Eleştiri oklarını mahalleme döndürmüş olmam en büyük
yanlışımdı. Halbuki mahalleye sırtımı dayayarak diğer mahalleleri eleştirmek en
akıllıca işmiş. Çünkü mahallenin temizliği diğer mahalleden başlarmış.
Mahallenin kirleri de kol kırılıp yen içinde kalması gibi dillendirmemek
gerekiyormuş. Öğrendim ama iş işten geçti.
Erkek deveye, bu deve erkek değil, dişidir diyenlere, hayır
efendim, deve erkektir demem gerekiyormuş. Çünkü önemli olan, devenin erkek
veya dişiliği değil, kimin yanında durduğun ve saf tuttuğun önemli olanmış.
Öğrendim ama iş işten geçti. Heyhat ki heyhat...
Olgularla değil, algılarla yaşamam gerektiğini öğrendim. Çünkü geçer akçe, olgu değil algı imiş. Öğrendim ama iş işten
geçti. Artık benim için olgu değil, algı geçerli. Adım dokuza çıktıktan sonra
işe yararsa tabi.
Herhangi bir olay olduğunda ilk tepki vermemem gerektiğini
anladım. Meğerse önce saflar belirlenip safında yer aldığım kesim hangi görüşü
geliştirmişse ben de onu savunmalıymışım. Savunurken de benim görüşüm bu
demeliymişim.
Herhangi bir konuda renk vermemem, görüş belirtmemem, iz
bırakmamam, mimlenmemem ve susmam gerektiğini öğrendim ama bunda çok geç
kalmışım ve bu gecikme çok pahalıya patladı. Geç de olsa akıllandım. Haydi bir
konuda benden görüş alın da göreyim.
Etliye, sütlüye dokunmadan, herhangi bir eleştiri
getirmeden yazı yazmanın huzuruna kavuştum. Bunun için 4.525 yazı yazarak
tecrübe kazanmam gerekiyormuş. Elan karşınızda bir tecrübe konuşuyor.
Herhangi bir konuda gücün yanında yer almam gerektiğini, bu
güce karşı durmanın yel değirmenlerine savaş açmak olduğunu da çok sonra
öğrendim. Bu tecrübe de bana pahalıya patladı.
Ben neyim, kimim, amacım ve misyonum nedir diye geçmişte
kendimi sorgulamış. Ben bir bireyim. Sürü olmayacağım. Aklımı kiraya
vermeyeceğim. Birey olduğuma göre herhangi bir konuda görüşümü söyleyeceğim.
Haksızlık karşısında susarak dilsiz şeytan olmayacağım demiştim. Geldiğim an
itibariyle geçmiş sorgulamamda yanlış sonuca vardığımı anladım. En güzeli sürü
olup çobanın şefkat, merhamet ve himmetine kendimi teslim etmek ve dilsiz şeytan
olmanın, birilerinin şiddetinden emin olmak için hayati önem arz ettiğini geç de
olsa anlamış bulunmaktayım. Çünkü huzur burada. Değilse çoban hayatı zindan eder.
Ayrıca sürüden ayrılan koyunu kurt kapar.
El hasılı kelam, eski kötü alışkanlıklarımı terk eder, bu dediklerimi
yerine getirirsem, bilin ki yaşadım. Oh be
dünya varmış diyeceğim. Çünkü uyum üzere yaşayacağım. Uyumun olduğu yerde ise huzur
olur huzur.
Mahallem tüm bu yaptıklarımdan sonra beni içlerine alır, affeder mi? Bunu zaman gösterecek ama ben kendi payıma düşeni yapacağım. Özür dileyeceğim. Ben ettim, siz etmeyin diyeceğim. Ne bedel ödenmesi gerekiyorsa hazırım diyeceğim. Öyle özür dileyeceğim ki bu özür sözde değil, özde olacak. Tıpkı nasuh tövbesi gibi anlayacağınız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder