13 Kasım 2024 Çarşamba
Bir Kiracı Hikayem (1)
12 Kasım 2024 Salı
Elektronik Seçim Eli Kulağında
YSK Başkanı, "Elektronik seçim yapılmasıyla ilgili başka ülkeleri inceleyerek ve üniversitelerle birlikte çalışarak çalışmayı bitirip Meclise gönderdiklerini, bundan sonra söz Meclisin takdirinde olduğu haberi beni hem sevindirdi hem heyecanlandırdı.
YSK'nin bu çalışması gecikmiş bir adım olsa da yerinde ve olması gereken idi. Çünkü pusula ve zarftan ibaret bir alay kağıt kürek; mühür, sandık ve oy verme kabini, 5-6 kişiden ibaret devlet çalışanı ve partili üyelerden ibaret sandık kurulunun teşkili, zarf ve pusulaların mühürlenmesi, oy sayım ve dökümü, sandık torbasının polis nezaretinde götürülmesi ve ilçe seçim kuruluna teslimi gibi işlemler ve süreç hem pahalı hem de meşakkatli idi. Aynı zamanda bu şekil oy verme bu çağda çok çağ dışı kalmıştı. Üstelik hem oy sayımında hem oyların birleştirilmesinde şaibe hiç eksik olmuyordu. İtirazlar da bitmiyordu. Tekrar tekrar sayım yapılıyordu.
Bu süreçte en büyük sıkıntıyı özellikle seçim torbasını ve ıslak imzalı tutanakları teslimatta sandık başkanları çekiyordu. Sabahın erken saatinden gecenin geç vaktine kadar kesintisiz görev yapıyordu.
Seçimde görev yapan partili, partisiz o kadar kişiye seçim parası harcanarak bütçeye artı bir yük oluşuyordu.
Say say bitmez sandıklı seçimin problemleri...
Elektronik seçimin detaylarını ve nasıl uygulayacağını bilmiyorum. Yalnız bu çalışma uygulamaya geçirilirse;
Devletin alt yapıyı oluşturduktan sonra çok seçim masrafı yapmayacağını, en azından kağıt, kürek, sandık, kabin, mühür vs. masrafından kurtulacağını,
Oy verme sürecinin uzun sürmeyeceğini,
Sonuçların daha hızlı açıklanacağını,
Seçim sonuçlarının daha güvenilir olacağını,
Kasıtlı veya kasıtsız insani hata ve yanlışların olmayacağını,
Seçimlerde daha az kişinin görev yapacağını vs. düşünüyorum.
En azından oy verme işlemi daha modern bir görünüm kazanacaktır.
YSK’nin tüm çalışmaları yaparak gereği için Meclise gönderdiği bu elektronik oy verme çalışması; sumen altı edilmez, ötelenmez ve hayata geçirilirse, seçim, sandık ve siyasete dair her geçen yıl umutları tükenmeye yüz tutan ve zaman zaman sandığa gitmeyen ve sandıkta görev almayan biri olarak belki meraktan elektronik oy kullanabilirim.
Elektronik oy çalışması sebebiyle YSK'yi ve bu kurumu bu çalışmaya sevk edenleri tebrik etmek lazım.
10 Kasım 2024 Pazar
Kırk Yaşın Ergenleri
Kız olsun, erkek olsun her birimiz çocukluk döneminden sonra ergenlik yaşarız.
Ergenlik kişide biyolojik değişim olsa da kişinin karşıt cinse ilgi duyduğu, kanının deli olduğu, isyanlara oynadığı, heyecana kapıldığı, ateşli konuşmalar yaptığı, idealist ve gözü pek olduğu dönemdir.
Çocukluk dönemi gibi ergenlik dönemi de bir müddet sonra evlilik ve iş hayatının ardından yerini 25-30'lu yaşlara bırakır.
30'lu yıllar yavaş yavaş ayakların yere bastığı yıllardır. Yine de idealler devam eder.
40'lı yıllar ise hata ve yanlışların geride bırakıldığı, olgunluk ve tecrübenin arttığı, tarafgirliğin yerini tespitlere, ateşli savunuculuğun yerini soğukkanlılığa bıraktığı, olayların geri planının görüldüğü, hayata daha geniş perspektiften bakıldığı bir dönemdir.
Bu dönem kişinin durulduğu çağdır.
Bu dönemleri aşağı yukarı insanımız hepsi şu ya da bu şekilde yaşar.
Yaşı 40'ı geçtiği halde heyecanı kaybolmayan, ateşli konuşmalar yapmaya devam eden, parti fanatikliğini devam ettiren, yaşına rağmen hâlâ durulmayanlar var. Yaşını başını almasına rağmen bu tiplere ben ergen diyorum. Çünkü kafa yapısı olarak daha ergenlikten kurtulamamış görüyorum bunları.
Bir savunuyorlar bir savunuyorlar. Aralarında tartışmalar yapıyorlar. Sesleri yükseliyor. Çoğu zaman birbirlerini kırıyorlar.
Bu yaşlarına rağmen olup biteni görmüyorlar. Hayata daha geniş açıdan bakamıyorlar. Farklı fikir ve görüşlere tahammül edemiyorlar. Hâlâ sırtlarındaki yumurta küfesini atamıyorlar.
Halbuki kırk yaş olgunluk çağıdır. Tecrübedir. Birikimdir. Olup bitenle yüzleşmektir. Farklı fikirlere tahammüldür.
Öyle görünüyor ki yaşı kırkı geçmiş bu tiplerin ergenliği, yaşlılık dönemi dahil, ölünceye kadar devam edecek. Bunların ergenliği ancak mezarda sona erer.
Siz ergenliği geride bırakanlardan mısınız yoksa yaşınıza rağmen hâlâ ergenliğe devam edenlerden misiniz?
Bu tür ergenlik faydalı mı, zarar mı, bunun takdirini size bırakıyorum.
9 Kasım 2024 Cumartesi
Reâyâdan Halka
Çarşı Görmemiş Asırlık Bir Ömür
Futboldaki Yapı
Kırmızı Reçeteli Öğrenci
11.sınıf bir öğrencinin bıyıkları dikkatimi çekti. Delikanlı, bıyıklar konuşuyor. Yakışmış da. Yalnız okul kılık kıyafette hassas. Sakalı ve bıyığı olanları derse almıyor. Devamsızlığınız sınırlı. Dikkatli olmanda fayda var dedim. Devamsızlıktan kalırım. Yine kesmem bıyıkları. Sabah bir hoca almadı. Dersine girmedim dedi.
Diğer derslerde de bu öğrenciyi çok asık suratlı gördüm. Delikanlı, biraz gülümse. Bu halin ne böyle dedim. Ben böyleyim dedi.
Bir defasında derse girerken kapının önünde gördüm. Yüzü gülüyordu. Seni ilk defa gülerken gördüm. Gülme sana yakışıyor dedim.
Derslerde bu öğrenciyi garip hareketlerde bulunurken gördüm hep. Yüzü asık olduğunda da öyle güldüğünde de. Ayağa kalkıp dolaşması da var. Birilerine sataşması da. Her defasında uyarmak zorunda kaldım.
Bir defasında üçlü sandalyenin yanına geçti. Onları düzeltti. Ne yapıyorsun dedim. Yatacağım dedi. Upuzun mu dedim. Evet dedi. Yatışın da bir normali var. Senin bu yapacağın normal mi dedim. Evet dedi. Bir gariplik yok mu dedim. Hayır dedi. Pes doğrusu dedim. Uykum var. Ne yapayım dedi. Uyuyamazsın dedim. Uyutmadım.
Sınav yapıyoruz. Yanındaki ile durmadan konuşuyor. Kah kendi kendine kah arkadaşıyla. Birkaç defa konuşma diye uyardım. Sonra kendisini o sandalyeden kaldırıp başka bir yere oturtmak istedim. Kalkamam dedi. Niye dedim. Arkadaşla ortak kalem kullanıyoruz. Başka kalem yok dedi.
Başka bir kalem verdiler. Kalemi kah masaya vuruyor kah yere atıyor.
Bir gün kendisiyle görüşme imkanım oldu. Beş kişiyi bıçakladım. Ben kırmızı reçete kullanıyorum dedi. Reçetenin yeşilini duydum da kırmızısını ilk defa duydum dedim.
Beş kişiyi bıçakladıktan sonra ceza alıp içeri girmedin mi dedim. Hiç girmedim. Bilmem neden yararlandım. Bir beş yılım var dedi. Beş yıl bıçaklama yapamayacaksın öyle mi dedim. Evet dedi.
Niye böyle işlere giriyorsun? Böyle yapa yapa hayatını karartırsın dedim. Ben kendime hakim olamıyorum dedi.
Çok mu sinirlisin dedim. Evet dedi.
Üzüldüm daha lise çağındaki bu gencin durumuna. Neler yaşadı da bu duruma geldi? Tedavi olamazsa bundan sonra onu daha neler bekler, bekleyip göreceğiz.
Belli ki kırmızı reçete ilaç, kendine hakim olamadığı için veriliyor.
Bu gencin dersine giren, bu genç ile aynı okul ve sınıf ortamını paylaşan, aynı işyerinde çalışan, bununla teşriki mesai yapanların Allah yardımcısı olsun. Bu gence de yardım etsin.
Bu arada benim gibi kırmızı reçeteyi ilk defa duyanlar için Wikipedi’den bilgi vereyim: “Kırmızı reçete, sağlık bakanlığı tarafından belirlenmiş, ilaçların kategorize edildiği 5 çeşit reçeteden bir tanesidir. Genellikle uyuşturucu madde özelliği taşıyan ilaçlar için kullanılmaktadır”.