği yıllarda; soğuk, ayaz ve
don olaylarının sıkça görüldüğü ülkemizde görsellikten ziyade
sağlamlık, korunma, güven ve sağlık ön planda olmalıdır. Don ve buzlanmanın
ardından geriye; patlamış mermerler, yerinden çıkmış fayans ve karoları
görmeniz de mümkündür. Bundan sonra belediyelerin işi ne ki, verir bir ihaleye
daha. Yazın yaptığı çalışmanın ardından yeni bir tretuvar çalışması daha
başlatır, bedeli vatandaştan alınmak üzere.
İşin garibi ilkokul, ortaokul ve lise talebelerinin okuduğu
okullarımız da bu tür görsellik modasından nasibini almaktadır. Hele
ilköğretimde okuyan çocuklar iki metrelik bir boş yer bulsa biri diğerini
kovalar, öbürü kaçar. Kayıp düşmemeleri mümkün değildir. Şu ana kadar okullarda
böylesi büyük kazaların ortaya çıkmaması, çıkmayacağı anlamına gelmez. Eğer
çıkarsa böyle kazalar yeni ‘İş Güvenliği Yasası’na göre işveren durumundaki okul
müdürlerinin işi kül gerçekten. Okul müdürlerinin kendilerini kurtarmaları
mümkün değildir. Ahiret sorusu gibi sorulara muhatap olurlar bir inceleme ve
soruşturma durumunda. “Islak ve kaygan yerlere niçin ‘Kaygan zemin’ levhası
asmadın? Kaygan zeminleri, özellikle merdiven vb yerler için niçin kaplama
yaptırmadın? Neden şu şu tedbirleri almadın gibi.” Maazallah çocuk bir de
ölürse veya ölümle pençeleşirse yat ağla, kalk ağla artık. Alacağın
cezaya mı yanarsın, ölümle pençeleşen çocuğun durumuna duyacağın vicdan azabına
mı? Bu durumda yetkililer ölümlerden ölüm beğensin artık.
İster katılın, ister katılmayın görüşlerime. İster tedbir
alın, ister almayın. Bilesiniz ki ben eski kafalıyım. Kaldırımlardan yürürken,
merdivenlerden inip çıkarken buz pistinde yürür gibi veya sırat köprüsünden
geçer gibi tir tir titreyerek geçmek istemiyorum. Rahat, sağlam, kullanışlı,
güvenli ve sağlıklı zeminlerden yanayım. 21/12/2016
* 11.01.2017 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
* 11.01.2017 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder