Ülkemizde her türlü bayram ve etkinliklerin hazırlanmasında, sunulmasında öğretmenler görev alır.
Bayram vb. kutlamalarda önce içerik hazırlanır. İçeriğe göre öğrenci seçilir. Görev almak istemeyen gönüllü öğrenci yoksa, gerekirse not silah olarak kullanılır. Çocuğum katılmasın diyen veli ikna edilir. Öğrencilere uygun kıyafet aldırılır.
Öğretmen çoğu zaman yoklukla mücadele eder. Eldeki mevcut malzemeleri kullanır. Öğrencileri çalıştırmaya başlar. Çoğu zaman ders dışında yapar bu işleri. Çalışma belirli bir kıvama gelince okul müdürü bir izler, ardından İlçe Şube Müdürü, sonra birkaç gün önce prova yapılır. Provayı vali yardımcısı takip eder. İzleyenlerin her biri burası şöyle, şurası böyle olsun der gider. Sırada protokolde oturacak kişilerin yerlerini belirlemek için isimler yazılır. Koltukların üzerine yapıştırılır.
Program günü gelir çatar. Saatler öncesinden öğrenci, öğretmen görev yerine malzemeleriyle birlikte yerel imkanlarla gelir. Protokolun yerini alması beklenir. Protokolda yerini beğenmeyenlerin afra ve tafrasını yutkunarak içine atar.
Program günlerce çekilen emeğin sonunda başlar ve biter. Programın sonunda takdir edilmeyi bekleyen öğretmen 'olmamış' eleştirisine muhatap olur çoğu zaman. Hele bir de krizlere sebebiyet veren çelenk törenleri olur. Burada da sunucu, komut veren ve tören yerini hazırlayan yine öğretmendir. Hatta öyle ki sabah tören olacağında kazara bir kuş gelir, büstün üzerine pislerse bunu niye temizlemediniz diye hesaba çekilir.
Çelenk töreni başlar. Sunucu öğretmen getirdiği öğrencilerin yanında sunumuna başlar. Her cümlesine sayınla başlar, arzla bitirir. "Sayın Kaymakamım çelengini sunacaktır, arz ederim. Sayın Cumhuriyet Savcısı çelengini sunacaktır, arz ederim." Şeklinde... Müdürü, yan tarafta yanlışlık olacak mı diye dokuz doğurur. "Eyvah öğretmenim ne yaptın? Halbuki Cumhuriyet Savcısı değil, Başsavcı diyecektin. Ne kadar da hatırlatmıştım" diye içinden söylenmeye başlar. Tören biter. Herkes dağılmaya yüz tutar. Başsavcı yaklaşır. "Başsavcı diyeceksiniz, savcı değil." Uyarısını yapar.
Burası Türkiye. Tören ve bayramların biri biter, diğeri başlar. Her defasında da bu iş öğretmene, okula, öğrenciye ihale edilir. Törenlerin bitiminde nadir de olsa beğenen amir çıkar, tebrik ve teşekkür eder.
Yarın 24 Kasım Öğretmenler Günü. Yine tören yapılacak okullarda, ilçede ve ilde. Her bir tören ve programın ana maddesi yine öğretmenler. İşin garibi kendi gününü kendi çalıp kendi oynayacak. Kalabalık olsun diye diğer okul müdürleri yanlarında bir bayan, bir erkek öğretmenle törene eşlik edecek. Kendi gününde bari başkası hazırlayıp onlar izlese ne olur, kıyamet mi kopar? Bu teklif olmayacak iş öğretmenim. Haydi iş başına:" Alavere dalavere, Kürt Memet Nöbete... Çünkü sen fedakarsın...
Her ne olursa olsun, kıymetin bilinmese de öğretmenler günün kutlu olsun öğretmenim!... 24/11/2015
Bayram vb. kutlamalarda önce içerik hazırlanır. İçeriğe göre öğrenci seçilir. Görev almak istemeyen gönüllü öğrenci yoksa, gerekirse not silah olarak kullanılır. Çocuğum katılmasın diyen veli ikna edilir. Öğrencilere uygun kıyafet aldırılır.
Öğretmen çoğu zaman yoklukla mücadele eder. Eldeki mevcut malzemeleri kullanır. Öğrencileri çalıştırmaya başlar. Çoğu zaman ders dışında yapar bu işleri. Çalışma belirli bir kıvama gelince okul müdürü bir izler, ardından İlçe Şube Müdürü, sonra birkaç gün önce prova yapılır. Provayı vali yardımcısı takip eder. İzleyenlerin her biri burası şöyle, şurası böyle olsun der gider. Sırada protokolde oturacak kişilerin yerlerini belirlemek için isimler yazılır. Koltukların üzerine yapıştırılır.
Program günü gelir çatar. Saatler öncesinden öğrenci, öğretmen görev yerine malzemeleriyle birlikte yerel imkanlarla gelir. Protokolun yerini alması beklenir. Protokolda yerini beğenmeyenlerin afra ve tafrasını yutkunarak içine atar.
Program günlerce çekilen emeğin sonunda başlar ve biter. Programın sonunda takdir edilmeyi bekleyen öğretmen 'olmamış' eleştirisine muhatap olur çoğu zaman. Hele bir de krizlere sebebiyet veren çelenk törenleri olur. Burada da sunucu, komut veren ve tören yerini hazırlayan yine öğretmendir. Hatta öyle ki sabah tören olacağında kazara bir kuş gelir, büstün üzerine pislerse bunu niye temizlemediniz diye hesaba çekilir.
Çelenk töreni başlar. Sunucu öğretmen getirdiği öğrencilerin yanında sunumuna başlar. Her cümlesine sayınla başlar, arzla bitirir. "Sayın Kaymakamım çelengini sunacaktır, arz ederim. Sayın Cumhuriyet Savcısı çelengini sunacaktır, arz ederim." Şeklinde... Müdürü, yan tarafta yanlışlık olacak mı diye dokuz doğurur. "Eyvah öğretmenim ne yaptın? Halbuki Cumhuriyet Savcısı değil, Başsavcı diyecektin. Ne kadar da hatırlatmıştım" diye içinden söylenmeye başlar. Tören biter. Herkes dağılmaya yüz tutar. Başsavcı yaklaşır. "Başsavcı diyeceksiniz, savcı değil." Uyarısını yapar.
Burası Türkiye. Tören ve bayramların biri biter, diğeri başlar. Her defasında da bu iş öğretmene, okula, öğrenciye ihale edilir. Törenlerin bitiminde nadir de olsa beğenen amir çıkar, tebrik ve teşekkür eder.
Yarın 24 Kasım Öğretmenler Günü. Yine tören yapılacak okullarda, ilçede ve ilde. Her bir tören ve programın ana maddesi yine öğretmenler. İşin garibi kendi gününü kendi çalıp kendi oynayacak. Kalabalık olsun diye diğer okul müdürleri yanlarında bir bayan, bir erkek öğretmenle törene eşlik edecek. Kendi gününde bari başkası hazırlayıp onlar izlese ne olur, kıyamet mi kopar? Bu teklif olmayacak iş öğretmenim. Haydi iş başına:" Alavere dalavere, Kürt Memet Nöbete... Çünkü sen fedakarsın...
Her ne olursa olsun, kıymetin bilinmese de öğretmenler günün kutlu olsun öğretmenim!... 24/11/2015
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder