Bir toplumda mutlaka aykırı düşünceler olmalı, fikirler çatışmalı, beyin
jimnastiği yapılabilmelidir. Herkes ve her kesim de farklı fikirlere tahammül
edebilmeli, hatta saygı duyabilmelidir. Eleştiriye tahammülümüz olmasa da
haksızlığa karşı çıkabilmek, kendisi mağdur olmadığı halde mağdurun yanında yer
alabilmek, yapıcı eleştiri yapabilmek takdir edilecek bir davranıştır. Muhalif
olanlar da tekdüze değildir, çeşit çeşittir.
Gördüğü, duyduğu ve yapılan her şeyi eleştiren tipler vardır.
Bunlara ağzınla kuş tutsan da yaptığını asla beğendiremezsin. Kendini beğenmiş
tiplerdir. Zaten kendisini de beğenmese çatlar ölürdü mutlaka. Bilin ki
kendisini beğenmesi de tevazusundandır. Her şeye karşı çıkmayı misyon
edinmiştir böyleleri. Müzmin muhaliftir bunlar.
Hiçbir şeyi eleştirmeyen, yorum yapmayan, görüşünü söylemeyen ve
paylaşmayan, sadece dinlemekle yetinen, hiç renk ve tepki vermeyen tipler de
vardır. İçinde sakladığı görüşü saçı-sakalı bilse sırrım ifşa edildi diyerek
saçını-sakalını keser atar. Korkak tiplerdir bunlar. Başıma bir şey gelir
korkusu taşır daima. O yüzden etliye, sütlüye karışmaz. Sırrıyla öbür dünyaya
gider.
İstediği görev ve makama gelince sesini çıkarmayan, hak ve adalet yerini
buldu diye düşünen tipler de vardır. Makamda durduğu müddetçe hayatından
ve kendisini oraya getirenlerden memnundur doğrusu. Ne zaman ki bu tipler
bulunduğu yerden alaşağı edilir, işte o zaman basarlar yaygarayı. Bu tipler
daha önce mağdur olmuş insanların sesine kulak vermez ve tepki vermez iken
hemen “Ama bu haksızlık” demeye başlarlar. İstediği makama gelmeden önce
eleştiri yaparken muradına erdikten sonra sesini çıkarmayan ve eleştiriyi
bırakan tipler de bu kategoriden sayılabilir.
Ben dobra birisiyim: doğruya doğru, eğriye eğri derim diyen tipler vardır.
Önce dobralığı hoşuna gider. Bunlar yanlışı yapan kendinden veya göbek bağı ile
bağlı olan birinin yaptığı yanlışa sesini çıkarmazlar. Muhalif olduğu kesime
karşı arslan kesilirler. Bunlar da testi başarıyla geçemezler.
Dilin de kemiği olmayan tipler vardır. Bunlar yanlış gördüğünde hangi kesim
olduğuna, hangi makamda olduğuna bakmazlar. Başıma bir şey gelir mi diye
düşünmezler. Olması gereken eleştiriyi yaparlar. Böyleleri, muhalif kesimden
övgü alırken kendi kesiminden yergi almaya başlarlar.İpinin çekilmesi
mukadderdir artık. Çünkü yaranamaz ne İsa’ya, ne de Musa’ya. İlk fırsatta başka
bir gerekçe ile yerinden edilir. Makamından olur, fakat kişilik ve kimliğini
kaybetmemiş olur.
Asla muhalif olmayan, sesini çıkarmayan, sadece denileni yapan, göze girip
gözde olmaya çalışan tipler de vardır. Bunlar ise emir eridir. Asla kendisi
olamazlar. Sadece emir alır. Kendisini yaptıklarıyla göstermeye çalışır.
Üstleriyle ilişkilerini sıcak tutar. Amirinin her sözünü tasvip eder içine
sinmese de. Kızdığına kızar, düşman bellediğini düşman bilir. Böylelerini
amirleri de sever. Böylece körler ve sağırlar olarak birbirlerini ağırlar
dururlar. Bunun muhalifliği efendisinin görüşlerini savunmak, karşı çıkanlara
karşı gelmek şeklindedir.
Görüldüğü gibi muhalifin de epey çeşidi varmış. Daha da vardır bunu çeşidi.
Seç-beğen...Hangisi olmak istersen... 11/10/2016
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder