Yan taraftaki fotoğrafı 09 Mart 2015 yılında sosyal medyada paylaşmışım. Anılar bölümüne göz attığımda karşıma çıktı.
Bu fotoğraf karesi beni 23 Ekim 1988 gününe götürdü. Zira bu fotoğraf o gün çekilmişti.
Düğünümden bir kare idi bu foto.
Düğünüm, Çumra'ya bağlı Karasınır beldesinde yapılmıştı. Fotoğrafta yer alanlar ise Karasınır'dan, Konya'dan ve Kayseri'den katılanlardan bir kare.
Sağdan sola oturanlar: Abdurrahman Aygül, Şoför (Konya'dan düğünüme teşrif eden arkadaşlar dolmuş kiralayıp gelmişlerdi.), Ali Coşkun, Harun Büyükgülcü, Mesut Solak, Mustafa Limon.
Sağdan sola ayaktakiler: Seyfettin Yavaş, ? (Kayseri'den gelen arkadaşın yanında gelen misafir), Duran Aydıner (vefat etti), Mustafa Bahar, Ali Osman Koç, Ömer Dür, Ramazan Yüce, Sefer Akmaz, Ahmet Güneş, Mahmut Pıçak,
En arkadakiler: Bekir Tekkaymaz, Osman Uyanık, İbrahim Gültekin, Haşim Akın, Musa Kazım Özcan, Tevfik Yüce, Mehmet Yılmaz.
Bu mutlu günümde düğünüme katılan, katılamayan ve fotoğraf karesinde yer alan akraba ve arkadaşlarıma buradan teşekkür ediyorum.
Kayseri'den bir arkadaşıyla düğünüme katılan yakın zamanda aramızdan ayrılan Duran Aydıner arkadaşıma Allah'tan rahmet dilerim. Halen sağ olanlara sağlıklı, huzurlu ömürler diliyorum.
Fakülte ikinci sınıfta okurken evlenmiştim. Konya ve Kayseri'den katılanlar da öğrenci idi. Hatır bilip katılmışlardı düğünüme.
Daha okulu bitirmeden, öğrenci iken evlenmek hiç akıl kârı değildi. Ama şartlar bunu gerektirmişti. Üçüncü sınıfta bir, son sınıfta finallerde doğan ikizlerle birlikte üç çocukla bitirmiştim okulu.
Yokluk içinde düğün yapmıştık. Eş dostun desteği ile yuva kurmuştum.
O günkü düğünlerin vazgeçilmezi, bir çift Demirci Halısı ve 12 duvar yastığı idi. Bunlar da bir şekil alındı. Bu ikisi varsa bir ev kurmak ve düğüne kalkışmak için yeterliydi. Diğer kap kacak eş dostun getirdiği hediyelerden karşılandı.
Düğün yemeksiz olmaz, gelen aç gitmesin, bir yemek dökelim diye babam bir arsayı bir milyona satmıştı. Et için de ahırdaki ineği kestirmişti. Düğünüme yakından, uzaktan katılanlara mütevazı bir sofra kurmuştuk.
Bazı şeyler anlatılmaz, yaşanırsa da aklımda kaldığı kadarıyla bazı hatıralar zihnimde canlandı:
Kayseri'den kalkıp gelen arkadaş, arkadaşlardan topladığı paralarla çokça kitap alıp düğün hediyesi olarak kitap getirmişti.
Konya'dan dolmuş kiralayarak gelen arkadaşlar kuzine soba almışlardı.
Fakültede iken çokça masa tenisi oynadıkları için top kafalılar dediğim Mustafa Bahar ve Ömer Dür, üzerine top kafalılar yazdıkları bir duvar saati getirmişlerdi.
Sonraları sobayı bir ihtiyaç sahibine, kitaplığımda kitaplarla birlikte gelen kitapları bir okula verdim. Ama top kafalıların getirdiği HISLON marka saat hala oturma odamda saat görevi yapıyor ve o günün hatırasını yaşatmaya devam ediyor.
Fotoğraf karesinde arka taraflarda sol elini kaldırarak zafer işareti yapan Bekir Tekkaymaz'ın, içinde ısırılmış ayva hediyesi olan hediye paketini de burada anmaya değer. Ayvayı yedin demiş anlayacağınız bana.
Öğrenci olduğumdan Konya'da ikamet etme zorunluluğum olmasına rağmen Zabıta amcam, "Gelin bu köye gelecek" diyerek ağırlığını koymuş, amcamın dediği olmuştu.
Gelini Konya'dan Karasınır beldesine almıştık.
İki odamız vardı. Bir tanesi benim için döşenmişti.
Konya'dan gelini getirmek için oluşturulan konvoyda, amcamın belediyeden istediği bir otobüs, iki de Şahin marka taksi vardı. O zamanlarda herkeste şimdiki gibi taksi yoktu. Amcaoğlum Ömer'in taksisi gelin arabası olmuştu. Diğer araba da arkadaşım Mustafa Gezici'ye ait idi.
Belediye otobüsünü veren belediye başkanımız seçim zamanı beni Konya Muhacir Pazarında yakalamış. Kendisine oy vermem için epey dil dökmüştü. Siyasi düşünce olarak yabancı olduğumdan, başkanım, kusura bakma. Partinden dolayı sana oy veremem demiştim de kulakları çınlasın, zamanın belediye başkanı bu sözümden dolayı birkaç sene bana mesafeli durmuştu.
Hafta içi okulda, hafta sonu Karasınır'da olacak şekilde bir, bir buçuk ay git gel yaptım. Hafta içi Haşim Akın'ın kardeşiyle birlikte kaldığı bekar evinde kaldım.
Düğünümün ardından 1-2 ay geçince rahmetli Kadifeli'nin kamyonuna eşyayı yükleyerek Konya'ya göç etmiştim. Nakliye ücreti olarak yanlış hatırlamıyorsam on bin lira vermiştik.
Okul bitinceye kadar üç yıl kayınpederin evinin alt katında oturdum.
Yaz dönemleri, zaman zaman hafta sonları inşaatlarda çalışarak evi geçindirmeye çalıştım. Şimdiki Beşyüz Evler mevkiinde her yaz dönemi inşaatlarda çalıştım. Üç aydan üç aya kredi alıyordum. Bir de Bekir Doğanay rahmetli'nin aracılığıyla Türk Anadolu Vakfından burs almıştım.
Son fotoğraf karesi de gelin geldiğinde evin damından sağdıcım Sefer Akmaz ve amca oğlum Fayık Yüce ve teyzeoğlum Ali Coşkun'dan ibaret bir enstantane. Gelin geldiğinde sağdıç testiyi atar, damat da kabın içine konmuş şeker ve bozuk paraları serperdi.
Düğünümden bu yana aradan 38 yıl geçmiş. Hatıralarda kalmış bir fotoğraf karesi, bana o gün ve sonraki günlere dair bunları hatırlattı.