-Efendim,
sen tecrübelisin. Namerde muhtaç olmadan nasıl yaşayabilirim?
-Geçimini
helal yoldan sağla. Her şeyden önce kanaat sahibi ol. Ne cimri ol ne de
savurgan. Orta yolu tut. Faizden uzak dur. Kazancın az da olsa tasarruf et. Bereket
azdadır. Başkasına çok imrenme. Olanla yetinmeyi bil. İbadet dışında temel
felsefen tasarruf etmek olsun.
-İyi
de ibadetten tasarruf olur mu? Bunu uygulayanlar da var mı?
-Olmaz
mı?
-Faydası
olmuş mu bari?
-Olmaya
olmamış.
-Merak
ettim, nasıl tasarruf yapmış?
-Anlatsam
ne faydası olacak, geçen geçmiş artık.
-Niye
olmasın? En ihmal ettiğimiz alan ibadet alanı.
-Dinle
o zaman: Enflasyonun bol haneli olduğu, memura yapılan zammın kepçeyle verilip
kazanla alındığı, zamların otomatiğe bağlandığı, asgari geçimin kıt kanaat
sağlandığı, ekonomik krizlerin bol olduğu, paramızdan sıfırın atılmadığı
yıllarda bir bordro mahkumu Adana'ya tayin olur. İlk işi kiralık bir eve bakar.
Kiralar bir yıllık peşindir. Güç bela bir yılın kirasını peşin öder. Tek maaşlı
biri olarak önümüzdeki yılın kirasını nasıl biriktirimi dert edinmeye başlar. İlk
aklına gelen de tasarruftur. Neden tasarruf yaparım diye düşünürken sağdan yaklaşan biri, dostane(!) bir şekilde
“kurban kesme, kurban parasını tasarruf yap, önümüzdeki yılın kirasına katkıda
bulunur” şeklinde içine bir iğva
düşürür. İçine sinmese de aklına da yatar. Hemen maaşını çeker, öğle namazını
kılmak için Yeni Camiine gider. Çıkışta kendisini elinde 7 milyon TL(şimdinin
yedi lirası) olan biri karşılar:
-Beyefendi
Allah kabul etsin.
-Ecmain.
-Bu
parayı siz düşürdünüz
-Benim
değil.
-Siz
az önce namazdan çıkmadınız mı? Hatta minberin yanında kıldınız. Ben sizi
gördüm.
Bizim
memur elini cebine atar. Yine “benim değil” der. İyilik meleği memura parayı
vermede kararlıdır. ”Cüzdanınızdan düştü, arka cebinize bakın.” deyince memur
bir eliyle cüzdanını cebinden çıkarırken “İnsanlık ölmemiş, ne iyi insanlar
var, adam iyilik yapmak için çaba sarf ediyor. Bu insanlar oldukça Türkiye’nin
sırtı yere gelmez” diye düşünür. Cüzdanını açar, yeni çektiği maaşına bakarken
adam “getir sayalım, senden düştüğünü göreceksin” diyerek cüzdanı alır. El
çabukluğuyla parayı sayar. Sonra “bu para senin, al paranı” diyerek cüzdanı ve
7 TL’yi uzatır. Yapılan iyilik karşısında farklı bir haleti ruhiyeyi taşıyan
memur teşekkür ederek oradan ayrılır. Tamir olması için bıraktığı gözlükçüye
gider. Orada otururken ”Sakın bu iyilik meleği dolandırıcı olmasın” der demez. Parasını
sayar. Parasından 120 milyon TL
eksiktir.
-Sadece
120 milyon mu almış? Niye fazla almamış?
-Çünkü
bir kurban bedeli 2000’li yıllarda o kadardı.
-Bu
tiplere tırnakçı denir, adam bilmiyor muymuş?
-Öğrenmiş
böylece.
-Bu
adam da amma safmış be! Tanıyor musun?
-Evet
tanıyorum.
-Kim?
-Başka
kim olabilir ki? Sen sen ol, her şeyden tasarruf yap ama asla ibadetten
tasarruf yapma .
-Son
sözün?
-
İbadetlerimizin özellikle kurbanlarımızın Allah'a yaklaştırması ve akan
kanların sona ermesine vesile olması temennisi ve tasarruflarımızın ibadet
dışında olması dileklerimle...
Kurbanınız
mübarek ola. Nice bayramlara. 20/09/2015
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder