"Ben her türlü eleştiriye açığım" desek de iş ciddiye bindiği zaman çok da eleştiriye açık olmadığımız ortaya çıkar. Ne dersek diyelim, eleştiriyi ve eleştirilmeyi sevmeyiz vesselam. Çok haksızlık yapmayalım, başkasına/rakibimize/sevmediğimiz ve haz almadığımız kişilere yapılan eleştirileri severiz. Buna da eleştiri demeyiz, bir tespit ve hakkın teslimi deriz. Yaptığımız, söylediğimiz, beceremediğimiz bir işimizden dolayı ne zaman ki eleştiri okları bize dönsün, nevrimiz döner, kan beynimize sıçrar. O anda eleştireni elimize geçirsek veya Rab Teala, "Dile benden ne dilersen, dileğin yerine getirilecek" veya "Yaptığından dolayı sorumlu tutulmayacaksın, kimse seni eleştirmeyecek" dese ilk işimiz, bizi eleştireni boğmaya çalışırız. Boğmasak da anasından doğduğuna pişman ederiz. Aslında eleştiriye tahammül etmeyen kendine ve fikrine güvenmiyor demektir. Zira ne yaptığını bilen ve yaptığına güvenen, asla eleştiriden korkmaz. Hatta lüzumundan fazla övgüden de hoşlanmaz. Çünkü eksikliğimizi biliriz. Bunun dillendirilmesini istemeyiz. Hoş, eksikliğimizi bilsek buna da gam yemeyeceğim. Çünkü yaptığımızın doğruluğuna kendimizi öyle inandırmışız ki eleştiriye o yüzden tahammül edemeyiz. Çünkü doğru yoldayız. Kim yolumuza dikilirse düşman belleriz.
Ben etkili ve yetkili bir makamda olsam, her sözümü ve yaptığımı alkışlayan, bana öneri getirmeyen, yaptığımın olumlu ve olumsuz yönlerini söylemeyen, asla eleştiri getirmeyen kişileri yanımdan uzaklaştırırım. Çünkü yanlışlarımla yüzleşmemin, hatalarımı göremememin ve kendimi geliştirememin önündeki en büyük engel bu tiplerdir. Ülkenin yalakaya değil, analitik düşünen, basiret sahibi insanlara ihtiyacı vardır.
Benim bu yazdıklarım kendi tespitimdir. Katılır veya katılmazsınız. Eleştiri sevilmez, eleştiren dışlanır iken sayıları az da olsa düşüncesini açıkça söyleyen ve eleştiri getiren insanlar ne diye eleştirilerine devam ederler? Çünkü bu eleştiri aleyhlerine işletileyecektir. Demek ki vicdanları el vermiyor. Bu şekil vicdan sahiplerinin çoğalması temennisiyle...
Kastettiğim eleştiri, her şeye karşı çıkan bir eleştiri değildir. Bunun adı muhalif olmaktır. Her şeye muhalif olanlar bazen doğru bile söyleseler inandırıcı olamazlar. Çünkü adı üzerinde muhaliftir. Yerli yerinde yapılan eleştiri makbul olandır. Bu şekil eleştiri bir kültürdür. Doğu toplumlarında pek rastlanmaz. Kazara olursa da büyük sessizlik nezdinde boğulur.