Bir lisede görev
yaparken öğrenciler derste sordular: Başarılı olmamız için ne önerirsiniz?
Onlara, başarmanın yolu çok çalışmak değil, bilinçli çalışmak; ne zaman, hangi
dersin hangi konusuna olan eksikliğinizi bilerek çalışmak dedim. İlk defa
farklı bir söz duyduk. Çalışın fiilinin başına bilinçli eklediniz. Bugüne kadar
herkes "çalış" dedi. Bu fiile duyduğumuz nefreti bilemezsiniz
dediler. Çalışmıyorsun şeklinde ifade de suçlayıcı olduğu için öğrenciler
nezdinde pek hoş görülmez.
Buradan namaz
konusuna geleceğim. Önemine dair ne kadar üzerinde konuşulsa da bu konuda
ödüllü kampanya ve projeler gerçekleştirilse de namaz kılan ve camiye giden
öğrenci ve insanımızın sayısı giderek azalıyor. Her namaz kılmayanın kendine
özgü ileri sürdüğü mazeretleri olsa da burada kendimce bazı tespitlerde
bulunmak istiyorum:
Başta namaz kılanlar
arasında bazı kişilerin dinin önemli bir şiarı olan ahlakı yönden iyi örnek olmaması,
Ailelerin namaz
kılması için çocuklarına manevi baskı uygulaması. Namazını kıldın mı, kalk kıl
şeklinde emir verici ifadeler. Gerekirse azarlayıp dövmeler. Derslerinden
birinde düşük not aldığı zaman namaz kılmazsan böyle olur gibi sözler.
Şimdilerde kaldı mı
bilmiyorum ama eskiden Kur'an kurslarında ve imam hatip okullarında yatılı
kalan öğrencilerin namaza gidip gitmediğiyle ilgili yoklama yapılması, namaza
gelmeyenlerin yönetim tarafından hesaba çekilmesi, azarlanıp gerekirse
dövülmesi, yine yurtlarda namaza geciken öğrencilere bazı belletmenler
tarafından dayak atılması,
Başkasının emri ve
korkusuyla namaz kılanların kıldıkları namazı Allah için mi yoksa büyüklerin
korkusuyla mı kıldıklarına dair bir ikilemi yaşaması,
Camide cemaatle
namaz kılmanın dışında ortamdan bir şey almadığına dair zihinlerde oluşan
olgu.
Bazı cami
görevlilerinin ve cemaatten bazılarının çocuklara camide baskı uygulaması,
çocukların rahat hareket etmesini kısıtlaması,
Büyük ödüller
verilerek cami ve namaz teşvikinin büyükler tarafından "Ödül olmasaydı
gelir miydin" şeklinde çocukları ayıplaması vs.
Başörtüsü de öyle.
Küçük yaşlarda taşıyıp taşıyamayacağını hesaba katmadan küçük yaşta başını
örttüğümüz nice kızımız biraz büyüdüğünde başını açmanın yoluna gidiyor.
Örnekleri çoğaltabilirim. Bu kadarı kafi. Örneklerden hareketle şunu söyleyebilirim. Dinin özünde sevgi vardır. Sevgi olmadan mesafe kat edilemez. Başta ibadetler olmak üzere dinde sevgiyi hiç eksik etmemek lazım. Çocuğun belleğinde iz bırakan kötü uygulamalar çocuğun psikolojisini etkiliyor. Bu açıdan çocuk psikolojisini ihmal etmemek lazım.