Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde bulunan bir Mesleki ve Teknik
Anadolu lisesinde ders işlemeye çalışan bir öğretmenin trajikomik görüntülerini
izlemiş olmalısınız. İzlememişseniz izleyin ki gidişatımızı, öğretmenlerin
hâl-i pürmelâlini, bizi bekleyen tehlikeyi, eğitim ve öğretimin serencamını
görelim. Görelim ki ne yapacağımızı, bu gidişata nasıl dur dememiz gerektiğini
düşünelim. Yoksa gidişatımız felaket!
Televizyon ve internet gazetelerinin "Çorlu'da bir
lisede skandal görüntüler... Öğrencilerin çektiği skandal görüntüler... Ders
anlatmaya çalışan öğretmenleriyle alay ettiler..." başlığıyla verdikleri
videoyu izledim. Öğrenciler tarafından çekilip sosyal medyada paylaşıma sunulan
görüntüdeki sesleri ve konuşulanları anlayamadım. Çünkü çekim kötü olduğu için
anlaşılmıyor. Fakat görüntü, sınıfta olup-biteni anlatıyor. Tahtada ders
işleyen öğretmenin yanına kırmızı giyimli bir erkek öğrenci geliyor. Öğretmenin
kravatına, karnına dokunuyor; elini kulağına götürüyor, sonra öğretmenin
arkasına geçerek öğretmenini kucakladığı gibi havaya kaldırıyor ve -sanırım-
kapının yanındaki çöp kutusunun yanına öğretmenini bırakıyor. Derste alayın her
türlüsü işlenirken sınıfta gülüşme, ıslık, bağırış ve çağırış gırla gidiyor. Başrolünü
kırmızı giyimli, başı kapalı öğrencinin oynadığı bu tiyatroyu, biri cep
telefonuyla çekiyor ve sosyal medyada paylaşıyor. İşin garibi, tüm bu olanlara
sınıftan kimse "Ne yapıyorsunuz?" demiyor. Öğrenciler tümden teşne bu
işe. “Hababam” filmleri bu görüntünün eline su dökemez.
Kimse –özellikle- yetkililerimiz, anne ve babalar, yazılı
ve görsel medya "Ne oluyoruz? Nereye gidiyoruz? Bu da ne böyle?"
demeye kalkmasın. Veya "Çorlu'daki lisede meydana gelen bu olay bireysel,
lokal bir olaydır" diyerek konuyu küçük görmeye kalkmasın. Hele basın,
"skandal görüntü" falan demesin. Aslında esas skandal olan bizim
bakış açımızdır. Çünkü okullarımızın çoğunda özellikle mesleki ve teknik
liselerin çoğunda benzerlerine sıkça rastlanan buna benzer olaylar bizim
eserimizdir. Bakmayın çoğunun basına yansımadığına. "Çocuklarımız öz
güvenli yetişecek, kimse onlara kızıp bağıramayacak, asla elini kaldıramayacak,
onların psikolojisini ve moralini bozamayacak. Çünkü onlar bizim her şeyimiz,
biz onlar için yaşıyoruz. Her kim özellikle öğretmenler, bu çocuklara kızıp
bağırır, kazara bir tokat atarsa ölümlerden ölüm beğensin" diyen bizleriz.
El bebek, gül bebek büyütülen, hiçbir sorumluluk verilmeyen, cezayı müeyyide
görmeyen bu korumacı çocuklar, az bile yapıyor. Kimse kusura bakmasın bu
gelmekte olan nesil bizim eserimizdir. Eserimizle ne kadar gurur duysak azdır.
Olayın geçtiği okul, bir meslek lisesi. Yeni adıyla Mesleki
ve Teknik Anadolu lisesi. Bir zamanların bir işlevi olan gözde okulları yani.
Şimdilerde yerlerde sürünüyor. Bu okulların bu hale gelmesindeki en büyük pay,
28 Şubat darbesini yapanlardır. İmam Hatip Liselerinin önünü keseceğiz diye
getirilen katsayı ucubesinin bir sonucudur. Katsayıda amaç, İHL'lerdi. Ama
torbaya tüm meslek liseleri katıldı. Sayelerinde tüm meslek liseleri yok oldu.
Bu okullar yeniden belini doğrultursa -ki mümkün değil- bilin ki eğitim ve
öğretimimiz düze çıkar. 28 Şubatı yapanlar, bu süreci destekleyenler, o gün
sadece İHL'lerin kapısına kilit vursalardı bu ülkenin eğitim ve öğretimine bu
kadar zarar veremezlerdi. Özellikle bu videoyu, 28 Şubatı yapanlar ve
savunanlar izlesin ki videoyu herkese izletip “Bakın biz, bu süreç bin yıl
sürecek dediğimizde bize gülüyordunuz. Görün ki eserlerimiz meyvesini verdi,
sizin haberiniz yok” desinler ve kına yaksınlar.
Toplum olarak biz “Bu öğretmenler yok mu? İşte eğitim ve
öğretimi bu hale getirenler bunlar” diye suçu sadece bir kesime atarak egomuzu
tatmin etmeye çalışalım, kendi yaptığımızı görmezden gelelim. Bu daha iyi
günlerimizdir. Öğretmen bu tip öğrencilere dişini sıkar, iyi-kötü dersini
işlemeye çalışır. Sonucunda birkaç dişini kırar, geçer gider. Yarın bu
çocuklar, toplum içine girecek. İşte o zaman görün curcunayı. Tüm dişimizi
kırsak yine kar etmez, haberimiz ola.
Bu görüntüleri izleyen kaymakam inceleme başlatmış. Sonuç
ne mi olur? Sınıf hakimiyeti yok diye öğretmenin yeri değiştirilir; öğretmen,
bir öğrencisine tokat attığından dolayı en azından dört ay hapis cezası alır;
öğretmeni kucaklayıp ayağa kaldıran, videoya alan ve sosyal medyada paylaşan
öğrenciler küçük bir disiplin cezası alır olur biter. Yetkililerimizden
isteğim; öğretmene ne yaparsanız yapın, ister görevden el çektirip
öğretmenliğine son verin. Yerine sırada bekleyen birini alırsınız. Ayrıca
öğretmenle dalga geçilmiş, psikolojisi bozulmuş. Bunu düşünmeyin. Zira
öğretmenin psikolojisi mi olur? Ama öğrencilerimizin morali bozulmasın. Yeter
ki onları mutlu edelim. Zaten istediğimiz de bu değil mi? Baksanıza
çocuklarımız, oynadıkları tiyatro ile ne güzel eğlenmişler. Yine bu çocuklar
iyiymiş. Ya Ödemiş’te öğrencileri tarafından öldürülen müdür gibi bu öğretmeni
de öldürselerdi ne olurdu? Maazallah! Bir de çocuklar ıslah evine gidecekti.
Buna da şükür hele!11/02/2018, Ramazan Yüce, Konya
* 12/02/2018 günü Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder