Resûlullah, zekât toplamakla görevlendirdiği memurunun hediye aldığını işittiğinde; “Benim gönderdiğim bir görevliye ne oluyor ki: ‘Bu zekât malıdır; bu da bana hediye edilmiştir.’ Demektedir. Bu kişi, babasının (yahut anasının) evinde oturup kalsa, acaba kendisine hediye verilir miydi? Allah’a yemin ederim ki, sizden biriniz o zekât malından bir şey alırsa kıyamet gününe, o malı boynunda taşıyarak gelecektir.” (Müslim, İmârât, 26) buyurmuştur.
“Kur
Garantili TL” hesabı açtıranlara, banka tarafından tahakkuk ettirilen faize
ilave olarak döviz arttığı takdirde mudiinin dövizden kaynaklanan farkını,
hazinenin karşılayacak olmasını bazı fıkıhçılar, bu parayı devletin o kişiye
verdiği bir “hibe” olduğu, bunun faiz olmadığı görüşünü yukarıdaki hadisle
kıyaslarsak, burada akla şu gelir: Kişi bankaya gidip kur garantili mevduat
hesabı açtırmamış olmadı, hazine o kişiye yine hibe* verecek miydi?
Devlet
zorlukları aşmak için -tasvip etmesek de- böyle bir garanti verebilir ama
fıkıhçılar buna nasıl cevaz verir, çok anlaşılır gibi değil.
Acizane,
hibe denilen bu kur farkını ben, paradan para kazanan, parasını faizde
değerlendiren kişileri korumak ve kollamak olduğunu, bunun faize teşvik
olduğunu düşünüyorum. Buna fetva verilmiş olsa da bu durumun şu hadis
çerçevesinde değerlendirilmesinin yani helal ile haram arasında kalmış şüpheli
bir şey olacağını düşünüyorum: "Şurası muhakkak ki,
haramlar apaçık bellidir, helaller de apaçık bellidir. Bu ikisi arasında (haram
veya helal olduğu) şüpheli olanlar vardır. İnsanlardan çoğu bunları bilmez. Bu durumda,
kim şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini de, ırzını da korumuş olur. Kim de
şüpheli şeylere düşerse harama düşmüş olur, tıpkı koruluğun etrafında sürüsünü
otlatan çoban gibi ki, her an koruluğa düşebilecek durumdadır. Haberiniz olsun,
her melikin bir koruluğu vardır, Allah'ın koruluğu da haramlarıdır. Haberiniz
olsun, cesette bir et parçası var ki, eğer o sağlıklı olursa cesedin tamamı
sağlıklı olur, eğer o bozulursa, cesedin tamamı bozulur. Haberiniz olsun bu et
parçası kalptir." [Buharî,
İman 39, Büyû 2; Müslim, Müsakat 107, (1599); Ebu Davud, Büyû 3, (3329, 3330);
Tirmizî, Büyû 1, (1205); Nesâî, Büyû 2, (7, 241).]
*Bir kamu kuruluşu, işletme ya da vakıf tarafından bir eğitim kurumu, şirket ya da kişiye verilen karşılıksız paradır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder