Araba kullanmayı ve sürmeyi pek sevmem. Şoförlüğüm de iyi
değil zaten. Hele arka arkaya gitmek ve aracı park etmek işkence mi işkence
benim için. Bugüne kadar nizami bir şekilde park ettiğim hiç vaki değil. Bu
yüzden zorunlu olmadıkça gideceğim yere aracımla gitmem. Ya yürür, ya toplu
taşıma araçlarını kullanır, ya da gideceğim yöne gidecek olan eş-dost olursa
onların himmetine sığınırım.
Arabayı garaja koyduğum zaman günlerce içeride kalır,
çıkardığım zaman da kolay kolay içeriye koymam. Çünkü girdirmek ayrı bir dert. Bir de iki kişi kullandığımız için ilk koyan çıkması gerektiğinde arkadaki
aracı da çıkarmak gerekiyor. Tatil dönemi ara ara kullanırım diye arabayı
garaja koymadım. Aracı evin önüne koyarken kapısı duvara değmeyecek şekilde mesafeli bıraktım.
Sabah kalktım, arabama yukarıdan baktım. Sileceklerden
birinin kaldırılmış olduğunu gördüm. Acaba trafik polisi, Konya trafiğini halletti
de apartmanın bahçesindeki araçları mı hale yola koymaya başladı diye düşündüm. Az sonra ekmek
almaya giden çocuğum, arabanın üzerine bırakılmış aşağıdaki notu getirdi.
"Sayın araç sahibi!
Aracınızı lütfen geçişi engelleyecek şekilde park etmeyin.
Garajı kullanmıyorsunuz bari kullananların giriş-çıkışını zora sokmayın.
Komşuluk hakkına riayet etmenizi rica ediyorum." Prof.
Dr….
Komşum ne ara geldi? Aracını garajına koyduğuna göre demek
ki geçebilmiş benim aracımın yanından. Ama yine de dikkatli geçmesine sebebiyet
verdiğim için komşum yerden göğe kadar haklı. Bundan sonra içi rahat olsun. Komşuluk hukukuna titiz
bir şekilde riayet ederim. Kendisine verdiğim rahatsızlıktan
dolayı özür dilerim. Hakkını helal etsin. Buradan helallik diliyorum. Zira
benim onda, onun da bende telefonu yok. Şimdi görsem, "Bu kimdi" diye tereddüt ederim. Suç bastırmak gibi olmasın, yaptığımı mazur gösterme gibi
bir niyetim yok. Mademki komşum, komşuluk hakkına riayete önem veriyor ve bana bunu hatırlatıyor.
Komşuluk,
sadece arabanın geçişini zorlaştırmada hatırlanmaz. Komşu dediğin birbirinin
külüne muhtaçtır. Bir defa komşu, baktı ki geçmekte zorlanabiliyor, “Komşu
aracınızı çekebilir misiniz, geçemiyorum” diye komşusunun ziline
basabilmelidir. Ayrıca komşusuna, “Sayın araç sahibi” diye hitap etmez, ismiyle
hitap eder. Notun altına prof. unvanını yazmaz. Zira burası ne bilimsel bir
platform, ne de üniversite kampüsü. Sadece ismini yazması, ya da yan taraftaki
komşun demesi yeterli idi. Ayrıca garaja araba koymak için ortak olarak
kullanılan bahçenin toz, toprak, gazel, kağıt vb nedenlerle temizlenmesi
gerektiğinde bahçenin temizliğini ya sırayla yapmalı, ya da gönüllü yapana
teşekkür etmeyi bilmeli. Burada amme hizmeti yapılmıyor. Ayrıca bir komşudan
komşuluk hakkı bekleyen kişi, eğer o komşusu kendisinden sonra taşınmışsa evine
kadar gelip “Komşu! Hoş geldiniz, benim adım şu, ben de şu yan tarafta
oturuyorum, bir ihtiyacınız varsa kapımız her zaman açık” diyebilmeli. Yok, hoş
geldine gelemiyorsa en azından giriş ve çıkışta karşılaştığında dilinin ucuyla
da olsa “Hayırlı olsun” diyebilmeli. Yok, “Ben bir ev sahibi olarak asla bir
kiracıya hoş geldin demem, üstelik üniversite hocalığıma bu işler ters, ben
koskoca bir akademisyenim” diyorsa o zaman kimse komşuluk hakkına riayetten
bahsetmesin. Önce komşuluk hukukunun kendisini ilgilendiren kısmını yerine getirsin.
Aslında bu yazdıklarımı ben de üşenmeyip bir kağıda yazıp
komşunun arabasına sıkıştırmak istiyordum. Zira resmiyete resmiyet! Ama arabasını dışarıya park etmiyor.
Bu yüzden aynıyla mukabele edemiyorum. 06/02/2018, Ramazan Yüce, Konya
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder