27 Mayıs 2024 Pazartesi

Daha Ne Yapsın İsmail Kartal?

Hac görevini yapmasının ardından, büyük ve köklü kulübün teknik direktörlüğüne getirildi.

FB ilk defa bir hacı teknik direktör tarafından çalıştırıldı. 

İlk ikiden hiç aşağıya düşmedi. Kah birinci kah ikinci oldu. 

FB, başka güçler tarafından şampiyonluğu elinden alınarak ligi ikinci tamamladı ama teknik direktörleri, maçın yanında milli ve manevi değerleri de ihmal etmedi: 

99 puan aldı. 

99 gol attı. 

Sakın 99 puan ve 99 gol tesadüf demeyin. Zira tabiatta tesadüflere yer yoktur. Hactan gelip takımın başına tek yetkili olarak geçen Hacı İsmail'in mutlaka bir bildiği var. 

Bir defa 99, Allah'ın 99 ismidir. Aynı şekilde namazlardan sonra 33 sübhanallah, 33 elhamdülillah, 33 de Allahü ekber demek için tespihlerde 99 sayısı gerekli.

Ayrıca rakibinin attığı 92 golün ve topladığı 102 puanın herhangi bir mübarekliği yoktur. Okan ne bilsin haccı ne bilsin mübarek sayıları. Daha hacca bile gitmiş değil belki. Namazda gözü yok ki 99'lu tespihten haberi olsun. Var gör, Allah’ın 99 isminden de haberi yoktur.

Bu durumda İsmail, bilerek 99 puanı, 99 golle süsledi. Şayet 102 puanın herhangi bir anlamı olsaydı, İsmail puanını mutlaka 102'ye çıkarırdı. Öyle ya 99’u alan ve atan daha fazla puan alır ve gol atardı.

Ne edersin ki İsmail şeytan taşlamaktan futbola pek zaman ayıramadı. Taşlaya taşlaya bitiremedi.

Bunca olumsuzluğa rağmen Hacı İsmail Hoca tevazuu hiç elden bırakmadı. Belki ligi ikinci tamamladı ama istatistikler gerçek şampiyonun kendisi olduğunu gösteriyor:

Çünkü puan üstünlüğü, güzel oyun, psikolojik üstünlük ve fikstür üstünlüğü FB’den yanaydı. Astrolog Meral Hanım’ın kartları da İsmail’in şampiyonluğunu gösteriyordu ayrıca. Ama gel gör ki Meral Hanım’daki bu inanç, eski başkan Aziz Yıldırım’da yoktu. Ligin bitmesine iki hafta kala Mourinho'yu getirmeye kalktı.

Üstelik şampiyonluğun en büyük adayı ezeli rakibini, güzel bir oyunla, sahasında bir eksikle evire, çevire yenerek gerçek şampiyonluğun kim olduğunu cümle aleme göstermişti. Hem hırsızlara hem şerefsizlere rağmen üstelik.

Rakipleri, Hatayspor’a yenilmiş ama kendileri yenilmemişti. Trabzonspor’u ve BJK’yi deplasmanda yenmişlerdi.

Buna rağmen mevcut Başkanı “Ben bu kulübün başında olduğum müddetçe FB’yi şampiyon yapmazlar” diyerek İsmail’in önüne taş koydu. Eski Başkan kendisine hiç inanmadı ve kazanırsa teknik direktör arayışına gireceğini açıkladı.

Attığı gollerden sonra asker selamıyla ün yapmış eski futbolcuları Bülent, Sivas’ta kendilerine takoz oldu.

Ne olursan gel diyen Konya sağ gösterip sol vurdu. Halbuki Konya’nın hamisi ezeli ve ebedi hasımları Trabzon vardı. Ne diye kendilerine takoz oldu, anlaşılır gibi değil.

Hasılı içte ve dışta başka güçlerle uğraştı İsmail. Buna rağmen 99 puanı 99 golle süslemeyi bildi. Bu kadar puan ve golü bularak lig tarihine geçti. Kırılmadık rekor bırakmadı. Gel gör ki şampiyon yapmadılar.

Bu durumda şerefli ikincilik ve gönüllerin şampiyonluğu kalıyor İsmail’e. Önemli olan da bu değil mi?

Hasılı İsmail daha ne yapacaktı? Bence İsmail’i birileri emellerine alet ederek onu kurban seçti.

Merkez Camiine Haksızlık Yapmışım

Konya Millet Bahçesinin köşesine yapımı devam etmekte olan Merkez Camii ve Kur'an Kursunun hem ihtiyaç olmadığına hem konan ismine hem de büyüklüğüne oranla, kondurulan küçük kubbeyi estetik yönden eleştiren "Büyük Camiye Küçük Kubbe" başlıklı bir yazı kaleme alıp paylaşmıştım. 

Yazıyı okuyan bir arkadaş "Ne var bunda? Sen bir de İstanbul Esenler Otogar Camii ve minaresinin mimarisine bak, haline şükret" şeklinde bir yorum yazmış. İlaveten bu Camii ve minaresinin resmini göndermiş. Cami ve minaresinin
Gönderilen bu cami ve minaresinin görünce, küçük kubbesinden dolayı Konya Merkez Camiine haksızlık yaptığımı anladım. Çünkü Konya Merkez Camii, Esenler Otogar Camiine göre bir şaheser. Esenler Camii ise minaresi ile birlikte ucube bir görüntü veriyor. Tek başına minaresi ise minareden ziyade sanki füze görüntüsünü andırıyor. 
Bir de Afyon Üniversitesi Kampüs Camiinin görüntüsüne yer vereyim. 
Türkiye'de bu şekil ucube daha ne kadar mabet var, kim bilir? 
Merak ediyorum, mimarımız mı yok? Ki çok sayıda var. Mimarlarımız kendilerini yetiştirememiş mi ya da biz yetiştiremiyor muyuz? İyi mimarlarımız var da biz onlara bu camilerin projelerini vermiyor muyuz? Yerlerine, ahbap çavuş ilişkisi içerisinde ehil olmayanlara mı veriyoruz? Mimarlarımız şaheser bir esere imza atmaktansa garip ve ucube bir proje çizerek bu şekil mi hayırla yad edilmek ve hatırda kalmak istiyorlar? 
Haydi mimarlar macera peşinde. Bu projeyi çizdirenler niçin bu ne biçim proje, biz bu projeyi kabul etmiyoruz demezle? Devletin ilgili yetkilileri böyle ucube mimari örneklerine niçin sessiz kalırlar da müdahale etmezler? Diyanet İşleri Başkanlığı bu tür kötü mimari örnekleri için niçin bir şey demez? 
Hasılı çok sayıda camimiz var ama çoğu estetikten ve zarafetten yoksun. 21.asırda hala örnek ve bize özgü bir mimarimiz yok. Her alanda olduğu gibi maalesef cami mimarisinde de yokuz. Bu duruma da üzülmemek elde değil. 

26 Mayıs 2024 Pazar

Süper Lig Maratonu Sona Erdi

2023-2024 Süper Lig maratonu sona erdi.

Şampiyonluk yarışını, ezeli rakibinin üç puan önünde tamamlayan GS kazandı.

24.şampiyonluğunu kazanarak 5.yıldızı takmaya son bir adımı kaldı.

Bu sezonu şampiyon tamamlayan GS'i tebrik etmek lazım.

Lige bir hafta kala on kişi oynadığı maçta ezeli rakibini 1-0 yenerek umutları son haftaya taşıyan ve ligi ikinci bitiren FB de tebriki hak etti.

Sezonun başından beri şampiyonluğun en güçlü iki adayı olan GS ve FB'yi, rekabete kattıkları katkı ve getirdikleri heyecan dolayısıyla tebrik etmek gerek.

Gönül isterdi ki şampiyonluğa oynayan takım sayısı daha fazla olsaydı. Çünkü lige renk, hey açan ve kalite gelirdi. Keşke ligin üst tarafı da düşme hattındaki takım sayısı kadar olsaydı. Çünkü esas heyecan ligin altında idi. İstanbulspor Karagümrük ve Pendikspor'un ardından ligden düşecek dördüncü takım son haftaya kadar sürdü. Bir doksan dakika kah Konyaspor kah Ankaragücü ligden düştü. Sonunda ligden düşecek 4.takımı Trabzonspor belirledi ve Başkent ekibi Ankaragücü Süper Lig'e veda etti. Ankaragücü'ne yazık oldu. Belki de Ankaragücü, Trabzon karşısında sarı lacivert renkli formasının kurbanı oldu. 

Bir zamanların Ziraat Türkiye ve Süper kupasını kazanmış Konyaspor’a, bu sezon sahasında çok maç kaybetmesi, çok sayıda teknik direktör değiştirmesi ve oynadığı kötü oyun yakışmadı. Trabzon sayesinde lige tutundu. Ümit ederim ki seneye daha iyi bir takım kurarak ligde kendini gösterir. Oynayacağı oyunla iyi ki düşmemiş dedirtir. Yoksa ligden düşmeyi bir sezon ötelemiş olur.

Depremden kötü bir şekilde etkilenen ve bin bir sıkıntıyla boğuşan Hatayspor'un lige tutunması, memnuniyet verici.

Karagümrükspor gibi iyi oynayan bir takımın ligden düşmesi üzüntü verici.

Hatasıyla, sevabıyla, yanlış ve tartışmalı kararların çokça olduğu ve algı oluşturmaya yönelik bir ligi geride bırakırken bu sezonun garip bir lig olduğunu belirtmek isterim. Bu da ligimiz adına üzüntü verici. Çünkü şampiyon olan takımla ligden düşen takım arasında 86 puan fark var. Lige son sırada tutunan Konyaspor’la şampiyon takım arasında 61 puan var. Yine ilk iki ile üçüncü takım arasında 35-32 puan fark var. Bu da Ligimizdeki takımlar arasında rekabet ve Ligimize kalite gelmesi yönünden uçurum olduğunu göstermekte. Şampiyon ile son takım arasında puan yönünden makas ne kadar daralırsa Ligimize kalite geleceğini düşünüyorum.

Yazımı bitirirken kısa kısa şu hususlara da değinmek isterim. Konyaspor ile GS maçının berabere bitmemesi şaibe yönünden iyi oldu.

Sezonun kaybedeni, nicedir ekranlarda boy gösteren ve bu sezonun şampiyonunun FB olacağını söyleyen müneccim kızımız oldu. Attı ama tutmadı.

Şampiyonluk maçından bir gün önce kongre yaparak yeni başkanını ve yönetim kurulunu seçen GS’yi tebrik etmek isterim. Sessiz, sedasız, kavgasız ve nizasız bir seçim yaptılar. Kazananı ve kaybedeni birlik oldu. Gelmiş, geçmiş tüm başkanlar GS’in başarısı için yan yana geldi ve kenetlendi. Takım seçimden olumsuz etkilenmedi. Bu seviyeyi korumaları yönüyle başkan adayları ve üyeleri kocaman bir tebriki hak etti.

On yıldır şampiyon olamayan ve ligi ikinci sırada bitiren FB’ye de bir parantez açayım. FB büyük takım olarak kalmak istiyorsa, ezeli rakibi GS’in yönetimini örnek almasında fayda var. FB, başkan adaylarının atışmasından, başkanlarının kavgacı ve gerilimli yönetim anlayışından vazgeçmesi ve oyunuyla adından söz ettirmesi iyi olur. Değilse, başkanları eliyle bu tarihi kulüp eski başarılarından gittikçe uzaklaşacaktır.

Bir diğer husus, çoğu FB’lilerin ve başkanlarının GS fobisinden ve nefretinden bir an evvel kurtulmaları gerekir. Çünkü bu kadar hazımsızlık rekabetten öte bir şey. Belki de bu hazımsızlık, şampiyonluk sayısında FB’yi GS’in ardına düşürdü. Çünkü çoğu FB’li için şampiyonluk mu, GS’i yenmek mi, bu ikisinden birini seçin dense, öyle zannediyorum, çoğu GS’i yenmek şampiyonluktan önce gelir diyecektir. Halbuki FB’nin buna ihtiyacı yoktur. GS’i yenmekle yetineceğine maratona odaklanması başarıyı getirecektir.

Bir diğer husus, FB şampiyonlukta bir Çapanoğlu arayacağına, Şampiyonu sahasında bir eksikle yenebildiğimize göre zamanında daha kolay maçları sahamızda kaybetmeseydik,  şimdi şampiyon biz olurduk özeleştirisini yapabilmelidir. Başarısızlığına gerekçe üretmemelidir.