19 Şubat 2019 Salı

"Sâtler olsun!"

Küçüklüğümde tıraş olmak için sıra beklediğimde tıraşı biten kişi berber koltuğundan kalkarken berber ve berber salonunda sıra bekleyenler "sâtler olsun...saatler olsun...saatlar olsun" derlerdi birbiri ardı sıra. Tıraş olan ise "sağ ol...sağ olun" diyerek cevap verirdi. Ne derler bu adamlar? Saatin ne işi var burada? Saatle tıraşın arasında ne gibi bir bağlantı olabilir? Niçin böyle derler? İşin yoksa düşün dur. Kimseye de bu saat ne alaka diye soramıyorsun. Çünkü bilmiyor musun, nasıl bilmezsin diyerek ayıplanmak da var bu işin ucunda. Zaten "saatler olsun" sözünü duyan hiç garipsemeyip cevap verdiğine göre herkesin bildiği bir şey olmalı. Tamam, herkes biliyor ama işin doğrusu saatlar mı, saatler mi yoksa sâtler mi? Hangisi? Bil de göreyim ya da sor da göreyim?

Küçüklüğü atlatıp biraz büyüyünce kafama takılan ama kimselere soramadığım saatlerin/saatların/sâtlerin doğrusunun ne olduğunu düşüne düşüne sonunda buldum. Sıhhatler olsun demekmiş bu kelimenin aslı ve doğrusu. Sağlık ve esenlik temenni ediliyormuş meğer saatler olsun derken. TDK'ya göre "Tıraş olan ve banyo yapanlara söylenen bir nezaket sözü" demekmiş. İçimden bir saatler olsun dedim bir de sıhhatler olsun dedim. Sıhhatler şeklinde telaffuz söylenişi biraz zor, saatler veya sâtler ise söylenişi daha kolay. Halkımız kolayına kaçmış. Söylene söylene halk nezdinde galatı meşhur olmuş ve kelimenin doğrusu ise garipsenir olmuş. 

Bugün çoğu kimse, kelimenin doğrusunun sıhhatler olduğunu bilmesine rağmen tıraş ve banyo olanı gördüğü zaman halk dilinde halen meşhur olarak kullanılan saatler olsun sözünü kullanmayı tercih etmektedir. Sadece sıhhatler olsun deyiminde değil, birçok kelimeyi biz kendi kolayımıza gelen şekliyle kullanmayı yeğlemiş ve yanlış üzere neredeyse ittifak ederek anlaşma yoluna gitmişiz. Başka örnek verelim. Mesela halk arasında "allem" kullanılır. Bunun aslı ve anlamı, "Allahü a'lemu" olup "Allah en iyisini bilir" demektir. "Ne görüyorsun" anlamında "nörün, nöğrün, nöğürün" deriz. Kelimeyi yerli yerince kullanmama sadece bizde değil, başka milletlerde de var. Mesela Irak'ta bulunan Samerra şehri, ilk kurulduğunda güzelliğinden dolayı "görenin hayran kaldığı şehir" anlamına gelen "sürra men raâ" nın Samerra şeklinde kullanılmasından ibarettir.

Saatler olsun, nöğrün, allem, Samerra kelimelerinde olduğu gibi kelimelerin aslını kullanmaktan ziyade telaffuzu kolay olanı  kullanmayı tercih etmişiz. Daha nice örnekler var bu şekilde. Gördüğünüz gibi kelime ve deyimleri ne hale getirmişiz. Kızıyor muyum bu kullanımlara? Asla. Mevzubahis olan konuşma dili, yazı dili değil. Mühim olan meramımız, muhatabımız tarafından anlaşılıyor mu? Önemli olan bu. Konuşma dilinde kullandığımız yanlış kullanım, yanlış anlaşılmıyorsa o doğrudur. Çünkü asıl olan anlaşmadır. Gerisi teferruattır. Ne diyelim? Tüm derdimiz bu olsun. Allah başka keder vermesin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder