16 Eylül 2016 Cuma

Emanetleri ne zaman ehline vereceğiz? **

On beş bin civarında değişik branşta öğretmenin ataması,  sözlü mülakat sonucuna göre ekim ayında yapılacak. Mülakata alınacak öğretmenin üç katı kadar öğretmen adayı çağrılacak. Adaylar müracaatlarını yaptı. Mülakata girmeye hak kazananlar sevinirken giremeyenlerin umudu bir başka bahara kaldı şimdilik.

Nerede mülakata girecek birini görsem yüzünde buruk bir sevincin yanında endişeli bir bekleyiş görüyorum. Çünkü önlerinde sözlü mülakat var. Mülakat demek torpil demek bir çoğunun gözünde. Adamını bulan atanacak, hakkımız yenecek, yine atanamayacağız düşüncesi hakim çoğunda. Mülakatta torpil olur mu olmaz mı bilemem ama genel kanaat bu şekilde. Başarılı olamayan çoğu kimse suçu kendisinde aramaktan ziyade belki de "Torpilliler alındı" mazeretinin arkasına sığınacaktır. Beyinlerimize kadar işlemiş bu gerçeklikten ve algıdan nasıl kurtulacağız? Bu torpil belasından kurtulmanın zamanı gelmeyecek mi?

Gençliğinin baharında olan bu gençlerdeki bu endişeli duruma mutlaka bir çözüm bulmamız gerekir. Hiç biri bir torpil peşinde koşmamalı, herkes hak ettiğini almalı. Kazanamayanın  "Ben hak etmedim" diyeceği bir sistemi bulmamız ya da bir güven ortamını sağlamamız lazım. Bir defa şunu söyleyelim. Geçmişten günümüze gelip geçen tüm iktidarların adam kayırmacılık, kadrolaşma ve torpil konusunda karnesi temiz değildir. Gerçi Sûi  emsal, emsal olamaz ama hepsinde o geçmişte yaptı, biz de yapalım mantığı hakim.  Birilerinin dur demesi gerekiyor. Yetkili biri ben dur diyeceğim dese kellesini onu oraya getirenler alır bir defa. O zaman ne yapacağız?

Yetkili kişiler eğer bu ülkeye bir iyilik yapmak istiyorlarsa adamına iş bulmaktan ziyade işe adam bulmanın objektif kriterlerini bulmak lazım. İşe nereden başlayalım derlerse mülakat için araya adam bulanlar, torpil yaptırmaya çalışanlar elenmeli ilk önce. Kendisine de "Girdiğiniz mülakatta başarılı olmak için falan kimseyi devreye koyduğunuz için mülakata girme hakkınız iptal edilmiştir" denmelidir. Mülakatı geçene "Şu kriterlere verdiğiniz cevaplar sayesinde başarılı oldunuz" şeklinde yazılı bir belge verilmelidir. Kazanamayana da "Şahsınıza sorduğumuz şu sorulara cevap veremediğiniz ve şu yönleriniz ehliyet ve liyakata uygun olmadığından kazanamadınız" diyerek yine belge verilmelidir. Mülakata girmeye hak kazanan kişilerin sözlüden önce güvenlik soruşturması yapılmalı. Bu kimselere de "Devletçe yasaklanan şu örgütlere üye olduğunuz tespit edildiğinden mülakata girme hakkınız iptal edilmiştir" denmelidir. Her şeyden önce insanımızın büyük çoğunluğunda komisyon adildi kanaati hakim olmalı. Mülakatı yapacak komisyona herhangi bir üstünden liste gelmişse komisyon o kişi hakkında suç duyurusunda bulunmalı ve bulunduğu görevden el çektirilmesi sağlanmalıdır. Aslında yazılı sınavlardan geçerli puanı alan öğrenci atanmadan önce uzun bir güvenlik soruşturmasından geçtikten sonra görev alabilmeli. Her görev alan kimse göreviyle ilgili periyodik denetimlerden geçirilmelidir.  Yok şartlar sözlü yapmayı gerektiriyor denirse o zaman adaletten, ehliyetten ve liyakattan uzaklaşmamak gerekir. Yoksa şuyuu bile vukuundan beter olan bu mülakatlar çok başımızı ağrıtacağa benziyor. Zaten bir türlü yükselemeyişimizin ve ilerleyemeyişimizin nedeni ehliyet şartına riayet etmediğimizden kaynaklanıyor. Eskiden insanlar liseyi bitirmemişse "Okuyamadım/okumadım. Benim hatam, bu yüzden bir yere giremedim" derlerdi. Şimdi herkes üniversite mezunu. Hepsi iş bekliyor. Kimsenin okuyamadım demesi de söz konusu değildir. Objektif bulunmayan bu sözlü mülakatlar yüzünden yakın zamanda toplumsal infialler ortaya çıkabilir.


Gelin kamuya adam alımında emaneti, ehliyeti ve liyakatı esas alalım. Gençlerin geleceğini yok etmeyelim. Adam kayırmacılık yüzünden birilerinin ahını almayalım, öbür dünyaya kul hakkı ile gitmeyelim. Her işe ehlini alarak peygamberin yolundan gittiğimizi gösterelim. Hani ne yapmıştı peygamber derseniz? O, Medine'ye hicret esnasında kendisine kılavuzluk yapsın diye kendisi bir Müşrik olan ama yol bilgisi mükemmel olan, işinin ehli Abdullah b. Uraykıt'ı almıştı rehber olarak. Peygamberin ümmetiyiz diyen bizler; işimize emanet, ehliyet ve ehliyetle başlayalım. Öbür dünyada işimizin kül olacağı perşembenin gelişi çarşambadan belli değil mi zaten? 

Not: Torpil ve rüşvet konusunda Abdurrahman DİLİPAK'ın 15/09/2016 tarihinde Yeni Akit gazetesinde yayımlanan "Hamil-i kart yakinimdir" başlıklı yazısını okuyabilirsiniz. 16/09/2016

* 24/09/2016 tarihinde kahtasöz gazetesinde yayımlanmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Hünerimden Haberdar mıydınız?

Pek yetenekli biri olmasam da bu demek değildir ki her alanda beceriksizim. Övünmek gibi olmasın ama çoğu kişide olmayan ne cevherler var b...