16 Ekim 2024 Çarşamba
İş Bitirici Bir MESEM Öğrencisi
15 Ekim 2024 Salı
İyi Polis Daima Kazanır
Kulakları çınlasın. Tanıdığım bir müdür vardı. Bir öğretmene bir tavrı yüzünden inceleme ve soruşturma başlatmak istedi. Dedim, bence soruşturmaya, işi resmiyete dökmeye gerek yok. Öğretmen gelince görüşüp bir dinleyelim. Diyalog yoluyla bu sorunu çözmeyi deneyelim.
Dedi, sen istersen konuş. Ben soruşturma açacağım.
İlgili personeli çağırarak soruşturma talimatı için onay yazısı hazırlamasını, muhakkikler olarak da falan müdürü yazmasını söyledi.
Onay alınıp muhakkik işe başlayınca, hakkında inceleme başlatıldığını öğrenen öğretmen hem durumunu anlatmak hem kastının olmadığını belirtmek hem de özür dilemek için müdürün makamına gelir.
Öğretmen gelince beni de çağırdı müdür. Soruşturma açtığımız öğretmen geldi diye.
Odaya girdim müdür ve öğretmen oturuyorlar.
Selam verip yanlarına oturdum. Müdür bana öğretmeni tanıttı. Hoş geldin dedim.
Ardından müdür sözü aldı. Hocam, ben soruşturma açmayalım dedim ama Ramazan Hocam açalım dedi.
Ne ben yanlış duydum ne de siz yanlış okudunuz. Durum aynen böyle oldu.
Şaşırdım doğrusu. Ama hiç bozuntuya vermedim. Sanki inceleme ve soruşturma açılmasını isteyen benmişim gibi öğretmene yüklendim. Durum şöyle şöyle. Belki bir kastın yok ama biz kasıt gördük. Keşke böyle olmasaydı, yaptığın hareketi yapmadan önce durum böyle böyle diye bir haber verseydin. Hakkında inceleme başlatılması, suçlu olduğun, mutlaka ceza alacağın anlamına gelmez. Muhakkiki ikna edecek şekilde güzelce ifadeni ver. Belki ceza teklif etmeyecek, inceleme boyutunda kalıp dosya kapanacak. Ceza teklif etse bile bitince disiplin amiri olarak dosyan müdür beyin önüne gelecek. Müdür bey cezayı vermeyebilir veya bir altını verebilir meyanında bir şeyler söyledim.
Bir taraftan da çaylarımızı yudumluyoruz. Artık ne dedim ise çayını içse de ilk defa soruşturma geçiren öğretmenimiz baya bir tedirgin oldu.
Öğretmene aba altından sopa gösteriyorum ama aklımın bir köşesinde soruşturma açılmasını ben mi istedim yoksa müdür bey mi, acaba ben istedim de unutmuş olabilir miyim vardı.
Öğretmen iyi dilek temennisi ile yanımızdan ayrıldı.
Öğretmen gittikten sonra ben de bir dışarı çıkıp tekrar müdür beyin yanına geldim. Sayın hocam, bu öğretmene soruşturma açalım diye ben mi söyledim yoksa siz mi söylediniz ya da ben mi yanlış anladım. Şunu bir daha duyabilir miyim sizden der demez müdür gülmeye başladı. Ben istedim dedi.
Eee dedim.
Birimiz iyi polis, birimiz de kötü polis olacak. Ben iyi polis olacağıma göre sen de kötü polis olacaksın. Beğenmedin mi rolünü yoksa dedi. Hem de nasıl beğendim. Varsın ben kötü polis siz de iyi polis olun. Çünkü kötülük bana iyilik de size yakışır dedim.
Öğretmen hakkında kanaatin ne? Bir ceza düşünüyor musun dedim.
Yok. Sadece gözü biraz korksun dedi.
Muhakkik soruşturma dosyasını kısa zamanda hazırlayıp teslim etti. Yanlış hatırlamıyorsam, kınama ya da uyarı teklif edilmişti.
Öğretmeni yanıma çağırıp önüne boş kağıt verdim. Hocam, son savunmanı yazıp ver şöyle güzel ve ikna edici cümlelerinle dedim.
Otururken yazıp verdi.
Geçmiş başarıları göz önünde bulundurulduğundan ve verilen savunma yeterli görüldüğünden, cezaya gerek olmadığına yazısını yazdırıp öğretmene tebliğ ve tebellüğ ettik.
Şubat ayında açılmıştı bu soruşturma.
Yıl sonunda başarı belgesi verilecek öğretmenler arasında bu öğretmeni de teklif ettik.
Başarı belgesini alınca yanıma uğradı. Hocam, ben bu işi anlamadım. Hem soruşturma açıyorsunuz hem de başarı belgesi veriyorsunuz dedi. Biz hem soruşturma açarız hem de ödüllendiririz. Biz önce döveriz sonra da severiz dedim. Aynı soruyu başarı belgesi teklifinde bu öğretmenin ismini gören şef de söylemişti.
Önce soruşturma açtığımız sonra da ödüllendirdiğimiz öğretmen kötü polis rolüme rağmen her daireye uğradığında odama uğrar, çayımızı yudumlar, laflardık. Laf arasında, hocam bana soruşturma açtınız, hiç unutamıyorum, çok zoruma gitti derdi hep.
Gördüğünüz gibi karşınızda bir kötü polis duruyor.
Soruşturma emrini veren müdür mü? O hep iyi polis rolü oynadı. Bu rolünden dolayı o hep kazandı. Çünkü iyiler kazanır. Beni sormayın, ben hep kaybedenlerden oldum.
Savunma Sanayii Destekleme Fonu’nu desteklemek amacıyla 100 bin limitli kredi kartlarından alınması düşünülen 750 lira içerikli kanun teklifi, görüşmenin ardından detaylı incelenmesi gerekçe gösterilerek Mecliste geri çekilince -kimseyi iyi/kötü polis olarak töhmet altında bırakmadan- nedense bu anekdot aklıma geldi. Evet, iyiler özellikle iyi polisler daima kazanır. Siz siz olun, hep iyi polis olun. Nasılsa kötü polis her daim bulunur. Bulamazsanız, emrinize amadeyim.
14 Ekim 2024 Pazartesi
500 ml'lik Pet Su Şişesi
13 Ekim 2024 Pazar
Ya Vatan Ya Büyük Rakı
12 Ekim 2024 Cumartesi
Sami Hoca
Katılma Payı *
TBMM Başkanlığına sunulan yeni kanun teklifine göre 1 Ocak 2025’den geçerli olmak üzere Savunma Sanayii Fonu için “Katılma Payı” adı altında yeni kaynak aktarımı düşünülüyor. Buna göre;
Kredi kartı limiti 100 bin ve üzeri olan her kredi kartı sahibinden yılda bir kez 750 TL.
Gayrimenkul alım satımında alıcı ve satıcıdan ayrı ayrı 750 lira, tapuda yapılan diğer işlemlerden 375 lira,
Noterlerde yapılan sıfır araç tescillerinde 3.000 lira, ikinci araç alım satımında 1.500 lira, diğer işlemlerden 75 lira,
Motor gücü 6 kW ve altında olan motosikletler de motorlu taşıtlar vergisinin kapsamına alınacak. Bunlar tarifenin en düşük tutarı ile vergilendirilecek.
Savunma Sanayii Destekleme Fonu’nu desteklemek için alınacak “Katılma Payı” bu kadardan ibaret değil. Dikkat çekenleri almakla yetindim.
Bu kanun teklifini bazıları eleştirecek olsa da iyi düşünülmüş ve yerinde bir teklif olduğunu belirtmek isterim. Teklife getireceğim tek eleştiri gecikmiş bir teklif olması. Neyse gecikmiş de olsa teklifi verenin emeğine sağlık. Vergiye dair böyle başka fikirleri varsa gecikmeden yine teklif vermesini hiç olmadığı kadar arzu ediyorum. Çünkü İsrail tehdidi bu ülke için her zaman vardı.
Bir diğer husus da bu Katılma Paylarının 1 Ocak 2025’den itibaren geçerli olması. Bu da yanlış. Çünkü mesele memleketin savunması ise hemen yürürlüğe girmeli. Çünkü zaten gecikmiş bir teklif. Daha da gecikme olmamalı.
Yerinde bir teklif olmasına rağmen bazılarının ağzını büzmek mümkün değil. Konuşup eleştirecekler. Varsın eleştirsinler.
Belki de en fazla eleştirilecek olan yüz bin limitli kredi kartlarından alınacak 750 TL olacak. Halbuki defaten yılda ocak ayında alınacak 750 lira güne vurulsa, günlük 2 liraya gelir. 2 lira dediğin nedir ki. Dilenciye bile verilmiyor bu para. Bir tuğla parası bile değil.
Aynı şekilde gayrimenkul alış ve satışlarda da alınacak 750 lira da mesele edinilecek bir rakam değil.
Araba alım ve satımda alınacak olan da hakeza.
Hele daha önce motorlu taşıtlar vergisine tabi olmayan motosiklerden de para alınacak olması sevindirici. Yolda, çarşı ve pazarda yanından geçerken, motoru bağırırken bizim anamız çok ağladı. Hatta bunlardan motosikletin bağırma gücüne göre para alınmalı.
Yazımı sonlandırırken bu teklif daha yasalaşmadan savunma sanayimize katkı olması bakımından bazı önerilerde bulunmak istiyorum ki teklif görüşülürken dikkate alınsın.
Sadece 100 bin limitli kredi kartından değil, limiti ne olursa olsun her kredi kartından 750 lira alınmalı. Böylece Katılma Payı tabana yayılmış ve her vatandaş bu payı ödemiş olur.
Gayrimenkul alım ve satımlarda yüzde 2 emlakçı komisyonu kadar bedelin tapu esnasında alınması. Adam koca arsa alıp satıyor. 750 lira ne olur ki onlar için.
Araba alım satımlarında alınacak 1500-3000 lira almaktan ziyade, satış bedeli üzerinden yüzde iki Katılma Payı alınmalı.
O kadar da değil demeyin tekliflerime. Hele şaka yapıyorsun hiç demeyin. Bilin ki hiç olmadığı kadar ciddiyim. Şaka yapıp yapmadığımı yarın İsrail ülkeye saldırsa görürsünüz. Ülke elden gittikten sonra aldığınız gayrimenkul, kullandığınız yüksek limitli kredi kartı ne işinize yarayacak? Öyle değil mi?
*14.10.2024 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
11 Ekim 2024 Cuma
Zengin İbadeti
"2025 yılı haccı için kayıt güncelleme hakkınız olduğu halde hala kaydınızı e-Devlet üzerinden güncellemediğiniz görülmektedir. Kura hakkınızın kaybolmaması için 16 Eylül 2024 tarihine kadar kaydınızı güncellemeyi unutmayınız (Hatırlatma-8). DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI"
"2025 yılı haccı için kayıt güncellemenizi hala e-Devlet üzerinden güncellemediniz. Bu son hatırlatma olup başvurular 27.09.2024 (yarın) sona erecek ve uzatma yapılmayacaktır. Kaydınızı güncellemeyi unutmayınız. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI"
"Sayın Hacı Adayımız, Hac kayıt güncelleme işlemleri yoğun talep üzerine 7-11 Ekim 2024 tarihleri arasında e-Devlet portalı üzerinden yeniden açılmıştır. 2025 yılı hac kayıt yenileme işleminizi şu ana kadar yapmadığınız görülmektedir. Kayıt yenileme işleminizi 11.10.2024 (Cuma) günü saat 23:59'a kadar yapabilirsiniz. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI B018"
Yukarıdaki mesajlar Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından şahsıma gönderilen mesajlar.
DİB daha önceki yıllarda hac için müracaat edenler için her yıl kendisi güncelleme yaparken 2025 yılında hacca gidecekler için daha önce hac başvurusu yapanlara, 2024 yılında başvuru güncellemesini e devlet üzerinden her hacı adayının kendisinin yapmasını istedi.
Diyanet niçin böyle bir değişikliğe gitti? Çünkü kurada hac çıkmasına rağmen mali durum yani haccın maliyetindeki artış dolayısıyla hakkından feragat edenlerin sayısında o kadar artış oldu ki Diyanet yedekleri çağırdı. Belki yedeklerden çoğu da gitmeye cesaret edemedi.
İşte Diyanet, yedekleri çağırmaktansa mali yükün altından kalkabilecek gönüllü hacı adaylarına imkan sundu. Yukarıda kopyalayıp yapıştırdığım mesajlardan da anlaşılacağı üzere Diyanet hac güncellemeyi üçüncü defa uzattı. Daha doğrusu uzatmak zorunda kaldı. Her ne kadar 11 Ekim 2024 tarihine kadar süre verilen üçüncü uzatmada “yoğun talep üzerine” dese de gazın ayağı öyle değil. Belli ki güncelleyen hacı adayları sayısı, ülkeye verilen hac kontenjanının altında kaldı. Bunun başka bir izahı olamaz. Değilse niye üçüncü kez süre uzatımına gitsin. Üstelik ikinci süre uzatımında “başvurunuzu güncelleyin” mesajının dışında ayrıca ilçe müftülüğü tarafından hem şahsım hem de eşim telefonla aranarak güncelleme yapıp yapmayacağımız soruldu.
Bir zamanlar insanımız hacca gitmek için yarışırken, nasılsa 8-10 sene önce sonra sıra geliyor, şimdiden başvurayım derken ve hac çıktığı zaman parası olmasa bile borç bulup hacca giderken, şimdi ne oldu da o kadar hac başvurusu olmasına rağmen insanımız başvurusunu güncellemiyor?
Bunun tek cevabı var. Bu zamanda hacca gitmek bedel ister. Öyle önüne gelen hacca gidemez. Çünkü bir kişinin haccı 8-9 bin dolar. Fırsat bu fırsat, borç bulup gideyim devri de geçti. Çünkü pek az insanımız dışında, bu 8-9 bin dolar bir servet niteliğinde. Bugün karı koca hacca gitmeye kalksa bir 15 bin doları gözden çıkarması gerekir.
Garibime giden bir zamanlar beheri 3000 dolar olan hac maliyeti döviz bazında nasıl bu kadar artar? TL bazında artışı anlarsın. Çünkü paramız pul, enflasyon var. Eh dersin.
Uzatmayayım. Bir zamanlar yol bulup gidebilenlerin ibadeti olan hac, tam bir zengin ibadeti olup çıkmıştır. Fakirden, memurdan, asgari ücretliden, emekliden, memurdan, orta direkten düşmüş bir ibadettir.
Hasılı bir zamanlar İslam’ın şartı beş. Hac, zekât zenginin. Geriye kaldı üç farz. Fakirin kelimeyi şehadeti, namazı ve orucu var denirdi. Hastalık veya başka sebeplerle oruç tutanlarda hiç olmadığı kadar azalma var. İndi İslam’ın şartı ikiye. Namaz kılanlar da aynı şekilde azaldı. Adeta camiler boşaldı. Geriye kaldı bir tek kelimeyi şehadet.
Nerede nereye...