Şu su götürmez bir
gerçek ki şampiyonluğa oynayan, özellikle üç büyükler dediğimiz futbol
kulüpleri klasman veya deplasmanda olsun, hakemlerimiz tarafından korunup
kollanıyor.
Korunup kollanma ve destekleme
yönünden bu üç takımı sıraya koyarsak; FB, GS ve BJK şeklinde bir koruma söz
konusu. Bunların içinde belki de en az faydalanan takım BJK’dir. Aslan payı
daima FB'nin olur.
FB ve GS yeter ki
bir maçta zorlansın veya skor yönünden geriye düşsün. Maç böyle biter derken
bir bakmışsın hakem devreye girer. Ben bitti demeden bu maç böyle bitmez
diyerek skora ağırlığını koyuveriyor ve ne yapar ne eder, 90 artı da bir
penaltı üretir. Sonra maç çözülüyor. Şu ana kadar hakemlerin tek yapmadığı, golü
siz atamayacaksınız. İş başa düştü deyip topu alıp Anadolu takımlarına gol atmadıkları
kaldı. Bunu da yapsalar da tiyatro tamamlansa...
Ligde hangisi
şampiyon olur, bilinmez ama bu sezon bittiği zaman şampiyonluk kadar FB lehine
90 artıda hakem marifetiyle üretilen penaltılar konuşulacak.
Canlı yayında, o kadar
seyirci ve ter döken futbolcular önünde, “var” kuralına rağmen bu trajedi devam
ediyor. Bunun adına da futbol diyoruz.
Üç büyükler arasında
içlerinde en mağduru Beşiktaş’ı bir kenara koyarsak, Süper Lig her yıl şampiyonluğa
oynayan FB ve GS için var. Bu ikisinden biri şampiyon olacak. Ligde ölüm kalım mücadelesi
veren Anadolu takımları ise bunları şampiyon yapmak için dolgu malzemesi olarak
kullanılacak.
Yazık değil mi bin bir
emek ve çaba ile kıt kanaat kadro ve bütçe imkanlarıyla bu ligde ter döken Anadolu
takımlarına. Gerçi gücün adaletinin geçerli olduğu bu ülkede futbolda da iki güçlü
takım korunuyormuş. Bizim için ne gam ne keder. Anadolu takımları küme düşüyormuş,
birinci ligi boyluyormuş, asansör takımı gibi düşüp düşüp çıkıyor ve bu iki kulübe
hizmet ediyormuş... Kimin umurunda? Feda olsun tüm Anadolu takımları FB ve GS için.
Varlıkları bu iki takıma armağan olsun.
Merak ettiğim, bariz
bir şekilde bu iki takımı koruyan hakemlerimiz halkın arasına nasıl çıkabiliyor?
Bu hakemliği hala nasıl yürütebiliyorlar?
Şampiyonluğa oynayan
takımlar kendi sahalarında bile en alt sırada olan takıma karşı ölüp ölüp diriliyor,
son anda hakemin koruyup kollamasıyla galip geldiklerine nasıl sevinebiliyorlar?
Bu hali pürmelal ile şampiyon olduklarına içleri nasıl rahat edecek?
Görünen o ki şampiyonluğa
oynayan takımların hakemler tarafından kollanmasına, Futbol Federasyonu yetkilileri
de göz yumuyor. Federasyon da bu şampiyon adayı takımlara hizmet için var.
Olup biten komediye siyaset kurumu da bir şey demiyor.
Hasılı her alanda sınıfta
kaldığımız yetmediği gibi futbol alanında da adalet dağıtamıyoruz. Küçük Anadolu
takımlarını eziyoruz durmadan.
Diğer alanları geçtim.
Bir oyundan ibaret futbol oyununda bari adaleti sağlayalım, oyun oynamayalım, ayak
yapmayalım diyeceğim ama hiçbir alanda yüz ağartmayan bu ülke niçin futbolda yüz
ağartsın? Sonra futbolun ayrıcalığı nedir, değil mi? Biz yedisinde ne isek yetmişinde
de oyuz. Diğer alanlarda ne isek futbolda da oyuz. Nerede bir ayak var. Maalesef
biz o ayağız.
İnan ben olsam ligden çekilirim. Üç büyükler! Kendi aranızda körler, sağırlar, birbirinizi ağırlayın. Maç da sizin olsun, şampiyonluk da. Kendiniz çalın, kendiniz oynayın derim. Başka da bir çözüm göremiyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder